Makaleler

Eflatundan Günümüze Erdem

FaceBook  Twitter  

Felsefe tarihine adını altın harflerle yazdıran, “idealist felsefenin” mimarı Eflatun (D. M.Ö. 427 - Ö. M.Ö. 347) yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği bilgi ve donanım ile gerçek bir ahlakçı olarak yetişerek, bu kuramları da etik ağırlıklı düşünce modeli çerçevesinde irdeleyerek geliştirmiştir. Eflatun'a göre felsefenin asıl amacı, insanların mutluluğu  ve yetkin bir yaşamın inşa edilmesidir. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir hayat sürdürmekle elde edilebilir. Gerçekten de çevremizde, bencillikten ruhları kararmış, çıkarcı insanlara, amaçları için her aracın mübah olduğunu düşünen makyevelistlere baktığımızda, bu insanların gözlerini maddi hırsların bürüdüğünü, paylaşımdan uzak sevgisiz yaşamlarında yalnız ve mutsuz olduklarını açık şekilde görmekteyiz.

Eflatuna göre erdemin temeli; “bilgi”, güvencesi  ise; “ölümsüzlük”tür. Eflatun Sokrates'in "bilgi erdemdir." tezini daha bir derinlemesine irdeleyerek geliştirmiştir. İnsanlar erdeme, bilgelik, cesaret, ölçülülük ve adaletle ulaşırlar. O’na göre; "İYİ; doğru bir yaşamın kesin ölçütü ve amacıdır...” Eflatunun bu değerli görüşleri çerçevesinde, sevginin kalpleri, bilginin ise zihinleri aydınlattığı gerçeğiyle sevgi ve bilgi dolu insanların aynı zamanda erdemli insanlar olduklarını söylemek yanlış olmaz sanırım. Bu anlamda ahlaklı bir kişinin tek isteği, maddi çıkarlardan daha çok maneviyata yakın olmaktır. İyi niyetli insanları diğerlerinden ayıran en önemli özellik de bu niyetlerin doğrudan davranışlara ve diğer insanlara yansıtıldığı doğru bir yaşamdır. Ben bu anlamda insanın niyetiyle yaşamı arasında önemli bir bağlantı olduğunu düşünüyorum.

Erdem ne rasyonel ne de fonksiyonel bir olgudur. Örneğin yardımseverliğin rasyonel bir yaklaşımla açıklanamayacağı açıktır.Ahlaklı davranışlarımız, yaşam tercihinin ya da yaşam felsefesinin bir fonksiyonu değildir. Bu davranışlar, felsefi veya siyasi tercihlerin bir eseri olmaktan çok çocukluk dönemindeki yetişme tarzı ve öğretilerin bir sonucudur. Bir kimse eğer küçük yaşlarda, verdiği sözleri yerine getirmeye, başkalarına yardım etmeye, yalan söylememeye, insanları sömürmemeye, paylaşmaya empoze edilmişse yıllar sonraki yaşam felsefesi ve siyasi tercihi ne olursa olsun bütün bu öğretiler, insanın karakteristik özellikleri olarak yaşamı boyunca kalıcı olacaktır. Erdemli yaşam, rasyonel, sistematik ve fonksiyonel değildir ama bunun istisnası pragmatik insanların “erdemli insanmış” gibi davranarak amaçlarına ulaşmaya çalışmalarıdır ki bu da gözardı edilmemelidir.

 

Din ve ahlakı birbirine karıştırmamak gerekir. Şöyle ki; Kuran-ı Kerim’de Meryem Suresinin 60.ayetinde de belirtildiği gibi; “Ancak tövbe eden, inanan ve iyi işlerde bulunan müstesna. Bu çeşit kişiler cennete girerler ve hiçbir hususta zulüm görmezler.” Yani tövbe edip, inanmak yetmemekte, aynı zamanda ahlaklı olmak da gerekmektdir...Yine Kuran-ı Kerim’de; “Siz sevdiğiniz şeylerden Allah rızası için başkalarına harcamadıkça gerçek erdemliliğe ve hayra ulaşmış olamazsınız.” (Al-i İmran: 3/92) “Ey iman edenler, kazandığınız güzel şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz ürünlerden başkaları için harcayın ama harcama için utanma ve iğrenmeden dolayı göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri seçmeyin.” (Bakara: 2/267) şeklinde açıkça belirtildiği üzere ahlaklı olabilmek ve iyiyi elde edebilmek için iman etmek yeterli değildir. İnsanların sahip olduğu varlıklarını paylaşması, hayır işlerine aktarması da gerekir ki bu anlamda erdemliliğin öncelikli olduğu tartışılmazdır. Yani öncelikle ahlaklı ol ki Allah nezdinde duaların kabul olsun, ibadetin de yerini bulsun..Bir insan eğer dürüst değilse, insanları kandırıyor ve kullanıyorsa, ne kadar ibadet etse de yarar sağlamaz diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben ahlaklı bir ateisti, ahlaksız bir dindara tercih ederim. Günümüzde bunun örnekleri fazlasıyla görülmektedir. Kendilerini dindar gösterip ahlak yönünden zayıf insanlar olabileceği gibi dini inançları zayıf olduğu halde, başkaları için her türlü fedakarlığa ve çalışmaya, yardımlaşmaya, paylaşmaya hazır insanlar da olabilir. Bu çerçevede doğru insan için ölçütün dindarlık değil erdemlilik olması gerektiğini düşünüyorum ki Anadolu kültürüne damgasını vurmuş olan Mevlana da; “Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol, şefkat ve  merhamette güneş  gibi ol, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol, hoşgörülükte deniz gibi ol, ya olduğun gibi ol, ya da göründüğün gibi ol.” derken dinin değil erdemliliğin faziletlerinden bahsetmektedir. Yine bu düşünceleri destekleyen yazarlardan RUSSEL GOUGH, "Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında der ki: "Doğru  ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli  bağlantı; doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır. Eğer karakter gelişmemişse tahsil işe yaramıyor. Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alanlar, vatanı çıkar uğruna satanlar, maç satanlar,şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini hakir görüp aşağılamaklayükseleceklerini zannedenler hep tahsilli bireylerdir..." Yani erdemli davranışların kendisine yararı olmayacağını düşünen bencil bir insan istediği kadar eğitim alsın, akademik kariyerini profesör unvanıyla tamamlamış olsun her daim objectivizmi hümanizme tercih edecektir ki bu yönde Roosevelt de;"Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır…'' şeklinde ifade etmiştir.

 Kısa yoldan köşe dönmeyi, başkalarının sırtından geçinmeyi yaşam biçimi haline getirenlerin, üretmek yerine tüketmeyi tercih edenlerin, bilgi yerine paranın gücüne inanan ve bunu büyük bir zevkle kullananların, rüşvet ve iltiması marifet sayanların nüfusunun önemli bir kısmını oluşturduğu, dürüst insanların ise enayi olarak görüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Yalnızca %5'inin kitap okurken diğer %95'inin ise amcasını yengesiyle aldatıp aynı zamanda kuzenini de ayarttığı bir aşk ilişkisini konu alan diziyi büyük heyecanla izlediği ahlaki dokusu hızla bozulan toplumun bir ferdi olarak Eflatun ve Mevlanadan öğreneceğimiz daha çok şey olduğunu düşünüyorum...

Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün466
Dün1017
Bu Hafta3408
Bu Ay18099
Tümü117534
Ana Sayfa