Makaleler

Uzlaşma ve Zıtlaşma

FaceBook  Twitter  

Gündemimizi meşgul eden 2 kavram üzerinde durmak istiyorum. Uzlaşma ve zıtlaşma...
Uzlaşma; mutabakat, konsensüs, anlaşma, uyuşma...İki ya da daha fazla tarafın beklentilerinin ortak bir noktada, asgari müştereklerde buluşması anlamına gelmektedir.
Zıtlaşma ise iki ya da daha fazla tarafın beklentilerininin uyuşmaması, asgari müştereklerden uzaklaşması dolayısıyla anlaşamama demektir.

Uzlaşma sevginin bir yansıması, zıtlaşma ise nefretin....
Uzlaşma elini uzatmak, zıtlaşma ise yumruğunu sıkma, meydan okuma...
Uzlaşma beraberinde huzuru getirirken, zıtlaşma huzursuzluk ve kaosu getirir...
Uzlaşma yakınlaşmaya,  zıtlaşma kutuplaşmaya neden olur...
Uzlaşmanın pozitif enerjisi bütün topluma, hatta evrenimize olumlu bir şekilde yansırken, zıtlaşma sonucunda nefret tohumlarının ekilmesiyle, düşmanlıklar artar...
Uzlaşma ışığı tüm kalbimizi ve zihnimizi aydınlatırken, zıtlaşma karanlıklara gebedir.
O halde neden uzlaşma yerine zıtlaşmayı tercih ederiz...Zıtlaşmadan elde edeceğimiz fayda, uzlaşmadan elde edeceğimiz faydadan daha mı çok?..Hiç sanmıyorum...Asıl şunun hesabını yapmalı bence...Uzlaşmanın ortaya çıkaracağı fayda ile zıtlaşmanın getireceği zararı karşılaştırmalı..
Tarih boyunca ülkelerdeki zıtlaşmalar, meydan okumalar, insanlığa savaş, kan, zarardan başka ne kazandırdı ki halen bundan çıkar sağlamaya çalışalım..
Zıtlaşma ancak ülke çıkarı sözkonusu olduğunda, olağanüstü durumlarda bir strateji aracı olarak uygulanabilir ama bunun dışında bireyler arasında, ülke içindeki zıtlaşma, yarardan çok zarar getirecektir kuşkusuz...
Mutlaka bir tarafın kazanmasını beklemek, diğer tarafın kaybetmesi sonucunda toplam kazancın sıfır olduğunu da göstermez mi. Neden sadece ben, biz kazanacağız, kazanmalıyız diye bakarız da birlikte kazanalım diye bakmayız olaylara...Evet belki de ben kazanırım peki ya sonra...Bu kazanç mutlak bir kazanç mıdır ve de devamı gelir mi? Karşı tarafın kaybetmesi benim kısa vadeli çıkarlarıma uygun olsa da uzun vadeli nekadar yararı olur? Salt kendi çıkarlarımızı ön planda tutmak, bencilliğin savunulması, bizleri ne kadar insan yapar ya da uzaklaştırır hiç düşündünüz mü? Maddiyat/kariyer beklentileri herşeyden daha mı önemlidir, yoksa herşeyin maddiyat/menfaat demek olmadığı gerçeğini bilmiyor muyuz? Bütün bunların düşünülüp, muhasebesinin yapılması gerektiği kanaatindeyim...
Zıtlaşarak, karşı tarafın ya da tarafların kaybetmesiyle elde edilen kazançların insanı gerçek anlamda mutlu etmeyeceği görüşündeyim...Tabiki olaya sadece maddi,ticari kazanç olarak bakılmaması gerekir. Toplumsal konsensüs sağlanamamış bir tarafın elde ettiği siyasi kazançların da toplumsal huzura hizmet etmeyeceğini düşünüyorum... Bir ailede kardeşlerden birisinin kazanması, diğerinin ise kaybetmesi ailenin kazancı mıdır? Belki bunun yansımalarını kısa sürede görmemiz mümkün olmaz ancak orta ve uzun vadede aile olarak bunun maliyetini fazlasıyla ödememiz durumunda uzlaşmanın önemini daha iyi anlayacağımızdan hiç kuşkum yok...Eninde sonunda bizleri kutuplaşmaya kadar götürecek bu anlayıştan, bildiğini okumaktan, meydan okumaktan, tahakkümden,  toplum olarak yarardan çok zarar göreceğimiz, bu anlamda siyasi zıtlaşmaların, uzlaşmamanın maliyetini toplum olarak fazlasıyla ödeyeceğimiz bir süreci yaşıyoruz...

Geçmişte bunun acı tecrübelerini fazlasıyla yaşamış milletin bir ferdi olarak; bireysel zıtlaşmaların etkisinden çok daha ağır hissedeceğimiz siyasi zıtlaşmaların ülkemizi kaosa sürüklememesini, farklı görüşlerin, çatışmaların demokratik çerçevede uzlaşmayla sonuçlanmasını diliyor ve yazımı ünlü şairimiz Nazım HİKMET'in Davet adlı şiirinden çok anlamlı şu sözleriyle bitiriyorum."Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine bu hasret bizim…”

Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün413
Dün1533
Bu Hafta1946
Bu Ay18258
Tümü200487
Ana Sayfa