Makaleler

AB'ye Neden Karşı Değilim ?

FaceBook  Twitter  

Türk milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir. 

                                                                                         Mustafa Kemal ATATÜRK


Ulu önderimizin ifade ettiği gibi; ülkemizi her yönüyle muassır medeniyet seviyesine yükseltmek amacından yola çıkarak Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğine neden karşı olmadığımı gerekçeleriyle birlikte ifade etmekte yarar görüyorum...
Ülkemizin Asya ve Avrupa arasında önemli bir kültür elçisi olacağını, bunun da dinler,milletler ve kültürler arası çatışmaları, terörizmi engeleyeceğini düşündüğüm için AB’ye karşı değilim.
Sürdürülebilir ekonomik kalkınma  için arap ülkelerinin değil, Avrupa Birliğinin model oluşturacağını düşündüğüm için AB’ye karşı değilim.

AB standartları çerçevesinde öngörülen etkin denetim sistemleri sayesinde kayıtdışı ekonominin sınırının daralacağı, yolsuzlukların azalacağını düşündüğüm için AB’ye karşı değilim.

Avrupa Birliği ülkelerindeki bebek ölümlerinin göreli olarak çok daha az olduğu  ve bu konuda da Avrupa Birliğini model olarak almamız gerektiği için  AB’ye karşı değilim.
Gelir dağılımı adaletsizliğinin ülkemize göre  AB ülkelerinde çok daha az olduğu ve tam üyelik sürecinde bu konuda ciddi bir düzelme beklediğim için AB’ye karşı değilim.
10 milyon kişinin açlık sınırında, 20 milyon kişinin ise yoksulluk sınırında olduğu ülkemizde, müzakere sürecinde sosyal devlet olma yönünde önemli adımlar atılacağına inandığım için AB’ye karşı değilim.
Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik sistemi gibi alanlarda üyelik sürecinde aşama kaydedileceğini ,eğitimsiz insan kalmayacağı, yoksul insanların hastane kapılarında ölmeyeceği yönünde bir umut taşıdığım için AB’ye karşı değilim.
AB’ye üyelik sürecinde demokratikleşme ve insan haklarına daha çok önem verileceği ve bu konularda olumlu gelişmeler kaydedileceğini düşündüğüm için AB’ye karşı değilim.
Tam üyelik sürecinde; AB istihdam politikasının  özünü oluşturduğu şekilde ülkemizde fiziki sermaye kadar beşeri sermayeye de gereken önemin verilmesi suretiyle nitelikli işsizlere yeni istihdam olanaklarının açılacağını, yüzbinlerce işsiz üniversite mezununun iş kaygısını bugünkü kadar yaşamayacağı, artık eskiden olduğu gibi ahbap çavuş ilişkisinin işe uygunluk kriterleri arasında ilk sırada olmayacağı, kariyer planlamasının da “ilişkiler”e göre belirlenmeyeceği  yönünde umudumu taşıdığım için AB’ye karşı değilim.
Üniversitelerimizin; yayımlanan makale, yapılan bilimsel çalıma ve projeler bazında, AB üyesi ülkelerdeki üniversitelerle boy ölçüşebilecek düzeye ulaşabileceklerini düşündüğüm için AB’ye karşı değilim.
Kurumların artık siyasi/keyfi kararlarla yönetilmeyeceği, AB’ye uyum aşamasında verimlilik odaklı kurumsallaşma sürecini yaşamak durumunda kalacaklarını düşündüğüm için AB’ye karşı değilim.
Tam üyelik sürecinde toplumsal denetim sisteminin özünü oluşturan sivil toplum ve örgütlenme ağının gelişmiş ülkeler düzeyine çıkacağını düşündüğüm için AB’ye karşı değilim.
Kısacası ülkemizin tam üyelik sürecinde refah düzeyinin yükseldiği, hızla kalkınan, çağdaş bir ülke haline geleceği umudunu taşıdığım için AB’ye karşı değilim.
Bununla birlikte hernekadar AB’ye neden karşı olmadığımı gerekçeleriyle yukarıda belirtmiş olsam da eğer;
AB’ye tam üyelik hedefiyle aday olan ülkemiz için müzakere sürecinde sözkonusu tanımın “imtiyazlı ortaklık”  yada benzeri bir şekilde değişmesi durumunda,
Ülkemizin üniter yapısıyla ilgili federasyon yada benzeri bir sistem değişikliğine gidilmesi yönünde AB tarafından bir baskı, dayatmayla karşılaşılması durumunda,
Demokratikleşme ve insan hakları adı altında etnik ayrımcılık, milliyetçiliğin desteklenmesi yada bunlara uygun model ve düzenlemelerin dayatılması durumunda,
Sözde ermeni soykırımının kabulünün AB’ye üyelik şartı olarak önümüze getirilmesi durumunda, Kıbrıs sorununun çözülmemesi yönündeki gayretleri kanıksanan Kıbrıs Rum kesiminin baskıları sonucunda BM nezdinde bu sorunun çözülmeksizin, GB ek protokolünün imzalanması dışında Kıbrıs Rum Devletinin tanınması ve limanların Rumlara açılmasının da üyelik şartı olarak dayatılması durumunda
Ve AB’ye üye olmak uğruna ülke onurumuz başta olmak üzere birçok tavizin verilmesi eğiliminin yaşanması durumunda
AB’ye neden karşı olduğum fikri daha ağır basacaktır.

Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün467
Dün1017
Bu Hafta3409
Bu Ay18100
Tümü117535
Ana Sayfa