Makaleler

Bankacılık Sisteminde Aktif&Pasif Yönetiminin Önemi ve Önceliği

FaceBook  Twitter  

I-AKTİF PASİF YÖNETİMİNİN TANIMI

Aktif Pasif yönetimi kısaca; Bankacılık risk ve likidite prensipleri referans alınarak maksimum bilanço karlılığı ve minimum risk hedeflenmek suretiyle, istikrarlı büyüme vizyonu çerçevesinde banka bilançosunun etkin şekilde düzenlenmesi, organize edilmesi, yönetilmesi ve planlanmasıdır.

 

II-AKTİF PASİF YÖNETİMİNİN AMACI ve ÖNEMİ

Basel Bankacılık Gözetim Komitesi, bankacılık gözetim ve denetiminde uluslararası işbirliğini sağlamak amacıyla G-10 ülkeleri Merkez Bankaları Guvernörleri tarafından, 1974 yılının Aralık ayında “Bankacılık Düzenleme ve Denetim Uygulamaları Komitesi” (Committee on Banking Regulations and Supervisory Practices) adıyla oluşturulmuştur. BIS(Bank for International Settlements) tarafından 1989’da yayımlanan, ülkemizde ise Şubat/2001’de uygulanmaya başlayan Basel I standartları risk ölçümünde yetersiz kaldığından, Haziran/2004’de Basel II nihai metni ile geliştirilmiş bankacılık risk yönetimi standartları oluşturularak yürürlüğe girmiştir. Ancak 2008 yılında ortaya çıkan küresel krizle birlikte ortaya çıkan ciddi finansal riskler, Basel II’nin yeterliliğinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu nedenle de Basel III kriterlerinin gerekliliği gündeme gelmiş ve bu kararlara ilişkin olarak öncelikle Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından taslak hazırlanmış, 12.09.2010 tarihinde ise Merkez Bankası Başkanları ve Denetim Otoritesi Başkanları toplantısında kabul edilerek nihai uygulama kararları yayımlanmıştır. Basel III kararları, Basel II'nin tamamen ortadan kaldırılması amacıyla değil ama 2008 yılındaki küresel krizde ortaya çıkan Basel II uygulamalarına ilişkin eksikliklerin bertaraf edilmesi amacıyla düzenlenmiştir. Basel III kapsamında yapılan en önemli değişikliklerden birisi bankaların sermaye yeterliliği hesaplamalarında kullandıkları sermaye tanımının değişmesidir. Yani Basel III kararları kapsamında bankaların riskli işlemlerine paralel sermayelerinin de arttırılması gerekmektedir. Bu da Basel II’ye göre daha fazla sermaye artırımını beraberinde getirecektir. Özellikle son finansal krizde Basel II uygulamalarının zayıf kaldığı likidite yeterliliği ve risk bazlı olmayan kaldıraç oranları gibi risk noktalarında Basel III ile yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerle birlikte; Bankacılık-finans sisteminin finansal ve ekonomik şoklara karşı direncinin arttırılması, risk yönetimi uygulamalarının geliştirilmesi, kurumsal yönetimin etkinleştirilmesi, Bankaların açık ve şeffaf bir şekilde kamuoyunu bilgilendirme özelliklerinin arttırılması amaçlanmaktadır.

Aktif Pasif yönetiminin önemi özellikle yakın geçmişte yaşanılan bankacılık krizi ve küresel kriz sırasında çok daha iyi anlaşılmış ve BDDK’nın kurularak sektörün disipline edilmesi sonrasındaki dönemde Türk Bankacılık Sistemi muhtemel risklerden korunarak ve istikrarlı bir şekilde büyüme kaydederek Mayıs/2014 ayı itibariyle 1,789.828 Mio TL aktif büyüklüğüne, 1.015.546 mio TL’lik mevduat ve 1.089.644 mio TL kredi büyüklüğüne ulaşmıştır.

Aktif Pasif Yönetiminde Bankacılık gözetim ve denetim esasları çok önemlidir. Türk Bankacılık Sisteminde Temmuz 2012’den itibaren kredi riskinin ölçümünde derecelendirmeye dayalı standart yöntemin uygulanmaya başlamasıyla, Basel II tam anlamıyla uygulanır hale gelmiştir. Bununla birlikte 5 Eylül 2013 tarihli Resmi Gazete’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından, “Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik” ile “Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yayımlanmak suretiyle Basel III çerçevesindeki düzenleme taslaklarının hazırlandığı, uygulamaya 2014 yılı içerisinde geçileceği bildirilmiştir.

Aktif Pasif Yönetiminin önemli esas ve amaçları aşağıdaki şekilde sıralanabilir.

*Aktif Yönetiminde düzenleme, nakit değerler, menkul kıymetler, hisse senedi ve tahviller, sabit kıymetler ile kullandırılan kredilerin risklilik derecesi ve getiri oranları göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. Bu anlamda muhtemel risklerin çok iyi analiz edilmesi, risk ağırlığının oransal olarak hangi kalemde ve risk türünde (operasyonel, likidite, piyasa vb) olduğunun açıklığa kavuşturulması çok önemlidir.

*Pasif Yönetiminde ise amaç likidite ihtiyaçları göz önünde bulundurulmak suretiyle Bankanın fon kaynakları ile en etkin pasif düzenlemeyi yapmaktır. Mevduat, TCMB hesapları, yurtdışı kaynaklı krediler, ulusal ve uluslararası para ve sermaye piyasalarından elde edilen fonlar ile sermaye pasif kaynakları arasında yer almaktadır.

*Banka bilançolarında aktif ve pasif kalemleri birbirinden bağımsız kalemler değildir. Dolayısıyla amaç; aktif ve pasif kalemlerinin karşılıklı etkileşimlerini, içinde bulundukları piyasa şartları ile değerlendirerek, banka vizyonuna en uygun aktif pasif yönetimini planlamaktır. Bu planlama da Bankaların kendi bünyelerinde oluşturdukları aktif pasif komiteleri tarafından yapılmaktadır.

*Vergi yükünün azaltılması da aktif pasif yönetiminin amaçları arasında sayılabilir.

*Likidite yeterliliği, bankaların, kamuoyundaki itibarlarını korumaları açısından Aktif Pasif yönetiminin çok önemli bir unsurudur.

*Vadesi 3 aya kadar olan mevduatın toplam mevduatın %85’ini oluşturduğu Türk bankacılık sistemi bilançosunun en can alıcı özelliklerinden birisi de pasifinin kısa vadeli kaynaklardan, aktifinin ise uzun vadeli varlıklardan oluşmasıdır. Bu anlamda aktif-pasif riskinin yönetiminde likidite ve vade riskinin önemi çok büyüktür.

*Aktif Pasif yönetiminin diğer önemli esaslarından birisi de aktif ve pasif kalemlerinin değişen şartlara uyum gösterebilme yeteneğinin en iyi şekilde yönetilmesidir. Muhtelif ekonomik, mali, siyasi risklere hazırlıklı olan bilançolar, fırsatları daha iyi değerlendirdikleri gibi, olumsuz koşullar nedeniyle de fazla zarar görmezler.

*Bankacılık sektöründe Mevduat ve kredi spreadlerinin en iyi şekilde yönetilmesi de aktif pasif yönetiminin temel amaçlarından biridir.

*Reel faiz oranlarındaki daralma, faiz dışı gelirlerin önemini daha çok artırdığından, Bankacılık faiz dışı gelirlerinin müşteriyi kaybetmeden iyi yönetilmesi de aktif pasif yönetiminin etkin şekilde planlanmasıyla mümkün olabilir. Ayrıca aktif pasif yönetiminin amaçlarından bir diğeri de faiz dışı giderlerin özellikle de işletme giderlerinin minimize edilmesidir.

*Bankanın vizyon ve stratejisi çerçevesinde istikrarlı bir büyüme kaydedilmesi de önemli amaçlardan birisidir. Bankanın nihai amacı piyasa ekonomisi dahilinde işleyen bir ekonomide faaliyet gösteren kurumun; şeffaflık, itibar, güven, emniyet, risk ve likidite esasları çerçevesinde karlılığını sağlıklı bir şekilde arttırmak olmalıdır. Karlılığın sağlıklı bir şekilde arttırılmasına engel olan Bankaların faaliyetlerinden dolayı maruz kaldıkları risklerin başlıcaları operasyonel risk, kredi riski, ülke ve transfer riski, piyasa riski, faiz riski, likidite riski, vade riski, kur riski, itibar riski, yasal risk ve IT(Teknoloji) riskidir. Aslında birbiriyle yakın bir ilişki içerisinde bulunan bu risk türleriyle ilgili açıklamalara aşağıda yer verilmektedir.

1.Operasyonel risk:BDDK tarafından operasyonel risk; Banka içi kontrollerdeki aksamalar sonucu hata ve usulsüzlüklerin gözden kaçmasından, banka yönetimi ve personeli tarafından zaman ve koşullara uygun hareket edilmemesinden, banka yönetimindeki hatalardan, bilgi teknolojisi sistemlerindeki hata ve aksamalar ile deprem, yangın, sel gibi felaketlerden kaynaklanabilecek kayıplara ya da zarara uğrama ihtimali olarak tanımlanmaktadır. Bankacılıkta en eski ve en yoğun ortaya çıkan risk türü olan operasyonel riskin önlenmesine ilişkin olarak düzeltici ve önleyici faaliyetler kapsamında Bankalarda İç Kontrol, İç denetim ve Risk Yönetimi birimleri oluşturulmuştur.

2.Kredi riski: Bir bankanın kredi müşterisinin sözleşme ya da anlaşma koşullarına uygun şekilde yükümlülüklerini yerine getirmeme olasılığıdır. Kredi risk yönetiminin amacı bankanın maruz kalabileceği riskleri yöneterek bankanın risk ayarlı getirisini maksimize etmektir. Bankalar portföylerindeki tüm kredi risklerini (bireysel/kurumsal kredilere ve işlemlere ilişkin risklerini) yönetmek, kredi riskinin optimal yönetimini sağlamak durumundadırlar.

3.Ülke ve transfer riski: Kısaca, yabancı servis sağlayıcılar ile elektronik para veya elektronik bankacılık hizmetlerine ve programlarına iştirak eden yabancı katılımcıların, ekonomik, sosyal veya politik nedenlerden dolayı yükümlülüklerini yerine getiremez duruma düşebilmeleri ve transfer riskine maruz kalınmasıdır.

4.Piyasa riski: Piyasa riski, faiz oranları, fiyat, kur, hisse senedi ve emtia fiyatlarındaki tahmin edilemeyen değişimlerden kaynaklanmaktadır.

5.Faiz oranı riski: Faiz risk yönetiminin amacı, faiz oranlarındaki olası değişmeler aralığında, bankanın maruz kaldığı faiz risk etkisinin ortadan kaldırılmasıdır.

6.Likidite riski: Likidite, bir bankanın yükümlülüklerini karşılaması için gerekli olan fonlardır. Bankadaki paranın geri ödenmesi ya da itfasına ilişkin taleplerde ani bir artış durumunda likidite sorununun ortaya çıkmasıdır. 2001 yılında ortaya çıkan bankacılık krizinin ana kaynağını oluşturan likidite darboğazı, bu konuda sistemde yaşanmış güncel bir örnek olarak verilebilir.

7.Vade riski: Bankanın varlık ve yükümlülükleri arasındaki vade yapısını dengeleyememesi durumunda ortaya çıkabilecek risk türüdür. Türk Bankacılık sektörü bilançosunda pasifler kısa vadeli kaynaklardan, aktifler ise uzun vadeli alacaklardan oluştuğundan sektörün sağlıklı büyümesi açısından risk yönetimiyle birlikte aktif-pasif yönetimi büyük önem arz etmektedir.

8.Kur riski: Bankanın varlıklarının, devalüasyon sebebiyle döviz cinsinden yükümlülüklerini karşılayamaması durumudur. Özellikle 1990'lı yıllarda sıcak paradan yüksek getiri elde etme pahasına kur riskinden ciddi zararlar yaşanmıştır.

9.İtibar riski: Müşterilerin hesaplarına ya da bankada kayıt altına alınmış fonlarına giriş bilgilerinin tahrip olması, bozulması ve benzeri aksaklıklar, kötü niyetli ve izni olmayan kişilerin banka bünyesindeki sistemlere girebilmeleri, müşterilerin diğer kurum ve kuruluşların elektronik bankacılık ürünlerinde ve elektronik sistemlerinde ortaya çıkabilen sorun ve aksaklıklara bakarak, bankaya da bu alanlarda ve hizmetlerde şüphe ile yaklaşmaları itibar riskini ortaya çıkaran durumlar olarak sayılabilir ama belki de en önemlisi 1990'lı yılların sonlarında yaşanan bankacılık krizi sebebiyle (özellikle banka sahiplerinin grup şirketlerine/kendi hesaplarına kaynak aktarma şeklinde) ortaya çıkan itibar kaybı, sisteme güvensizliği de beraberinde getirmiştir.

10.Yasal risk: Mevcut yasaların ve mevzuatın uygulanmasında belirsizlikler veya boşlukların olması, iç ve dış mevzuatın uygulanabilirliğinin denetlenememesi/eksik denetlenmesi, prosedürlerin, kasıt olmadan, içeriğinin tam ve net olarak anlaşılamaması ya da hatalı yorumlanması nedenleriyle kanunlara ve diğer mevzuat hükümlerine uygun hareket etmemesi, müşterilerin uymaları gereken kuralların, kara para aklamanın engellenmesine ilişkin kuralların, imza usullerine ilişkin kuralların belirsizlik taşıması ya da uygulanmaması, müşteri sırrının korunamaması, uluslararası yargılama düzeyinde ortaya çıkan aksaklıklar şeklinde ifade edilebilir.

11.Teknoloji Riski: Sektörde artan rekabet dolayısıyla, bankaların teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı, müşterinin ihtiyaçlarına uygun ve hızlı cevap veren, operasyonel yükü azaltan ürünlere yöneldiği, internet bankacılığı, ATM, mobil bankacılık, fast pay vb. digital bankacılığa uygun alternatif kanalların etkin olarak kullanıldığı durumlarda bazı riskler ortaya çıkmaktadır. Kredi kartı dolandırıcılığı, ATM ve internet bankacılığı dolandırıcılığı sebebiyle ciddi riskler ortaya çıkmış ancak bununla birlikte BDDK tarafından Bankacılıkta Bilişim ve Teknoloji kapsamında;

*Müşterilerin bilgilendirilmesi ve farkındalık yaratılması,

*İnternet ve mobil bankacılıkta uygun kimlik doğrulama teknikleri, şifre karmaşıklığı, en az 2 bileşenli kimlik doğrulama, başarısız erişim denetimleri hk bilgi, bilinen saldırılara karşı sistemsel ve yazılımsal önlemlerin alınma zorunluluğu, sertifikalı erişim, şüpheli işlemlerin takibi,

*ATM güvenliği, kamera zorunluluğu, ATM’lere cihaz yerleştirilmesini önleyici tedbirler,

*Müşteri bilgilerinin gizliliği ve iz kayıtları,

*SIM kart değişikliklerinde müşteri onayı,

*Bankalarda periyodik sızma testleri (Asgari yılda bir kez)

hususlarında İlkeler Tebliği başlığında düzenlemeler yapılarak teknoloji riskine karşı tedbirler alınmıştır. Ayrıca Bankalar kurum içi IT Risk Yönetimi ve denetim birimleri oluşturmak suretiyle teknoloji riskine karşı gerekli tedbirleri almaktadır.

III-SONUÇ:

Son 30 yıllık süreçte Türkiye ekonomisinde özellikle de finansal piyasalarda yaşanan hızlı değişim-gelişim ve artan rekabetle birlikte birçok riskle karşılaşılmış, ciddi krizler yaşanmış, bunun sonucunda da Bankacılık Sisteminin sağlıklı bir şekilde büyümesi yönünde bazı önlemlerin alınarak, en etkin yönetim metodlarının geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Özellikle son 10 yılda sektörde artan rekabetle birlikte bilgi teknolojileri yoğun olarak kullanılmaya başlanmış, dünya piyasalarıyla entegrasyon sürecinde bilgi teknolojilerine uygun ürünler geliştirilmiş, şubesiz bankacılık, digital bankacılık alanında ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu yenilik ve gelişmelelerle birlikte Bankaların hem aktif hem de pasif tarafında çeşitlenmeler olmuş ve bankacılık sistemi, aktif-pasif yönetimini bir bütün olarak ele alacak yaklaşımlara ihtiyaç duyarak özellikle itibar, emniyet ve likiditenin korunmasıyla birlikte optimal karlılık prensibiyle çalışmak suretiyle yenilenmiştir.

Bu kapsamda özellikle 2001 Bankacılık krizinden sonra Türk Bankacılık Sisteminin disipline edilmesi ve sağlıklı büyümesine ilişkin BDDK’nın yol haritasına uygun alınan kararlar ve uygulamalar çok önemlidir. Bu yol haritası ve Banka bazında kurumsallaşmış bir Aktif/pasif yönetiminin etkin şekilde uygulanması sonucunda, sektörel performans-verimlilik düzeyinin geliştirilmesi ve paradoks amaçların ortadan kaldırılmasını teminen söz konusu işlevlerin, bankaların finansal hedeflerine ulaşması sırasında farklı risklerin kontrol edilmesi bakımından etkin bir şekilde düzenlenmesi sağlanmıştır. Mevcut haliyle her ne kadar kısa vadeli kaynaklarla uzun vadeli kredilerin fonlanmasından ortaya çıkan vade riski, cari açık ve karlılığın oransal olarak önceki yıllara göre azalması sebebiyle zorlu bir süreçten geçen, bunun yanında sermaye yeterlilik oranı %16 düzeyinde bulunan bağımsız teftiş, iç kontrol ve risk yönetimi işlevlerinin yerine getirildiği, sisteme güven ve itibarın arttığı, çağdaş risk yönetimi, IT risk yönetimi ve teknikleri konusunda ciddi yatırımlar yapıldığı, karlılık odaklı risk iştahı yanında risk odaklı stratejik planlamaların yapıldığı, Basel II sürecinin tam anlamıyla uygulandığı ve Basel III kriterleri için gerekli düzenlemelerin yapıldığı her yönüyle güçlü bir görüntü uyandıran Türk Bankacılık Sektörünün desteklediği güçlü bir reel ekonominin, sürdürülebilir kalkınmaya ivme kazandıracağı görüşündeyim.

Gökhan TAŞPINAR

Denizbank Şube Müdürü

KAYNAKLAR

1. Dr.Şişman, M.Ö.“Aktif Pasif Yönetiminin Bankacılık Sisteminde Karlılığa Etkisi”Ankara 2011

2. EROĞLU, Halil, “Bankacılıkta Aktif Pasif Yönetimi” 28.12.2012

3. FIRAT, G. “Türk Bankacılık Sisteminde Aktif Pasif Yönetimi ve Piyasa Riski” 2008

4. KADAYIFÇI S, Aktif Pasif Yönetimi 28.02.2012,

5. KÜLAHİ, E.Aslan, TİRYAKİ, G.YILMAZ, A, E-DERGİ, Türkiye’de Basel I, Basel II, Basel III Kurallarına Uyum Süreci,

6.TAŞPINAR G, “Türk Bankacılık Sistemi ve Risk Yönetimi” 26.03.2003 tarihli Dünya Gazetesi,

7.TAŞPINAR,G. “Basel II Sürecinin Türk Bankacılık Sistemine Yansımaları” 30.01.2007 tarihli Dünya Gazetesi

8.TAŞPINAR G., “Basel III Kriterleri ve Türk Bankacılık Sistemine Etkileri” 02.02.2013 tarihli Dünya Gazetesi,

9.VARLI, A., “Bankacılık Sektöründe Bilişim ve Teknoloji Alanındaki Çalışmalarımız”,BDDK yayınları, 24.05.2102

10.YAVUZ, S.T. “Risk Yönetimi İçeri Aktif Pasif Yönetimi Dışarı mı” Bankacılar Dergisi, 30.06.2002

11.İnternet Kaynakları

http://www.bddk.org.tr

http://www.bis.org/bcbs/basel3.htm

http://www.businessweek.com/articles/2012-11-15/bloomberg-view-basel-iiis-bedeviling-complexity

www.guardian.co.uk/business/basel-iii.

http://www.tbb.org.tr

Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün482
Dün748
Bu Hafta482
Bu Ay12584
Tümü65810
Ana Sayfa