EGO KÖRLÜĞÜ

FaceBook  Twitter  

 ''Ne kadar çok bilgi o kadar düşük ego, ne kadar az bilgi o kadar yüksek ego...''

  Albert Einstein


Gelmiş geçmiş en zeki insan olarak kabul edilen Einstein’ın ifade ettiği gibi bilgi düzeyi arttıkça ego azalır ki egonun, en fazla eğitim ve kültür düzeyi düşük insanlarda görülmesi tesadüf değildir. Yaşamımızda bizi yöneten önemli bir olgudur ego. Kimi zaman içimizdeki savcı edasıyla, kimi zaman nüfuz, makam, mevki ve paranın gücünü kullanan “ihtiraslı kişilik” imajıyla ilişkilerimizi yönlendirir, sürekli kontrol eder, sorgular. Bu nedenledir ki, egonun bu baskılayıcı, kontrol edici, frenleyici, yaşamımızı karartan olumsuzluklarından arınmak yaşamımız için çok ama çok önemlidir. Çevremizde yol verme kavgasından cinayetler işlendiğini, sudan sebeplerle birçok evliliğin sona erdiğini duyuyoruz. Bu nedenledir ki ego körlüğü olarak tanımladığım bu çok sert, katı, kalıpçı, sabotajcı baş aktör, yaşamımızı nasıl zehir eder ya da neler yapmamıza engel olur? Ego körlüğü yaşayanlar nelerle mücadele etmek zorunda kalırlar, aşağıda sıralanmaktadır.
  

Devamını oku:

Farkında mıyız...

FaceBook  Twitter  

Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli…" Şems'i Tebrizi

Devamını oku:

Dün ile Bugün Arasında Kavga Çıkarsa

FaceBook  Twitter  

“Dünü unutmalı bugünü yaşamalısınız. Çünkü dün ile bugün arasında kavga çıkarsa yarını kaybedersiniz. “ Balzac
Balzac’ın belirttiği gibi düne takılıp kalırsak, üzerinde planlar yaptığımız, çok güzel yaşayacağımızı düşündüğümüz yarını da heba edebiliriz. Dolayısıyla ne dün, ne de yarın,  aslolan bugünü layıkıyla yaşamak. Bu demek değil ki geleceğe dönük planlar yapmayalım, avare bir şekilde, sorumsuzca yaşayalım. Geçmişte yaşadığımız acıları yarınlara taşımamak en doğrusu…Özellikle de geçmişten gelen içimizdeki kin ve nefret, birçok hastalıkların tetikleyicisi olarak da yaşamımızı etkileyebilmekte. Bu anlamda  geçmişin yükü ne denli ağır olursa, bugün ve yarının sağlık, neşe ve mutlulukla yaşanması da o denli zor olmakta. Usta şair Ümit Yaşar OĞUZCAN’ın dizelerindeki gibi; “Dün kopan bir yapraktı, düşen kuru bir daldı. Bu günden güzel değil bulacağın yarında…”

Devamını oku:

Eflatundan Günümüze Erdem

FaceBook  Twitter  

Felsefe tarihine adını altın harflerle yazdıran, “idealist felsefenin” mimarı Eflatun (D. M.Ö. 427 - Ö. M.Ö. 347) yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği bilgi ve donanım ile gerçek bir ahlakçı olarak yetişerek, bu kuramları da etik ağırlıklı düşünce modeli çerçevesinde irdeleyerek geliştirmiştir. Eflatun'a göre felsefenin asıl amacı, insanların mutluluğu  ve yetkin bir yaşamın inşa edilmesidir. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir hayat sürdürmekle elde edilebilir. Gerçekten de çevremizde, bencillikten ruhları kararmış, çıkarcı insanlara, amaçları için her aracın mübah olduğunu düşünen makyevelistlere baktığımızda, bu insanların gözlerini maddi hırsların bürüdüğünü, paylaşımdan uzak sevgisiz yaşamlarında yalnız ve mutsuz olduklarını açık şekilde görmekteyiz.

Devamını oku:

Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün411
Dün1533
Bu Hafta1944
Bu Ay18256
Tümü200485