Farkında mıyız...

FaceBook  Twitter  

Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli…" Şems'i Tebrizi

Devamını oku:

Dün ile Bugün Arasında Kavga Çıkarsa

FaceBook  Twitter  

“Dünü unutmalı bugünü yaşamalısınız. Çünkü dün ile bugün arasında kavga çıkarsa yarını kaybedersiniz. “ Balzac
Balzac’ın belirttiği gibi düne takılıp kalırsak, üzerinde planlar yaptığımız, çok güzel yaşayacağımızı düşündüğümüz yarını da heba edebiliriz. Dolayısıyla ne dün, ne de yarın,  aslolan bugünü layıkıyla yaşamak. Bu demek değil ki geleceğe dönük planlar yapmayalım, avare bir şekilde, sorumsuzca yaşayalım. Geçmişte yaşadığımız acıları yarınlara taşımamak en doğrusu…Özellikle de geçmişten gelen içimizdeki kin ve nefret, birçok hastalıkların tetikleyicisi olarak da yaşamımızı etkileyebilmekte. Bu anlamda  geçmişin yükü ne denli ağır olursa, bugün ve yarının sağlık, neşe ve mutlulukla yaşanması da o denli zor olmakta. Usta şair Ümit Yaşar OĞUZCAN’ın dizelerindeki gibi; “Dün kopan bir yapraktı, düşen kuru bir daldı. Bu günden güzel değil bulacağın yarında…”

Devamını oku:

Eflatundan Günümüze Erdem

FaceBook  Twitter  

Felsefe tarihine adını altın harflerle yazdıran, “idealist felsefenin” mimarı Eflatun (D. M.Ö. 427 - Ö. M.Ö. 347) yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği bilgi ve donanım ile gerçek bir ahlakçı olarak yetişerek, bu kuramları da etik ağırlıklı düşünce modeli çerçevesinde irdeleyerek geliştirmiştir. Eflatun'a göre felsefenin asıl amacı, insanların mutluluğu  ve yetkin bir yaşamın inşa edilmesidir. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir hayat sürdürmekle elde edilebilir. Gerçekten de çevremizde, bencillikten ruhları kararmış, çıkarcı insanlara, amaçları için her aracın mübah olduğunu düşünen makyevelistlere baktığımızda, bu insanların gözlerini maddi hırsların bürüdüğünü, paylaşımdan uzak sevgisiz yaşamlarında yalnız ve mutsuz olduklarını açık şekilde görmekteyiz.

Devamını oku:

Affetmek Unutmak mı ?

FaceBook  Twitter  

Yaşamımızda çoğumuzun unutamadığı, affetmekte zorlandığı kişiler olmuştur. Bu kişilerle bağlantılı olaylarda haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzden bu kişileri affetmeyi aklımızdan geçirmeyiz bile...Affedince de unutacağımız korkusuna kapılırız..Oysa ki affetmemek, bizi unutma korkusundan alıkoymaz ama geçmişte yaşadığımız, hatırlamak bile istemediğimiz kişi ve olaylarla istemeden de olsa koparmayı reddettiğimiz karmik bağların bizi ölene kadar tutsak etmesine sebep olur ve bu bağlar nedeniyle de geçmişte yaşadığımız acı olaylarla bağlantılı bütün olumsuzlukları, negatif enerjileri de taşırız istemeden..Yıllarca taşırız bu yükü... Yoruluruz, affetmeden unutmak isteriz ama affetmediğimiz, bu bağı koparmadığımız için tekrar tekrar yaşarız kötülükleri, haksızlıkları ve bunlara duyulan kin ve öfkeyi...Ve  gerçekten affedebildiğimiz ölçüde, duygularımızın bizi yönetmesi yerine duygularımız üzerinde hakimiyet kurmayı başarırız. İşte bu anlamda affetmek özgürleşmektir..

Devamını oku:

Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün480
Dün748
Bu Hafta480
Bu Ay12582
Tümü65808