Makaleler

EGO KÖRLÜĞÜ

FaceBook  Twitter  

 ''Ne kadar çok bilgi o kadar düşük ego, ne kadar az bilgi o kadar yüksek ego...''

  Albert Einstein


Gelmiş geçmiş en zeki insan olarak kabul edilen Einstein’ın ifade ettiği gibi bilgi düzeyi arttıkça ego azalır ki egonun, en fazla eğitim ve kültür düzeyi düşük insanlarda görülmesi tesadüf değildir. Yaşamımızda bizi yöneten önemli bir olgudur ego. Kimi zaman içimizdeki savcı edasıyla, kimi zaman nüfuz, makam, mevki ve paranın gücünü kullanan “ihtiraslı kişilik” imajıyla ilişkilerimizi yönlendirir, sürekli kontrol eder, sorgular. Bu nedenledir ki, egonun bu baskılayıcı, kontrol edici, frenleyici, yaşamımızı karartan olumsuzluklarından arınmak yaşamımız için çok ama çok önemlidir. Çevremizde yol verme kavgasından cinayetler işlendiğini, sudan sebeplerle birçok evliliğin sona erdiğini duyuyoruz. Bu nedenledir ki ego körlüğü olarak tanımladığım bu çok sert, katı, kalıpçı, sabotajcı baş aktör, yaşamımızı nasıl zehir eder ya da neler yapmamıza engel olur? Ego körlüğü yaşayanlar nelerle mücadele etmek zorunda kalırlar, aşağıda sıralanmaktadır.
  

 

  • Ego körlüğü yaşayanlar genelde zorla, diğerlerini baskılayarak kendilerini ispat etme kaygısını yaşarlar. Çünkü yaşamları boyunca eksik kalan ruhlarını tamamlamak için zorlamayla kendilerini kabul ettirmeye ihtiyaç duyarlar.
  • Amaçlarını gerçekleştirmek için kendilerini mağdur olarak göstermek onlar için hiç de zor olmaz.
  • Sürekli biat ve itaat isterler. İtiraz ve eleştiriyi asla kabul etmezler, bunu kişiliklerine saldırı olarak görürler.
  • Empati yapmazlar. Haksızlığa uğrayan, mağdur olanın sadece kendileri olduğunu düşünürler, buna inanırlar da.
  • Dinlemezler ama sürekli başkalarının kendilerini dinlemelerini hatta anlamalarını isterler.
  • Yaratıcılıkları yok denecek kadar azdır.
  • Genelde baskın karakterdedirler.
  • Farkındalıkları; yolda yürürken bir ağacın dalındaki dünyanın en güzel kuşunu göremeyecek kadar azdır.
  • Makam, nüfuz, mal, mülk, para gibi dışsal referanslar onlar için çok önemlidir.
  • İş yapış şekli ya da düşüncelerine karşı yapılan eleştirileri asla kabul etmez, bunu anında kişiselleştirirler.
  • Genelde çok kibirlidirler, gururları çok çabuk incinir.
  • Sürekli haklı olma ihtiyacı hissederler. Bu nedenle de çok kolay suçlarlar, mazeret bulurlar.
  • Değersizlik ve yetersizlik kaygıları çok yüksektir, bunu değişik şekilde bastırmaya çalışırlar.
  • Genelde mutsuz bir çocukluk dönemi geçirmişlerdir.
  • Yaptıkları yanlışı kabul etmeyi zayıflık olarak gördüklerinden kolay kolay özür dilemezler.
  • İletişimi çok kolay koparabilirler, asla affetmezler.
  • Kendilerini beğenmekten ve onaylanmaktan büyük haz duyar, buna fazlasıyla ihtiyaç da duyarlar.
  • Sürekli eleştirir ve çok kolay yargılarlar, genelleştirme yanılgısını çok fazla yaşarlar.
  • Benmerkezcidirler, olayların ve gündemin dışında kalmak onları çok rahatsız eder.
  • Ruhlarına sevgi yerine korku hakimdir ve korkuyu da en etkili şekilde başkalarına karşı kullanırlar.
  • Enerji vampirliğinde oldukça başarılıdırlar.
  • Kendilerini gerçekleştirmemiş kişiliklere sahiptirler ve genelde yüzlerinde sürekli maskeyle dolaşırlar.
  • Saplantılı ruhları onlara sürekli acı çektirir.
  • Kendilerini dünyanın en vicdanlı insanı gibi gösterseler de nefisleri her zaman vicdanlarına üstün olan taraftır.
  • Haklı çıkma kaygılarını hafifletmek için her daim gerekçeleri hazırdır.
  • İş yaşamında  başarı için gerekirse astlarını büyük ustalıkla çatıştırabilirler, bunun için her yolu deneyebilirler.
  • Çok küçük düşünürler, dünyaları gerçekten de küçüktür.
  • Değişimden, tahmin edemedikleri koşullardan nefret ederler. Farklılıkları, kendileri gibi düşünmeyenleri asla sevmezler. Kontrol kaygısı en şiddetli yaşadıkları bir kaygı türüdür.
  • İktidar hırsları çok yüksektir. Bunun adına her şeyi yerle bir etmekten asla kaçınmazlar.

Kısaca ego körlüğü, insanları güvensizliğe, korkuya, haklı çıkma kaygısına, sürekli kontrol etmeye, tetikte yaşamaya sürükler, bunun sonu da mutsuzluk ve huzursuzluktur.

Peki bu nevrotik rahatsızlıktan kurtulmak için neler yapılabilir? Zor olsa da ego körlüğünden kurtulmak mümkün müdür? İşte yaşamımızı zehir eden bu rahatsızlıktan kurtulmak için küçük ama etkili tavsiyeler…

  • Kendiniz olun, yüzünüze yapışan maskeleri atın, içinizden geldiği gibi yaşayın.
  • Mutluluk için büyük hedefler koymak yerine küçük mutluluklarla yaşamınızı zenginleştirin, anda kalıp farkındalığınızı arttırın.
  • İkili ilişkilerinizde egonun en çok sevdiği “ben” kelimesi yerine sen ya da biz kelimelerini kullanın, değişimi fark edeceksiniz.
  • Ego rutinleri çok sevdiğinden; rutinleri bırakın, çılgınca şeyler yapın, güne farklı şekilde başlayın, mesela işe sabahları dişlerinizi sol elinizle fırçalayın, işinize farklı yoldan gidin.
  • Kendinize yeni yaşam alanı yaratın. Düzenli olarak zaman ayıracağınız bir hobiyle ilgilenin..Spor yapın, dans edin, enstrüman çalmaya çalışın, resim yapın, seramikle uğraşın mesela…
  • Başkalarından beklentilerinizi minimize etmeye çalışın.
  • Haklı olma kaygısından sıyrılıp mutlu olmaya bakın.
  • Kendinizi ve başkalarını suçlamaktan vazgeçin.
  • Korku ve kaygılarınızdan arının, bol bol meditasyon yapın, egonun sabotajlarının nasıl azaldığını göreceksiniz. Açık havada oksijeni ciğerlerinize ve beyninize doldurun, çıplak ayakla sahilde, çimlerde gezin, kontrolü egodan alın. Emin olun bundan çok rahatsız olacaktır.
  • Gösteriş için değil içinizden geldiği için iyilikler yapın, küçük bir çocuğun gözlerindeki mutluluğu görmeye çalışın.
  • “Elalem ne der” girdabına takılmayın, içinizden geldiği gibi yaşayın. Doğayla içiçe olun, ağaçlara sarılın, çamurda yuvarlanın, yağmurun altında ıslanın. Önemli olan başkalarının beklentileri değil sizin ne istediğinizdir.
  • Gülümseyin! Bunun nasıl bulaşıcı bir sağlık durumu olduğuna siz de hayret edeceksiniz.
  • Kendi içinize yönelin ve huzuru orada arayın. Göreceksiniz, en güçlü masumiyeti ve sığınağı kendi içinizde bulacaksınız ki bunu meditasyon yaparken de deneyimleyebilirsiniz.
  • Unutmasanız da mutlaka affedin, bu sizi inanılmaz hafifletecektir.
  • Egonun en çok sevdiği “başkalarıyla karşılaştırma” hezeyanına düşmeyin. Şikayet etmek yerine elinizdekilere şükredin, yaşamınızda çok şeyin değiştiğini göreceksiniz.
  • Düşünce kalıplarınızı değiştirin. Mesela en sevdiğiniz kıyafetinizden ya da mobilyanızdan vazgeçin. Göreceksiniz birden hafifleyeceksiniz.
  • İçinizdeki çocuğu öldürmeyin, yaşatın, çünkü uzun zamandır unuttuğunuz “saf neşe durumu” bu çocuğun yaşamasına bağlı.
  • Ve tabi ki en önemlisi de sevgiyi şarta, zamana, mekana bağlamayın. Unutmayın yaşamdaki en büyük ve en etkili enerji “sevgi enerjisidir”. Osho’nun dediği “Ego bir buzdağıdır; onu erit. Onu, derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel…”

Egosuz, sevgi, huzur, mutluluk ve farkındalık dolu bir yaşam dileğiyle…



Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün450
Dün1017
Bu Hafta3392
Bu Ay18083
Tümü117518
Ana Sayfa