Hangi Vitamin ve Mineral Ne işe Yarar

FaceBook  Twitter  

Hangi vitamin ve mineral ne işe yarar?

Vitaminler sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen "vita" sözcüğünden kaynaklanır. Vitaminler vücut tarafından üretilemeyen, besinlerin enerjiye dönüşümüne ve vücudun normal işlevini sürdürmesine yardımcı olan maddelerdir.

Yapılan araştırmalar, minerallerin de vücut işlevleri için vitaminler kadar önemli olduğunu ve ikisinin de vücutta belirli oranlarda bulunması gerektiğini ortaya koymuştur.

Vitamin ve mineral desteği niçin gerekir?

Özellikle hızlı ve ayaküstü yemek yeme, öğün atlama, tek tip beslenme gibi günümüzün dengesiz beslenme alışkanlıkları ve sebze, meyve, et, süt ve yumurtanın yeterli alınmadığı beslenme durumlarında vücudumuz gereksinimi olan vitamin ve minerallerin tamamım besinlerden alamayabilir.

Özellikle yoğun fiziksel ve zihinsel aktivite, spor, sürekli ilaç kullanımı (doğum kontrol hapı, bazı antibiyotik ya da idrar söktürücülerin kullanımı), sigara ve alkol kullanımı, stres, gebelik, emzirme, menstrüel dönem ve yaşlılıkta bazı vitamin ve minerallere gereksinim artar. Gereksinim olan vitamin ve minerallerin dışarıdan alınması gerekir. Sigaranın özellikle C vitamininde yaptığı hasar önemli boyuttadır. Günde ortalama bir paket sigara içen bir kişinin en az 500 mg. ekstra C vitaminine gereksinimi vardır.

Yeterince vitamin ve mineral alınmazsa ne olur?

Yetersiz alım kendini başlangıçta huzursuzluk, iştahsızlık ve yorgunluk gibi bulgularla belli eden gizli vitamin eksikliğine neden olabilir. Kısa ya da orta dönemde genel durumun bozulmasına yol açar. Uzun dönemde ise kronik hastalık gelişimine neden olabilir.

VİTAMİNLER

A vitamini:

Normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Eksikliğinde körlüğe kadar gidebilen gece körlüğü, infeksiyonlara karşı direncin azalması, deri lezyonları ve büyüme-gelişme ile ilgili problemler gözlenir.

D vitamini:

Sağlıklı kemikler için gereklidir. Vücutta kalsiyum ve fosfor dengesinin sağlanmasına yardımcı olur. Eksikliğinde kemiklerde yumuşama ve deformasyon meydana gelir.

B1 vitamini:

Karbonhidrat metabolizmasında görev alan B1 vitamini, sinir siteminin işlevini sürdürmesi için önemlidir. Eksikliği sinir ve kalp dolaşım sistemi bozukluklarına yol açabilir.

B2 vitamini:

Hücre işlevleri için gereklidir. Enerji oluşumu ve büyümede rol alır. Eksikliğinde ağız, göz ve ciltte bozukluklar gözlenir. Nikotinamid Yağ, karbonhidrat metabolizmasında ve hücre solunumunda ko-enzim olarak görev alır. Eksikliğinde sinir ve sindirim sistemi bozuklukları ve çeşitli deri hastalıkları ile seyreden Beriberi hastalığı görülebilir.

B6 vitamini:

Aminoasit, karbonhidrat ve yağ metabolizmasında görev alır. Sinir sistemi için de önemlidir. Eksikliğinde cilt ve sinir hastalıkları görülür.

B12 vitamini:

DNA sentezinde görev alır. Protein metabolizmasında, hücrelerin büyümesi ve çoğalmasında önemli rolü vardır. Özellikle kemik iliği ve kırmızı kan hücrelerinin işlevi için gereklidir. Eksikliği kansızlık ve sinirsel dejenerasyona yol açar.

C vitamini:

Kollajen, kemik ve diş sağlığı için önemlidir. Metabolik süreçlerin çoğuna katılır ve bağışıklık sistemini destekler. Eksikliğinde vücut direncinin azalması, kemik ve eklem hastalıkları, deri ve dişetlerinde kanamalar ve yara iyileşmesinin gecikmesi gibi bulgular ortaya çıkar. Kalsiyum Karbonhidrat, yağ ve steroid sentezinde yer alır. Normal epitel işlevleri için gereklidir. Eksikliğinde kilo kaybı, deri hastalıkları, halsizlik ve uyku bozuklukları, kas krampları oluşabilir.

MİNERALLER

Demir:

Hemoglobinin yapısında yer alan demir, oksijenin dokulara taşınması ve hücre solunumu için çok önemlidir. Eksikliğinde kansızlık ortaya çıkar.

İyot:

Tiroid hormonunun yapımı için gereklidir. Tiroid hormonu hücre metabolizması ve dolayısıyla fiziksel ve zihinsel gelişme, sinir ve kas dokusu işlevleri, dolaşımda rol oynar. Yeterli miktarda alınmazsa guatr yani tiroid bezinde büyüme meydana gelir.

Kalsiyum:

Kemik ve diş sağlığı için önemlidir. Kanın pıhtılaşmasında rol alır. Eksikliğinde kemik yapı bozuklukları ve sinir dokularında aşırı duyarlılık görülür. Bakır Merkezi sinir sisteminin düzenli işlemesinde ve demir metabolizmasında rol alır. Eksikliğinde kansızlık görülür.

Magnezyum:

Normal kemik yapımı, sinir ve kas işlevleri için gereklidir. Eksikliğinde konvülsiyonlar, depresyon, deliryum, merkezi sinir sistemi uyarılmasında artış ve kasılmalar olabilir.

Manganez:

Kıkırdak dokusu, steroid sentezi, ve glukoz kullanımı için gereklidir. Eksikliğinde anormal kemik ve kıkırdak oluşumu, glukoz toleransında bozulma ve büyümede gecikme oluşabilir.

Potasyum:

Sodyum ile birlikte vücudun sıvı-elektrolit dengesinin korunmasını sağlar. Eksikliğinde kas zayıflığı, sinirsel duyarlılık, kalp atışında düzensizlik görülür.

12.02.04 09:32

Hangi Hastalığa Hangi Bitki Kullanılmalı

FaceBook  Twitter  

ALERJİ
Kayısı: İçindeki betakarotene adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol  altına alarak,kanseri önler.Bir kayısı ne kadar parlaksa,içindeki betakarotene oranı o kadar yüksektir.İçerdiği kalsiyum ve magnezyum,gırtlak yanmalarını engeller.Kuru kayısıya eklenen sülfür dioksit,astım gibi alerjilere iyi gelir.
ARAÇ TUTMASI
 Zencefil: Sindirime yardımcı olur.Mide bulantısını giderir. Enerjinizi artırır.Otomobilde uzun süre gitmenin yol açtığı bulantı ve rahatsızlıkları azaltır.
ARTİRİT
 Enginar: Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir.Artirit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde,karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engelliyor.
ASTIM
 Soğan : Sarımsakla birlikte enfeksiyonlarla mücadele eder. Kükürt  bileşimleri atardamarların zarar görmesini önler. Soğan; kemik erimesine de iyi geliyor.
ADET SANCISI
 Muz   : İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır.Doğal bir ağrı kesici gibidir.
 Tarçın: Koli basilinin üremesini önler.Limon çayına balla birlikte eklenerek içildiğinde hem boğaz ağrılarına hem de adet dönemi sancılarına iyi gelir.
BAĞIRSAK
 Elma  : Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirime yardımcı olur. Sindirimi kolaylaştırır.Bağırsak sorunları çeken kişiler için dengeleyici  ve normalleştirici besin olarak nitelenirler.
BAŞ AĞRISI       
 Nane  : Nane çayı baş ağrılarını dindirmek için birebirdir. İçerdiği mentol ve mentol doğal yağları sayesinde mideyi rahatlatma etkisine de sahiptir.
 Biberiye :Kimyasal içerikleri sayesinde doğal bir ağrı kesici görevi görür.
 Çikolata: Doğal antidepresan özelliği vardır. Çikolata magnezyum ve demir içerir. Sinirleri gevşetici özelliği sayesinde baş ağrısını dindirir.
CİLT SORUNLARI
 Papatya: Bitkisel yağ ve kimyasallar içerir.Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir.Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya  çayı torbaları, egzamanın neden olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.
 Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının neden olduğu  ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır.
 Portakal suyu: Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tamamını  karşılar.İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur;cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesi önler.
 Portakal yağı: Susam yağıyla karıştırılarak da iyi bir cilt yağı elde edilir. Selüloitli bölgelere portakal yağıyla masaj yapılması tavsiye edilir.
 
ÇÖLYAK HASTALIĞI
 Kestane: Önemli bir enerji kaynağıdır.Kolayca sindirilebilir. Çölyak hastaları  için buğday içermeyen un kaynağı olabilir.E ve B6 vitaminleri içerir. 
DEPRESYON
 Avokado:Sindirimi çok rahat olan bu meyveyi özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz.İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı  üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar.Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur.
(Zayıflamak isteyenler Yağ oranı yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz.)
 Çikolata:Sütlü çikolataları tercih edin.Çünkü içerdiği kakao yağı,magnezyum, E  vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına  yardımcı olur.Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır.
 İstiridye :İçindeki demir,sperm sayısını ve insanın seks gücünü artırır. A, B12 ve C vitaminleri içerir.Beyin için en faydalı yiyecek olan istiridye, enerji verir.
 (Dikkat: Kolesterol oranı birçok balığın iki katıdır.)
 Patates: Bir patates,bir kişinin bir gün içinde alması gereken C vitaminini  içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.
DİŞ
 Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20 dakikada bir saldırır. Ekmek,dişleri korur.Gün boyunca 6 ila 11 dilim ekmek yiyin.
 Meyve: (Her çeşit) Günde 2 ila 4 öğün meyve tüketin.
 Sebze: (Her çeşit) Günde 3 ila 5 öğün tüketin.
 Yoğurt veya beyaz peynir:Eğer yemek arası atıştırırken diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan bu iki yiyeceği tercih edin.
 Muz  :  Yüksek miktarda karbonhidrat içerir.Zengin bir potasyum kaynağıdır. Bu mineral,kalbin düzenli çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.
DİYABET
 Kuru fasulye: Lif açısından zengin bir besindir.Bu da diyabet riskini büyük oranda azaltır.İçerdiği karbonhidratları vücudun şekere dönüştürmesi uzun sürer.
 Mercimek :B vitamini,demir,kalsiyum,potasyum,fosfor ve magnezyum içerir. Çözünebilir lif içermesi sayesinde kandaki kolesterol oranını düşürür. Diyabet ve kalp hastaları için iyi bir besindir.
FELÇ
 Turunçgiller:C vitamini zengini turunçgiller içerdikleri flavonoid adlı antioksidanlar  sayesinde atardamarların,kalbin zarar görmesini  önlüyor. Portakal içerdiği   folik asit,kalp dostu potasyum ve kalsiyum sayesinde sağlıklı alyuvar  hücrelerinin çoğalmasına neden oluyor.
 Hamsi : Kolesterolü düşüren ve kan pıhtılaşmasını önleyen Omega-3 bol bol var.
GÖZ
 Mısır: Zeaksantin adlı bir bitkisel bileşim içerir.Bu madde yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluklarını azaltır.
 Ispanak: Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir.Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir. Pişirdikten sonra hemen  tüketin;Beklediğinde yararlı maddeler toksik maddelere dönüşebilir.
GRİP
 Satsuma:(Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı  tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek  olduğu için ileri yaşlarda  felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.
 Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller.Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte  alındığında boğazdaki yanmaları keser.
 Hardal: İçindeki singrin maddesi,midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur.Sindirim  sistemini düzenler,mide ağrılarını giderir.1/2 çay kaşığı alınmalıdır.
GUT (DAMLA HASTALIĞI)
 Hamsi : Omega-3 yağı açısından çok zengindir.Kolesterol seviyesini düşürür. Kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi ve   felç geçirme riskini düşürür.Haftada en az 1 kez yemek gerekir.  Kalp hastaları için bu miktar haftada 3-4 porsiyon olmalıdır.
HAMİLELİK
 Enginar:Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir.Düşük yağ oranı,sindirimi  kolaylaştırıcı etkisi,antioksidan özellikleri sayesinde anne adayı ve  bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır.
 Böğürtlen: E vitamini içerir.Vücuttaki zararlı atıkların temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur.Cenini korur.
HEMOROİD (BASUR)
 Hindistan cevizi:İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur için birebirdir. (Dikkat! Fazlası basur için tehlikelidir.)
İDRAR VE BÖBREK
 Pancar: Böbrekleri çalıştırır.Önemli bir potasyum kaynağıdır. Vücuttaki tuz oranını  dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler.
 Kavun : Orta boy bir kavunun yarısı,günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar. A vitamini ve betakaroten içerir. Bunlar vücudu temizleyici etkiye sahiptir. Böbrekleri rahatlatır.Yüksek miktarda su ve düşük miktarda kalori içerir.
İDRAR YOLLARI
 Nane  : İdrar söktürücü özelliğe sahiptir.İçerdiği mentol,midenin normal işlevini  görmesine neden olur.Vücuda giren grip mikrobunakarşı savaştığı gibi,ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır.Sabahları mide bulantısını  keser. Nane çayı,baş ağrısı,stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir. Nane çayını aç karnına değil,tok karnına içiniz.
 Elma  : İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür,sindirim  sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir.
 Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir.Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.
KALP
 Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene  oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve  protein deposu olan bezelye,kalp için de çok önemli.
 Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır. Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.
 Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor.İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere  karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal  bir kan dolaşımını  sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.
 Çikolata:E vitamini,magnezyum ve demir;Kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin.
 Elma: Günde 5 adet yiyin.
 Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli.
 Salatalık: Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık,kolesterolü düşürür. Kalbi güçlendirir.Salatayı soymadan yiyin,Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.
 Yumurta:Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir.En önemli özelliği,kolesterol  oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi.  Tavada az yağda pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz.
 Sarımsak :Mutfağınızdan eksik etmeyin.En az 1000 doğal tedavide kullanan sarımsak,sindirim sisteminden,kansere,kan dolaşımından kalp hastalıklarına kadar  her şeye yaralı.Ancak hamileler dikkat olmalı.Aşırı sarımsak da kalp  yanmaları ve çarpıntılarına yol açar.Günde bir diş yeter.
 Humus: E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar.
 Kavun: Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin  ihtiyacının tamamını, A vitaminin de yüzde 15’ini karşılar. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir.
 Süt: Tam bir kalsiyum,protein,folik asit,A,E ve D vitaminleriyle fosfor deposu.                  Çocuk,genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi gerekiyor.
 Şeftali: Bir şeftali,günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar. Sindirimi kolay olan meyvanın koyu renklilerini tercih edin.Çünkü kabuğuna renk veren betakarotene maddesi,kalp ve kansere karşı faydalıdır.
 Pirinç: E ve B12 ve B vitaminleri ve potasyum içerir.Özellikle kolon ve bağırsak  kanserlerine karşı faydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.
 Tuz: Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler.Mide kanseri,kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir.İngiliz Sağlık Bakanlığı, halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu,aşırısının vücuda zarar vereceğini açıkladı.
 Çay: Günde 2 bardak içilen çayla,4 elma,5 soğan,7 portakal yemiş gibi kalp dostu  antioksidan madde almış olursunuz .İngilizler,özellikle çocukların haftada  en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.
 Ton Balığı: Kolesterol ve tansiyonu düzenler.Anemi hastalığına karşı D ve B12 vitamini içerir.Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor.
 Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit,kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur. 
 Karpuz: Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80’nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum,kan dolaşımını sağlar.
 
 
KANSER
 Kayısı: Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir.Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu  etkisi vardır.Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.
 Tahıllar: Arpa,mısır,buğday,yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum  içerir.Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır.Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.
 Fasulye:Fasulye,C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen  antioksidanlar açısından zengindir.  Ayrıca B vitamini seks hormonlarını kuvvetlendirir.
 Pancar: Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağladan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar  suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.
 Lahana: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesi içerir.
 Havuç: Tam 40 araştırma havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını  ortaya koymuştur.Bunun temel nedeni betakaroten, C ve E vitaminleri  gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.
 Nohut: Yağ düzeyi düşük ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum,bakır,manganez, betakaroten ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur.
 İncir: Potasyum,demir ve kalsiyum içerir.Sindirim sistemine yardımcı olur. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor.
 Sarımsak: Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kansere, yüksek kolesterole,kalp  ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.
 Fındık: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından  zengin bir besindir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.
 Mercimek: B vitamini,demir,kalsiyum,magnezyum,fosfor ve potasyum içerir. Lifli özelliği kandaki kolesterol oranını düşürür. Şeker ve kalp hastaları için yararlıdır.
 Zeytinyağı: İçindeki omega yağ asitleri,kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir.Bu sayede kalp krizi,felç,kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.
 Soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirir.İçerdiği allicin ve sülfür; mide ve bağırsak  kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı,peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.
 Şeftali: Teki bile insanın C vitamini ihtiyacının %50,sini karşılayabilir.Sindirimi  kolaydır.Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından  da zengindir.Bir tanesinde 33 kalori vardır.
 Pirinç: Pirinç mükemmel bir enerji kaynağıdır.E ve B vitaminleri açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu olan pirinç,kolesterolü düşürerek  kalp krizi riskini de azaltır. 
 Çilek: Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit  adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir.
 Domates: Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen,pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.
KANSIZLIK
 Hurma:  Hurmaların birçoğu yüksek oranda demir içerir. Besin değeri yüksek ve  önemli bir enerji kaynağıdırlar. Doğal müshil etkisine sahiptir. Daha yüksek oranda su ve daha düşük kalori içerir.
KARACİĞER
 Enginar: Cynarine adlı madde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur.Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, artirit ve gut hastalığına   yakalananlarla,hamilelere şiddetle tavsiye edilir.
 Meyan kökü: Dünya üzerinde birçok kabile yüzyıllardır ülser, artirit, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı "doğal ilaç" olarak kullanır.
Adrenalini yükseltir,insanın strese girmesini engeller, kan basıncını düşürür. 
 Zerdeçal: Karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra sindirime de yardımcı olur.
KARIN AĞRISI
 Papatya çayı: Bağırsak yollarındaki gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, dengeler, mide ağrısını keser.
KEMİK ERİMESİ
 Kayısı:Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.
 Süt  : Kalsiyum,protein,B2-A-E-D vitaminleri,folik asit,fosfor ve demir kaynağıdır.  Kalsiyum,D vitamini ve fosfor ile birlikte kemikleri ve dişleri güçlendirmek   için çalışır.Bunların eksikliği kemikleri eritir.
KİLO KAYBI
 Çikolatalı puding: Bu sayede vücuttaki kan istediği protein ve mineralleri alır. Kilo kaybı yaşayanların günde 3 kez 1 hafta boyunca  puding yemesi gerekiyor.
 Peynir: 100 gramında 78 kalori bulunuyor.
 Yumurta: Günde 2 yumurta kadınların günlük protein ihtiyacının 4’te 1’ini, erkeğin ise 5’te birini karşılar.A,D,E ve B vitaminleri içeren  yumurtadaki selenyum maddesi,bebeklerde sindirim sorunlarını çözer, yetişkinleri de kansere karşı korur.
 Dondurma :Günde 2 top vanilyalı dondurma yemek,insan vücudunun günlük protein  ihtiyacının yüzde 20’sini karşılar.
 Salam : B vitamini,demir,sodyum ve potasyum deposudur.
TANSİYON
 Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler.Kan hücreleri için gerekli  olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene çayı sindirim için iyidir.
 Tahıl:  Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez kimyasal maddesi içeriyor.Bu sayede kanın damarlardan  daha rahat geçmesini sağlıyor. Tahıl yemek sebzelere  oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler.
 Un   :  Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir.B ve E vitamini,demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.
 Karaciğer: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi,cilt ve keskin gözler için gerekli olan A  vitamini açısından zengindir.Küçük bir porsiyonu günlük A vitamini ve demir  ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.
LAKTOZ DAYANIKSIZLIĞI
 Badem: Yüksek oranda kalsiyum, magnezyum,potasyum,fosfor,E vitamini,B2 vitamini, antioksidan içerir.Bu nedenle laktoz (süt şekeri) dayanıksızlığı bulunan ve günlük gıdalar yiyemeyen kişiler için badem ideal bir besin kaynağıdır.
MENOPOZ
 Nohut : Sebze hormonu "fitoöstrojen" içerir.Bunlar östrojenin vücuttaki etkilerini dengeler  ve menopozun yarattığı etkilere karşı korur.Protein bakımından en zengin sebzelerdendir.
 Kola  : Kafein vücudun yorgunluğunu alır ve konsantrasyonu sağlar.
 Üzüm  : İçerdiği "elajik" asit sayesinde kemik erimesine karşı korur. Kandaki östrojen seviyesini yükseltir ve menopoz ağrılarını en aza indirir.
 Kuru erik: Sadece iki-üç adet yemek dahi vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşılar. İdrar yolları kaslarını rahatlatır ve kolon kanserine karşı korur.Demir,A vitamini, B6 vitamini ve potasyum içerir.İçerdiği yüksek orandaki bor minerali sayesinde menopoz döneminde östrojen seviyesini dengede tutar.
 Tatlı patates: Adrenal salgılayan bezleri güçlendirerek vücuda enerji sağlar.Fosfor, magnezyum,kalsiyum,C vitamini,potasyum ve folik asit içerir.
MİDENİZ RAHATSIZSA
 Tarçın: Mide yanmalarını ve kusma hissini alır.
 Hindistan cevizi: Sütlü içeceklere eklendiği zaman mideyi gevşetici ve gazını alıcı  bir etki yaratır.Mide bulantılarını önler.
 Lahana :Mayalanma sırasında laktik asit üretir.Bu da sindirim sistemindeki zararlı bakterileri öldürerek sindirime yardımcı olur.
ROMATİZMA
 Enginar:Vücuttaki zehiri atması nedeniyle Romatizma,gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir.Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir.
 Domates:C vitamini boldur.
 Tahıl : İçerdiği doğal kimyasallar,romatizmanın yol açtığı eklem yanmaları ve  romatizma ağrılarını hafifletir.
 Kekik : Timol adı verilen bir tür doğal yağ,vücuttaki diğer yağların parçalanmasını  sağlar.Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını azaltır.
 Zencefil: Uyarıcı etkileri kan damarlarını genişletip kan dolaşımını artırarak  romatizma ağrıları ve yanmaları yok eder.
SİNDİRİM SORUNLARI
 Arpa  : İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini vücuda direnç kazandırır.Ayrıca  ABD’deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpa ürünü  şeylerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı.
 Yoğurt: Günde 150 gram yoğurt vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar.Meyveli   yoğurtlara 3 çay kaşığı şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum,kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler.  Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar.
SİSTİT
 Kuşkonmaz:Folik asit,C ve E vitaminleri içerir.Yenilen besinlerin vücuttaki zehirli  kalıntılarını atmayı sağlar.Karaciğer ve böbreklerin çalışmasını  kolaylaştırır,destekler.Bu nedenle doktorlar, sistit hastalarının mutlaka  kuşkonmaz yemeleri gerektiğini söylüyor.
STRES
 Meyan kökü:Antivirüs etkisi vardır.Karaciğeri korur. Adrenalin salgılanmasını dengeler. Stresle başa çıkabilmek için gerekli olan kortizol hormonunu salgılatır.
TİROİD
 Midye: Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği selenyum minerali tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.
ÜLSER
 Lahana: Ülseri olan kişiler için tonik, yani mideyi temizleyici etki yaratır.Yüksek  oranda C vitamini içerir.Kırmızı lahana vücutta antioksidan özelliğe sahip A vitamini içerir.Kanseri önleyici etkiye sahiptir.Çiğ olarak salatalara  katılması tavsiye edilir.
Biber : Yeşil biberde; A,C,B1,B2 ve E vitaminleri bulunuyor. Biber,mide salgısını artırdığı  için,gastrit ve ülseri olanlara da tavsiye ediliyor. Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.
VÜCUT SU TUTMUŞSA
 Kuş üzümü:100 gramı günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını karşılar.Antibakteriyel   ve yanmayı önleyici etkileri vardır. Zengin potasyum ve düşük tuz içeriği,  dehidratasyonu olanlar için önemli bir doğal ilaçtır.
 Kabak:  100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4’te birini karşılar. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.
 Tahıl:  İdrar yollarını açıcı,çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri sayesinde dehidratasyonu  rahatsızlığı bulunanların yemeleri gerekir.Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.

 

ŞİFALI BİTKİLER

ADAÇAYI: Mide ve bağırsak gazlarını giderir.Mide bulantısını keser.Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.Bu uyarıcı bitki kan dolaşımını hızlandırır.Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz.

AHLAT: (yaban armudu) : Gülgillerden; kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır.Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir.

Faydası : Meyveleri, ishal keser.Zehirli hayvan sokmalarında da filizleri dövülüp, konur.

AHUDUDU: : Gülgillerden; böğürtlen gibi çalı halinde, dikenli bir bitkidir. Kümeler halindedir.Kendiliğinden yetişir.Meyvesi duta benzer.Sarımtırak kırmızı portakal renginde,sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi toplanıp,kurutulur.Reçel, şurup ve likör yapılır.Meyve olarak da yenir.

Faydası : Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür,kabızlığı giderir,vücuda dinçlik verir, romatizma,mafsal kireçlenmesi,nikris,boğaz,bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır.Kansızlık ve veremde çok iyi bir gıdadır. Ateş'i düşürür.Üre ve şeker hastalarına da faydalıdır. Mide ülseri olanların kullanmamaları gerekir.

ALOE VERA (Sarısabır): Eski yunanlılarında güzelleşmek için kullandıkları bir bitki.Yıpranmış ciltleri onarmak ve nemlendirmek için son derece yararlı. Akne sıcaktan kaynaklanan kaşıntılara karşı cildi koruyor.Yıpranmış saçları onarıyor ve nemlendiriyor.

ARMUT: Sulu ve tatlı bir meyvedir.Rengi sarı ile yeşil arasında değişir.İçinde A,B1,B2,B3,B6,ve C vitaminleri bulunur.Bu meyve yemeklerden önce yenmelidir.Armut kandaki üre asidi ve üre tuzlarını dışarı attığından,böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur.

Faydası : Nezle'yi geçirir,hazmı kolaylaştırıp çarpıntıyı önler, sinirleri yatıştırarak beyni çalıştırır.Kabızlığı önleyerek idrar söktürür, böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder, tansiyonu düşürür,kanı temizler,hamilelerin kusmalarını önler. Mafsal kireçlenmesi,nikris ve romatizma tedavisinde faydalıdır.

AT KESTANESİ:  Atkestanegiller familyasından;süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır.Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer.İçinde nişasta,saponin ve yağ vardır.

Faydası : Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür.Vücuda kuvvet verir.Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.

AVOKADO:Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur,çünkü en iyi antioksidant tır. Antioksidant lar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır.Bol miktarda E vitamini de içerir.Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolaşımı düzene sokar.Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir.Kadınlar açısından çok gereklidir.

AYVA: Vitamini bol bir meyvedir.Her bölgede yetişir,limon ve ekmek ayvası olarak iki çeşidi vardır.Altın sarısı renkli ve hoş kokulu bir meyve olan ayva A ve B Vitaminleri yönünden çok zengin olan bu meyvenin bileşiminde tanin ve kireçli tuzlar bulunur.

Faydası : İshal ve dizanteriyi keser,mide ve bağırsakları güçlendirir, kanı temizler,karaciğeri çalıştırır,safra akışını sağlayarak  çarpıntıyı giderir.Kadınlardaki beyaz akıntıyı keser. Bronşit,müzmin öksürük ve verem tedavisinde kullanılır.Merhem olarak kullanılırsa el ayak ve meme ucu çatlaklarını,egzamaya,yüz ve boyun kırışıklığını giderir.Yapraklarından yapılan çay gerginliğe iyi gelir.Tohumları soğuk algınlığı ve boğaz ağrısında kullanılır.

BAL:Bal, kansızlar için kan deposudur. Bal ilik bir beze sürülüp  boğaza sarılırsa boğaz ve gırtlak ağrıları kesilir.Sinirleri bozulanları ve uykusuzları sakinleştirir. Süt ile bol sulandırılıp içilirse şeritleri öldürür.Bir miktar sirke ile karıştırılıp ağız çalkalanırsa, ağızda koku kalmaz.

BAKLA:İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir.Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

BİBERİYE:Eski zamanlarda gençliği geri getiren bitki olarak adlandırılan biberiye,sivilcelere iyi geliyor.Cildin esnekliğini ve sıklığını artırıyor. Bir litre suya, biberiye ve kekik yağından iki kaşık ekleyin.Bu karışımı cildinizi temizlemek ve yumuşatmak için kullanın.

BÖĞÜRTLEN:(tilkiüzümü) :Gülgillerden bahçe çitlerinde, ol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır.Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür.Önceleri kırmızı iken sonraları kararır.Yaprakları;çiçekleri açmadan toplanıp,kurutulur.

Faydası :İdrar söktürür,ayaklardaki şişlikleri indirir.Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir.Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur.Ağız,dil,diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir.Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir.Kökü kaynatılıp,suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.

CEVİZ AĞACI: Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları,meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır.

Faydası : Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler,kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser.Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememek gerekir.Cevizyağı,raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir.Bağırsak solucanlarını düşürür.Derinin yanmasını önler.

ÇAKAL ERİĞİ: Bir çeşit eriktir.Ağacı bodurdur.Çiçekleri beyazdır  ve yapraklarından önce çıkar.Meyvesi yuvarlak ve yeşil ve tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp,kurutulur.

Faydası : İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir.Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar.Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir.Anne sütünü artırır.

ÇAMAĞACI: Birçok çeşidi olan bir ağaçtır.Kozalakları ilk yıl kapalıdır.İkinci yıl açılıp,kurur ve ağacın dibine düşer. İlaç yapımında; tomurcuğu,palamutu,kozalağı, filizleri ve çırası kullanılır.

Faydası : Balgam söktürür. Müzmin öksürüğü keser. Kolay doğum yapmayı sağlar.

ÇAM FISTIĞI: Bronşit, verem,akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

ÇAY:Binlerce yıllık bir bitki olan çayın yaprakları güzelleşmek içinde kullanılıyor.Yağlı bir cildiniz varsa, çaydan bir tonik olarak faydalanabilirsiniz.Gözleriniz şişse iki soğuk çay poşetini göz kapaklarınızın üstünde bekletin.Saçlarınızın eskisinden daha parlak görünmesini istiyorsanız, şampuandan sonra çayla durulayın.Farkı göreceksiniz.

ÇİLEK:Gülgillerden sapları sürüngen,çiçekleri beyaz bir bitkidir.Yemişi pembe renkli olup,kokuludur.

Faydası : Vücudu kuvvetlendirir.Hasta olmayı önler.İdrar söktürür ve karında biriken suyu boşaltır.Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Mide ve bağırsak tembelliğini giderir.Sinirleri kuvvetlendirir.Yüksek tansiyonu ve kolesterolü düşürür. Bağırsak kurtlarını döker.Safra ifrazatını arttırır ve safra taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer kifayetsizliğini ve şişliğini giderir.Ateşi düşürür.Diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Cilde tazelik ve güzellik verir.Damar sertliği, mafsal iltihabı,romatizma,ve nıkriste de faydalıdır.Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir.

ÇÖREKOTU: İştah açar.Vücuda kuvvet ve dinçlik verir.Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker.Koklanacak olursa baş ağrısını keser.

DOMATES:  Patlıcangillerden bir çeşit bitkidir.Ürünü için yetiştirilir. atanı Meksika ve Peru'dur.Yabani türünün meyveleri yuvarlak ve kiraz kadar küçüktür. Domatesin içeriğinde lycopin denilen bir madde bulunur.B,C vitamileri bakımından zengindir. Gövde ve yapraklarında solanin denilen zehirli bir alkoloid bulunur.

Faydası : Bol idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını ve kanın durulmasını sağlar, damar sertliğini giderir. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Safra ve böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Üremiyi düşürür. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Cilde tazelik ve pembelik verir.İsiliği ve mayasılı giderir. Nasırların sökülmesine yardımcı olur. Çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Arı sokmasında ve yanıkların tedavisinde faydalanılır. Kansere karşı korur.Midesi zayıf olanlar,böbrek ve mesanelerinde iltihap olanlar,suyunu içmelidirler.

DUT: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür.Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.

EBEGÜMECİ:Göğsü yumuşatır.Öksürük keser.Mide bulantısı ve kusmaları önler.Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir.Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir.Dişeti hastalıklarını tedavi eder.Bu bitkinin yaprakları tahriş olan cildi dış etkenlere karşı korur.Cildi nemlendirir ve yumuşatır.Ebegümeciyle kan dolaşımını hızlandırabilir, bağ dokusunun elastikiyetini artırabilirsiniz.Ayrıca göz altındaki kırışıklara ve şişliklere de iyi gelir.

ENGİNAR: Kandaki üre ve kolesterolü düşürür.İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar.Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler.Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur.Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin,hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar,ayrıca Silymarin maddesinin,  prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti.Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu,bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikleri belirtildi.

EKŞİ ELMA:(yabani elma) : Gülgillerden;ormanlarda yetişen bir ağacın meyvesidir. Meyveleri küçük ve çok ekşidir. Çiçekleri, açık pembedir.

Faydası : Mide ve bağırsaklardaki gazı boşaltır. Buralardaki iltihapları giderir.

ELMA:Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar.İki elma  yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür.Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

FASULYE:Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır.

Faydası : Taze fasulye,bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar.Pankreas bezi'nin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur.Şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür.İdrar tutukluğunu giderir.Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur.Karaciğer yetersizliğini tedavi eder.Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir ve kalp çarpıntılarını giderir.Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar.Fasulye pişirilirken, pişirme suyunu 2-3 kere değiştirmek gerekir.

FESLEĞEN: Sakinleştirici ve yatıştırıcı özelliği vardır.Enerji verir ve cildi rahatlatır. Fesleğenli saç losyonlarıyla saç derisine masaj yaparak, onların kökünü güçlendirebilirsiniz.Fesleğen yağıyla selüloitlerinizden de kurtulmanız mümkün.

FINDIK:Palamutgillerden; kuzey yarımküresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen ufak bir ağaçtır.Meyvesi (Fındık), sert bir kabuk içindedir. İçeriğinde nişasta ve yağ vardır.

Faydası : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.Vücuda kuvvet verir.Nekahet devresinin çabuk geçmesini sağlar.Hamilelere de faydalıdır.Dövülmüş yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır. Fındık yağı,böbrek ağrılarını giderir.Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur.Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da faydalıdır. Mideleri hasta olanlar,damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenler,çok az yemelidirler.

GREYFURT: C vitamini bakımından çok zengindir.Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır.İştah açar.

HAVUÇ:Havuç Unbelliferae familyasından iki yıllık bir bitkidir. Bilimsel adı Daucuz carota olan sebze önemli miktarlarda B1 ve B2 vitaminlerini de içerir. Havuçta bol miktarda şeker de bulunur.

Faydası :Havuç suyunun mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiği bildirilmiştir.

HELVACI KABAĞI: (kestanekabağı) : Kabakgillerden tatlısı yapılan bir çeşit kabaktır.Yaprakları uzun ve büyüktür. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır.

Faydası : Bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

IHLAMUR:Ihlamurgiller familyasından; kerestesi güzel, bir gölge ağacı ve bunun kurutularak çay gibi haşlanıp içilen güzel kokulu çiçeğidir.Temmuz ve ağustos aylarında toplanıp, kurutulur. Birçok çeşidi vardır.

Faydası :Sinirleri kuvvetlendirir,sinir bozukluğunu giderir. Uyku verir.Kan dolaşımının normal olmasını sağlar. Kansızlığı giderir.Kalp kifayetsizliğinde faydalıdır.Damar kireçlenmesini önler. Böbrekleri ve mesaneyi temizler, idrar söktürür, kum döker,taş oluşmasını önler,ter söktürür.Grip ve soğuk algınlığının şikayetlerini giderir.Göğsü ve bronşları yumuşatır. Mide ifrazatını artırır.Balla karıştırılıp içilirse,mide ülserine faydalıdır. Kabızlığı ve bağırsak spazmını giderir.Boyun ve yüze güzellik verir.Burkulma ve ezilmelerde ağrıyı keser. Saç dökülmesini önler.

ISIRGAN OTU: Isırgangillerden ilkbaharda yetişen,her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur.Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır.Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar.Tohumları da kullanılır.

Faydası : Dıştan tatbik edildiği zaman,iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir.Burun kanamasını keser.Egzamanın şikayetlerini giderir.Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür.Haricen tatbik edildiği zaman,dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

ISPANAK:Kalp hastalıklarına,felce,yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere,hatta pişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze.Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili.Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin % 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili.Bir porsiyon ıspanak,günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.

İNCİR:Bağırsakları yumuşatır.Kabızlığı giderir.Bronşit,öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır.Enerji verir.

KARA LAHANA: Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır.Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve kara lahana. Lahana C vitamini bakımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır.

Faydası : Kansızlığı giderir,idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir.Kandaki şeker miktarını düşürür.Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur.Göğüs ucu çatlaklarını  giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir, iştah açar.BGuatr olanlar yememelidir.

KEKİK:Etlere,köftelere vb. hoş bir tad veren güzel kokulu ottur. Kekik çayı, soğuk algınlığına, boğaz ağrısına çok iyi gelir. kekikte bulunan «timol» tabii antibiyotiktir. Kekik çayı emzikli anneler için de çok faydalıdır.

Faydası :Bir avuç kekiği 3 bardak kaynar suya atıp,15 dak.demlendirin.Süzün ve için.

KESTANE: Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 - 30 metre boyunda bir ağaçtır.Yaprakları geniş ve meyveleri iridir.

Faydası : Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; teş düşürür ve sinirleri yatıştırır.Meyvesi, kasları kuvvetlendirir.Kan dolaşımını düzenler.Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir.Mideyi kuvvetlendirir.  Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle,şeker hastaları yememelidir.

KIRMIZIBİBER:Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili.Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze,aynı zamanda içerdiği beta karoten ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Kırmızı biber mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır, romatizma,mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir,kolera ve azaltır ve kanser tedavisinde kullanılır. Terlemeyi artırır, gut hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelir.Kanser riskini azaltır, öksürük ve boğaz ağrılarını gidermede (gargara olarak) kullanılır,sinir hastalıkları için doğal yatıştırıcıdır,vücuttaki aşırı yağ ve kolesterol birikiminin önlenmesini sağlar.Anti bakteriyel etkisi ile hastalıkların önlenmesinde de etkili olan kırmızı biber ülkemizde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere Güney ve Güneydoğu illerinde fazlaca tüketilir.

KİRAZ:Gülgiller familyasından; anayurdu Asya olan, düz kabuklu bir çeşit ağaç veya ağaçcıktır. Genellikle yapraklanmadan önce çiçek açar. Meyvesi, etli ve tek çekirdeklidir. Ev ilaçlarında sapları, meyvesi, kabuğu ve çiçekleri kullanılır.

Faydası :Aspirin yerine kiraz. Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor.20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor.İdrar söktürür. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir.Kanın temizlenmesine yardım eder. Nikris,romatizma,damar sertliği ve mafsal kireçlenmesinde faydalıdır. Karaciğer şişliğine iyi gelir.Safra akışını normale döndürür. Sivilceleri önler.Susuzluğu giderir.Kabukları ishali keser. Ateşi düşürür.Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü giderir.

KUŞBURNU:Vitamin deposu,Kuşburnu insanların bu zamana kadar tanıdıkları en güçlü vitamin deposu olarak gösteriliyor.

Faydası : İhtiva ettiği bol miktarda C vitamini dolayısıyla vücut direncini yükseltiyor.Romatizmalılar için en önemli gıdadır. Kanı inceltip toksinlerini çözer.Kan devir daimini hızlandırır. Pankreası ikaz ederek daha fazla insulin salgılanmasına sebep olarak, şeker hastalığında etkilidir. Kuşburnu kansere sebep olan toksik maddeleri vücutta temizlediği için bu hastalığa sebep olacak gelişmeleri engeller.

MAYDANOZ: Maydanozgiller familyasından;yaprakları güzel kokulu ve parçalı,kazık köklü, 30 - 100 cm boyunda,iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir.Tohumları ufak ve esmerdir.Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde,biraz uçucu yağ,müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları,kökü ve meyvesi kullanılır.

Faydası : İdrar söktürür.İştah açar.İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Aybaşı sancılarını keser. Sürmenajda faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür.Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir.Kansere karşı korur.Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır.Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır.Vücutta biriken suyu boşaltır.Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizmada faydalıdır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü azaltır ve böylelikle memelerin şişmesini önler. Cinsel istekleri artırır. Görme gücünü artırır. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.

MISIR:  Buğdaygiller familyasından;180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli,geniş şerit yapraklı,bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır.Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları,dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısır püskülü denilen kısmı meydana getirirler.Meyvesi,koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısır püskülünün içeriğinde glikoz,maltoz gibi şekerler, sabit yağ, steroller,reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü,idrar yollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır.

Mısırözü yağı,mısır tanelerinden çıkarılır.İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini,az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler.

Faydası :Daha ziyade mısır püskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir.Ancak hazmı biraz güçtür.Guatr olanların yememesi tavsiye edilir.

MUZ: Folik asit,potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler.Adet sancılarını gidermeye birebirdir.

ÖKSEOTU:Kalbin atışlarını arttırır.Damar kireçlenmelerinde faydalıdır.Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.

PAPATYA: Her derde deva bir bitki.Tahriş olmuş, temizliğe ve ferahlamaya ihtiyacı olan ciltler için ideal. Kurutulmuş papatyalardan hazırlanmış bir losyonla gözlerinize yapacağınız kompres şişkinliğini alıyor.

PATATES: Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki  yumruları yenen otsu bir bitkidir.Yeşil kısımlarında, renksiz  filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır.İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur.

Faydası : Şeker hastalarına faydalıdır.Susuzluğu giderir.Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır.Karaciğer şişliğini giderir.Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar.El ve ayak çatlaklarında faydalıdır.Kandaki şeker seviyesini düşürür,kanı temizler. Kansere karşı korur.

PATLICAN:Ülkemizde çok tüketilir.Anavatanı Hindistan'dır, Çekirdeksiz ve yumuşak olanı iyiidir. Zeytinyağlı yapılarak közlenip kabuklarının soyularak yenmesi daha faydalıdır.Patlıcan,A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahiptir. 

Faydası : Pankreas,karaciğer ve böbrekleri Kuvvetlendirir. Bol idrar söktürür, kansızlığı giderir,vücuttaki fazla suyu dışarı boşaltır ve kilo verdirir. Patlıcan salatası şeker hastalarının şeker seviyesini ayarlamakta etkilidir. Böbrek yanması ve ağrısını keser.Kalp çarpıntısını giderir ve sinirleri yatıştırır.

PIRASA:İdrar söktürür.Mide rahatsızlığına iyi gelir.Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.

SALATALIK:Salatalığı zaten birçok kadın cilt bakımı için kullanıyor. Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntıyı,pullanmayı ve gerginliği ortadan kaldırıyor.Cilde yoğun bir şekilde nem vererek, günlük nem ihtiyacını karşılıyor. Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler,kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolesterolü de düşürüyor.

SARMISAK:Zambakgiller familyasından; bütün kısımları keskin kokulu, 30-100 cm yüksekliğinde, otsu bir bitkidir.Toprak altında iri bir soğanı vardır. Çiçekleri beyazımsı pembedir. Yaprakları uzun, yassı, paralel damarlı ve sivri uçlu olup, gövdeyi sarmıştır. Soğanı özel kokulu uçucu bir yağ, şekerler, A, B, C, P vitaminleri içerir.Yağında alliin denilen bir madde vardır.

Faydası : Yüksek tansiyonu düşürür.İştah açar. Solunum ve hazım sistemindeki mikropları öldürür. Grip, tifo ve difteri gibi salgın hastalıklar sırasında faydalıdır. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.Kanı temizler. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Böbreklerin normal çalışmasını sağlar.Karında ve bacaklarda toplanan suyun boşalmasında yardımcı olur.Romatizma ve mafsal iltihaplarında faydalıdır. Damar sertliğini önler.Ateşi düşürür. Arpacık ve basur memelerinde faydalıdır. Zehirlenmelerde kullanılır.İdrar tutukluğunu giderir.Zehirli hayvan sokmasında da faydalıdır. Saçların uzamasına da yardımcı olur.

SOĞAN:Zambakgiller familyasından; yumrumsu ve yeşil yaprakları kullanılan keskin kokulu,acı bir otsu bitkidir. Bileşiminde uçucu ve sabit yağ,şekerler,fermentler ve amino asitler vardır.

Faydası : İdrar söktürür.Vücutta biriken zararlı maddeleri ve suyu atar.Romatizma, mafsal iltihabı, idrar tutukluğu, damar sertliğinde faydalıdır.Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur.Zayıflamayı sağlar.Böbrek ağrısını dindirir.Zihin yorgunluğunu dindirir.Baygınlığı geçirir.Prostat bezinin hastalanmasını önler. İktidarsızlıkta faydalıdır. Cinsel gücü artırır. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır.Öksürük söktürür, bronşları temizler,astım nöbeti,akciğer hastalıkları,grip ve soğuk algınlığında faydalıdır.Kandaki şeker seviyesini düşürür. Şeker hastalarında faydalıdır.Kolera ve veremde bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. İhtiyarlamayı geciktirir.Kalbi kuvvetlendirir.Koroner damarları genişletir. Cerahatlerin boşalmasına yardımcı olur.Dolama ve arpacıkta da faydalıdır.Kırmızı soğan nikotini çözüyor,insan bünyesinde, özellikle sigara içenlerde biriken nikotinin çözülmesinde etkilidir.Kırmızı soğan kanda yükselmiş olan lipit miktarını düşürür.Safrayı incelterek,karaciğerin rahat çalışmasını sağlar.

ŞALGAM:Şalgam Curiciferae familyasından Brassica cinsine ait bir bitkidir. Kökü ve yaprakları için ekilir. Bileşiminde kalsiyum ve demir gibi madensel maddeler ile A,C ve B grubu vitaminleri bulunur.Şalgam suyu yapımında maya olarak genellikle ekşi hamur kullanılır.Şalgam suyu kırmızı renkli, bulanık, ekşi lezzetli ve fermantasyon ürünü bir içecektir.

Şalgam Suyunun Faydaları:

Vitamin ve mineral miktarları yüksek olan bu hammaddelerden  yapılan şalgam suyunun insan sağlığı için şüphesiz pek çok faydaları vardır. 
– İştahı açar,
– Laktik asit içerir, sindirimi kolaylaştırır.
B grubu vitaminleri içerir, sinirleri yatıştırır.
– Mide ve karaciğere faydalıdır, 
– Kalsiyum, potasyum ve demir içerir,kemik ve dişleri kuvvetlendirir.
– Afrodizyak özelliği vardır.
– 100 gramında 20 kalori olan şalgam,A–B–C vitamini içerir. Kalp, damar ve göz sağlığı için faydalıdır.
– Vücuttaki toksinleri atmak, kolesterolden uzaklaşmak, stresten kurtulmak için bolca yenip, suyu içilir.
– İdrar söktürücü, romatizma, nikris ağrılarına, mafsal şişliklerine, böbrek kumu ve taşının düşmesine, apse, dolama, kan çıbanı, donma, ergenlik sivilceleri, egzama, göğsü yumuşatıcı, akciğer ve bronşları temizler, boğaz iltihabına, pekliğe, şeker hastalarına verilir.
– Toksinleri atmaya yarayan, sütasidi ,f osfor, kalsiyum, potasyum, stresi önleyip sinirleri yatıştır.

Şeker ve vitamin yönünden çok zengin olan şalgam arsenik, kalsiyum ve madeni tuzlar içerir.Kansızlık için ideal bir ilaç olup, yaprakları da kökü gibi kalsiyum demir,bakır ve iyot içerir.

– Vücutta şişliklerin üstüne konduğu gibi, el ve ayağı donanlara haşlanıp lapası sürülür.

– Haşlanan suyu ile saçlar yıkandığında beyazlaşmayı önler.

– Kökünün haşlanıp içilmesi sindirim güçlüğünü giderir. Nikris hastalığına iyi gelir.

– Akciğer ve bronşları temizleyen şalgam, pekliği giderdiği gibi bazı cilt hastalıklarında da merhem gibi kullanılır.
– Yaşlıların ayak üşümelerini gidermek için; kalın, etlice soyulmuş, 2 şalgam kabuğu, 1 çay bardağı ısırgan otu ile 1 litre suda haşlanıp haftada 2 gün ayaklar bu suyla yıkanır.

TERE:Yapısındaki madeni tuzlar ve vitaminler sayesinde, kani mikroplardan temizler,bedenimizin hastalıklara karşı direncini artırır,idrarı söktürür,böbrekteki taşları eritir,ya da bunların düşmesini kolaylaştırır.İştah açar,dokulardaki madeni tuzların eksiğini tamamlar,kan yapar.Kandaki seker oranını düşürdüğü için özellikle seker hastaları için bol bol tere yemelidir.Güç vericidir, dermansızlık ve halsizliğe karşı bire bir ilaçtır. Ayrıca, havanda dövüp cildin ya da yaranın üstüne sarıldığında, cilt hastalıklarını, bağ dokusu yangınlarını ve kızıl yara denen şirpençeyi iyileştirir.

TURP:Gerçek bir şifâ kaynağıdır.Teneffüs yolları için yararlıdır. Bilhassa siyah turp böbreklere çok faydalıdır. Turpun, tümörlerin ve kistlerin çözülmesinde etkili olduğu ileri sürülüyor. Kırmızı Adana turpu da yanlış beslenme ve hareketsizlikten dolayı vücutta meydana gelen kireçlenmeyi önlüyor.

Faydası :Bir kilo siyah turp rendeden geçirilir,biraz tuz atıp suyu tülbentle sıkılıp çıkarılır.Aç karnına yarim fincan içilirse, böbrek taşlarını eritir.Bir hafta süreyle devam edilirse, çok faydası görülür.

ÜZÜM:Üzüm asmasının glikozca zengin olan meyvesidir.

Faydası : Bedeni ve zihni gücü artırır. Kan yapar. Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide ülseri, gastrit, karaciğer hastalıkları, dalak hastalıkları, romatizma ve mafsal iltihabında faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Kanı temizler. Şişmanlıkta faydalıdır. Hamilelerin mide bulantısını önler. Cilt güzelliğini sağlar. Nekahat devresinin kolayca atlatılmasına yardımcı olur.Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.Besleyicidir.

YERELMASI:Şeker hastaları için faydalıdır. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir.

ZEYTİN:Zeytinyağı,safrayı artırır.Karaciğeri çalıştırır.Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır.Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür.Kandaki şeker miktarını düşürür.Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.

KESTANE: Kayıngiller familyasından;kışın yapraklarını döken ,25 - 30 metre boyunda bir ağaçtır.Yaprakları geniş ve meyveleri iridir.

Faydası : Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; teş düşürür ve sinirleri yatıştırır.Meyvesi,kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler.Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler.Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir.Mideyi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

BÖĞÜRTLEN: (tilkiüzümü) :Gülgillerden bahçe çitlerinde, ol kenarlarında kendiliğinden yetişen,dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer,fakat ondan küçüktür.Önceleri kırmızı iken sonraları kararır.Yaprakları;çiçekleri açmadan toplanıp,kurutulur.

Faydası : İdrar söktürür,ayaklardaki şişlikleri indirir.Yüksek tansiyonu düşürür.Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız,dil,diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir.Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki  şeker miktarını düşürür.

AHUDUDU:  Gülgillerden; böğürtlen gibi çalı halinde, dikenli bir bitkidir.Kümeler halindedir.Kendiliğinden yetişir. Meyvesi duta benzer. Sarımtırak kırmızı portakal renginde, sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi toplanıp, kurutulur. Reçel, şurup ve likör yapılır. Meyve olarak da yenir.

Faydası : Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür, kabızlığı giderir, vücuda dinçlik verir, romatizma, mafsal kireçlenmesi, nikris, boğaz,  bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır. Kansızlık ve veremde çok iyi bir gıdadır.Ateş'i düşürür. Üre ve şeker hastalarına da faydalıdır.Mide ülseri olanların kullanmamaları gerekir.

ÇİLEK:(kocayemiş) :Gülgillerden sapları sürüngen,çiçekleri beyaz bir bitkidir.Yemişi pembe renkli olup,kokuludur.

Faydası : Vücudu kuvvetlendirir.Hasta olmayı önler. İdrar söktürür ve karında biriken suyu boşaltır.Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur.Mide ve bağırsak tembelliğini giderir.Sinirleri kuvvetlendirir.Yüksek tansiyonu düşürür. Bağırsak kurtlarını döker.Safra ifrazatını arttırır ve safra taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer kifayetsizliğini ve şişliğini giderir.Ateşi düşürür. Dişdibi taşlarını eritir.Cilde tazelik ve güzellik verir.Damar sertliği,mafsal iltihabı,romatizma,ve nikriste de faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir.Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir.

ÇAKAL ERİĞİ: Bir çeşit eriktir.Ağacı bodurdur.Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar.Meyvesi yuvarlak ve yeşil ve tadı buruktur.Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur.

Faydası :İshali keser,mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir.Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar.Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

FINDIK: Palamutgillerden; kuzey yarımküresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen ufak bir ağaçtır.Meyvesi (Fındık),sert bir kabuk içindedir. İçeriğinde nişasta ve yağ vardır.

Faydası : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar. Hamilelere de faydalıdır. Dövülmüş yenirse öksürüğü keser.Varise faydalıdır. Fındıkyağı, böbrek ağrılarını giderir. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da faydalıdır. Mideleri hasta olanlar,damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenler, çok az yemelidirler.

HAVUÇ:Havuç Unbelliferae familyasından iki yıllık bir bitkidir. Bilimsel adı Daucuz carota olan sebze önemli miktarlarda B1 ve B2 vitaminlerini de içerir.Havuçta bol miktarda şeker de bulunur. Havuç suyunun mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiği bildirilmiştir.

V İ T A M İ N L E R

A VİTAMİNİ
Nerede Bulunur: Süt, tereyağı, beyaz peynir, ciğer,balık, yumurta,yeşil sebze, havuç.
Neye Yarar: Gözlere, cilde, büyümeye ve gelişmeye yarar.
Eksikse ne Olur: Kuru ve Pürüzlü Cilt,gece körlüğü ve körlük.

D VİTAMİNİ
Nerede bulunur: Süt,  tereyağı,  peynir,  yumurta  sarısı,  karaciğer,  balık  yağı, balık.
Neye yarar: Kemiklerdeki  kalsiyum  ve  fosforu  sağlar. 
Eksikse  ne  olur: Raşitizm  (kemiklerin  eğriliği), kemik  erimesi (osteoporoz)  ve  kemik kırılması.

E VİTAMİNİ
Nerede Bulunur
: Bitkisel yağlar,yeşil yapraklı sebzeler,buğday tohumu.
Neye yarar: Hücrelerin korunmasına yarar. Antioksittir, vücut dokularını korur.
Eksik ise ne olur: Pek çok hastalığa davet eder. Vücudun bağışlık sistemi çöker

K VİTAMİNİ
Nerede Bulunur
: Yeşil yapraklı sebzelerde,özellikle ıspanak ve lahanada bulunur.
Neye yarar: Kanın pıhtılaştırmaya yarar.Hemofili hastalarının bol bol ıspanak ve  lahana yemesi gerekir.
Eksik ise ne olur: Pıhtılaşma sorunları sıkça yaşanır.

C  VİTAMİNİ
Nerede bulunur
:Yeşil  sebze,narenciye (limon,portakal, greyfurt), çilek, domates, kivi, lahana, biber, kavun.
Neye yarar: Hücrelerin  korunmasında,demirin  absorbe edilmesinde,grip  ve  nezleden  korunmaya  yarar.
Eksikse  ne  olur: Mikroplu  hastalıkların  yaygınlaşması.

B-1  VİTAMİNİ
Nerede bulunur
: Bira  mayasında,tahıl,et,un,patates.
Neye yarar: Sinir  dokusunun  korunmasında.
Eksik ise ne olur:Halsizlik, iştahsızlık.

B-2  VİTAMİNİ

Nerede bulunur: Süt,yumurta,balık,et,tahıl,karaciğer.
Neye yarar: Dokuları ve görme duyusunu korur.
Eksik ise ne olur: Cilt yarası,ağlama hissi.

PP  VİTAMİNİ
Nerede bulunur
: Çeşitli etler, balıklar,karaciğer ve baklagiller.
Neye yarar: Metabolizmanın yenilenmesine yarar.
Eksik ise ne olur: Cüzzam,depresyon, iştahsızlık, zayıflık.

B5  VİTAMİNİ
Nerede bulunur
: Yumurta sarısı,yeşil sebze, karaciğer, bira mayası ve kuru sebze.
Neye yarar: Organların ve dokuların hücrelerini besler.
Eksik ise ne olur: Bağırsak rahatsızlıkları, baş ağrısı

B6  VİTAMİNİ
Nerede bulunur
: Tahıllar, yumurta,sebze, patates, balık ve et.
Neye yarar: Hücreleri, deri yüzeyini, sinir dokularını korur.
Eksik ise ne olur: Kusma, kraplar, anemi, sinir rahatsızlıkları.

B-12  VİTAMİNİ
Nerede bulunur
: Ciğer, balık, et ve süt.
Neye yarar: Alyuvar oluşmasına.
Eksik ise ne olur: Anemi, sinir hastalıkları.

H  VİTAMİNİ
Nerede bulunur
:  Ciğer, et, yumurta, süt, yerfıstığı ve çikolata.
Neye yarar:  Hücreler için gerekli.
Eksik ise ne olur: Bulantı ve iştahsızlık.

FOLİKASİT
Nerede bulunur
:  Ciğer, sebze ve patates.
Neye yarar:  Alyuvar oluşmasına.
Eksik ise ne olur: Alyuvar azlığı (anemi), sinir rahatsızlıkları.

 

Hafızanın Kutsal Kitabı

FaceBook  Twitter  

 

Derleyen: Halit YILDIRIM                                                            03 Şubat 2006

 

 

Beyin yaşlanmasıyla savaşmak için asla çok geç ya da çok erken değildir

Beynin, yavaş yavaş yaşlanması, bir doktorun hastalığın herhangi bir semptomunu tanıyabilmesinden yıllar önce beyinde yığılmaya başlayan minik plak ve düğümlerle başlar. Aslında, bu plak ve düğümler, yetişkin yaşamlarımızda o kadar erken oluşmaya başlar ki, hafif hafıza ve dil değişiklikleri yıllarca fark edilmeden ve önemsenmeden devam eder.

Bu kaçınılmaz süreci önlemeye çalışmak benim için çok mu geç? Yoksa çok mu erken? Ne yaparsam yapayım hafızamı kullanma becerim düşmeye mahkum mu?

Bu sorulara cevabım ‘hayır’dır. Beyin yaşlanmasıyla savaş girişiminde bulunmak için asla çok geç ya da çok erken değildir. Araştırmalar bir gün halihazırda kaybedilmiş beyin hücrelerini yenilemek için bir yol bulsa bile, bilim adamları hafıza kaybını önlemenin her zaman onu yenilemekten daha kolay olacağını kabul eder.

Beyinlerimiz Gençleşmez, Ama İyileşebilir

Hafıza performansını geliştirmek ve beyinlerimizi Alzheimer hastalığından korumak için başlayacağımız programın en büyük engellerinden biri, insanın bedeni gibi beyninin de yaşlandığını inkar etmesidir. Çoğu insan ilerleyen yıllarla gelen fiziksel değişiklikleri kabul etmekle boğuşur; oysa zihinsel değişiklikleri kabul etmek, çok daha büyük bir mücadeledir.

Normal hafıza performansı öğrenme ve hatırlamayı içerir ve beyin ile beyin hücreleri ya da nöronların birkaç bölgesinin tam işlemesini gerektirir. Hafızayı genelde soyut bir kavram olarak düşünürüz-beynimizin dosyalama dolabında bir yerlerde depolanan, istendiği zaman el altında olan bir düşünce, görüntü, duyum ya da his.

Beyindeki her sinir hücresinin bir telefon hattı gibi hareket eden, çevredeki nöronlara sinir dürtülerini ileten tek bir aksonu (en uzun sinir gözesi) vardır. Yan dairedeki dost nöron (dendritleri[1] küçük antenler gibi uzayan, bilgi alan ve gönderen ince tel demetleri) aracılığıyla ona günlük olarak gönderilen sayısız elektriksel dürtü çeşitlerini alır. Ama yeni bilgi henüz mevcut değildir.

Beyin nöronlarımızın tümünün diğerleriyle, aksonlar ve binlerce daldan dendritlerle iletişim kurması için her dal bir sinapsla (nöronlar arasında geçen sadece aşırı özel bilgiyi tanıyan özel bir temas noktası ya da alıcı) biter. Her nöronun yaklaşık 1000,000 sinapsı vardır.

Yeni bilgi, geri getirilen anılar ya da yedeklenmiş mesajlar içeren elektriksel sinir hücreleri nöronun aksonunu[2] vurur ve onun ince dendritlerinin birinden sinir-iletici olarak bilinen bir kimyasallar paketinin salındığı hiper-açık sinapsa geçerler. Bu sinir-ileticiler bir sinapstan diğerine olan çok küçük alanı dolaşan “posta güvercinleri”dir. Varışta doğru kimyasal sinir-iletici uygun alıcısıyla birleşir ve (tam isabet...)! Mesaj iletilmiştir.

Her uyanma durumunda duyularımız görüşler, sesler ve anlık hafızamızdan geçip kısa süreli hafıza olarak bilinen tutma alanına hareket eden diğer uyarıcılar tarafından bombardımana uğrar. Genelde bu kısa süreli duyuların çoğunu milisaniyeler içinde kaybederiz ve kısa süreli hafızamızda kalanın çok azı, sadece küçük bir yüzdesi uzun süreli hafıza deposuna girmeyi başarabilir.

Bilgiyi daha uzun süre tutmanın temel anahtarı, onu düzenlemek ve tekrar etmektir, böylece onu aktif bir şekilde uzun süreli hafızamızda tutabiliriz. Bilgi, uzun süreli hafızamızda yerleşince nispeten kalıcı olur ve beyinlerimiz sağlıklı kaldığı sürece yıllar sonra bile hatırlanabilir.

Kısa süreli hafızanın sadece kısıtlı kapasitesi olmasına karşın uzun süreli hafızanın aşırı derecede büyük miktarlarda bilgi depolama potansiyeli vardır. Bu bilgiyi daha sonra geri çağırmak ya da hafıza deposundan çekmek hatırlama olarak bilinir.

Hafıza ve diğer bilişsel beceriler genelde cinsiyete göre farklılıklar gösterir: Kadınlar daha iyi sözel ve dil yeteneklerine sahip olmaya yatkınken, erkeklerin genelde uzamsal ve matematiksel yeteneklerde üstünlüğü vardır.

Yaşla Birlikte Hafıza Değişiklikleri

Hepimiz yaşlandıkça biraz unutkanlık yaşasak da hafıza değişimi derecemiz, onunla ilgili endişemiz ve baş etmek için attığımız adımlar farklıdır. Otuzlarımıza ve kırklarımıza gelmeden “normal” hafıza şikayetleri daha yaygın hale gelir.

Orta yaşlı ve daha yaşlı insanların çoğunun sık sık güçlük yaşadığını fark ettiği konular şöyledir:

* İnsanların isimleri

* Önemli tarihler

* Evdeki nesnelerin yerleri

* Yakın ve geçmiş olaylar

* Toplantı ve buluşmalar

* Bilgi hatırlamak

Yaşla ilişkili hafıza kaybı daha sıklıkla uzak, geçmiş anılardan ziyade yakın anıları içerir. Geçen hafta sonu izlediğimiz filmi unutabiliriz, ama yine de dokuzuncu sınıftaki öğretmenimizin adını hatırlayabiliriz.

İskoç Psikiyatr Dr. L. J. Whalley ve meslektaşları, bir insanın erken yaşlarındaki zeka seviyesinden yola çıkarak elli yıl sonraki olası bir Alzheimer hastalığının tahmin edilip edilemeyeceğini bulmak için zeka testi sonuçlarını incelemişlerdir. Bu grup, çocuklukta düşük zeka testi sonuçları olan insanların 65 yaştan sonra başlayan Alzheimer hastalığının geç başlayan formu için daha yüksek bir riskleri olduğunu bulmuştur.

Dr. Whalley, çocuklukta düşük zekalı olan insanların yaşamlarında sonradan onların Alzheimer hastalığına yakalanmaları için daha büyük bir tehlike içine sokan davranışlar gösterebilecekleri gibi bu gözlem için birçok açıklama sunmuştur. Daha sağlıksız beslenebilir, egzersizi göz ardı edebilirler ya da sigara içebilirler. Ayrıca düşük IQ sonuçları beyni kurnazca yaşamda erkenden kötüleştiren bu hastalığın erken belirtilerini yansıtabilir.

Beyinlerimiz yaşlandıkça sinapslar ya da nöronlar arasındaki bağlantılar daha da etkisiz çalışmaya başlar. Beynin bir bölgesinden diğerine ateşlenen mesajlar karışabilir ve beynin bir parçasından diğerine olan haberleşme çökebilir. Beyninizin bir bölgesi mutfağa yürüyüp buzdolabını açmanızı söyleyebilir, ama siz sadece orada durursunuz. Ne yazık ki susamış olduğunuz için size içeri girip bir gazoz almanızı söylemiş olması gereken beynin diğer tarafı mesajı almamıştır.

Veriler, nöronlarımızın yaşlanıp öldükçe beyinlerimizin gerçek toplam ölçülerinin büzülüp köreldiğini ortaya koyar. Eskiden Alzheimer hastalığının kusursuz bir teşhisi sadece otopsiyle yapılabiliyordu. Patolog bu anahtar kilit bölgelerinde biriken plak ve düğümleri sayardı ve eğer yoğunlukları, belirlenmiş sınırı aşıyorsa, gözlem altındaki hastada kesin Alzheimer hastalığı vardı. Bilim adamları Alzheimer hastalarından ziyade sadece hafif bilişsel bozukluğu olan insanlara beyin otopsisi yapmışlardır. Bunun sonucunda aynı beyin bölgelerinde aynı plak ve düğümler görülmüştür ama bunlar sadece daha düşük yoğunluklardadır.

Bu otopsi çalışmaları artık normal hafıza yetenekleri olan yirmilerinde ve otuzlarındaki insanlara kadar genişletilmiştir ve daha düşük yoğunluklarda olmasına rağmen bu beyin hasarlarının onlarda da mevcut olduğu görülür.

Beyinlerimizin yaşlanma oranı bireysel genetik yatkınlığımıza, yaşam tarzı tercihlerimize ve yaşam boyu maruz kaldığımız çevresel etkenlere göre değişir.

 

 

Büyük kafalar, erkekleri daha akıllı yapmaz

Kadınların erkeklerden daha küçük beyinleri vardır. Yetişkin bir erkeğin ortalama beyin ağırlığı 1.360 gramın üzerindeyken tipik bir kadın beyni 1.000 gramın biraz üzerindedir. Sinirbilimciler genellikle hayvanın beyni büyüdükçe o kadar akıllı olduğunu bulmuşlardır, ama bu kural insan beyni için geçerli gibi görünmez.

Beyin yapısı ve işlevi üzerine yapılan yakın tarihli çalışmalar kadınların daha küçük beyinlere sahip olmalarına rağmen, kadınlar ve erkekler arasındaki tüm zihinsel yetenekleri dengeleyerek, beyinlerinin daha verimli olduğunu göstermiştir.

Pennsylvania üniversitesi’nden Dr. Ruben Gur ve meslektaşları beyindeki gri maddenin-düşünmemizi sağlayan hücre kitleleri içeren dış parça-miktarına bakmışlar ve ortalama bir erkek beyninin bundan sadece yüzde 50 içermesine karşın bir kadın beyninin ortalama yüzde 55 gri madde içerdiğini bulmuşlardır. Bu, kadınların neden dil ve sözel yetenek sınavlarında erkeklerden daha yüksek sonuçlar aldığını açıklayabilir.

Beyninizin Pencereleri:

Son zamanlarda çeşitli bilimsel disiplinlerden-genetik, kimya, fizik, biyomatematik ve diğerleri-pozitron yayılım tomografisi (PYT) gibi yeni teknolojiler kullanarak sonunda beyne pencereler açan araştırma atılımları olmuştur. Artık beyin yaşlanmasını doğrudan gözleyebiliriz ve bu sayede gelecekteki hafıza kaybını önlemek için tedavilerimizi özel olarak yönlendirebiliriz. PYT taraması şu anda tedaviye yol göstermek için en kesin ve erken teşhiste en duyarlı teknolojidir.

PYT (pozitron yayılım tomografisi) taraması ve bir insanın Alzheimer hastalığına karşı genetik riskiyle ilgili bilgiyi birleştirerek çok hafif beyin yaşlanmasını-bugün çoğu baby boomer’da ortaya çıkan değişiklikler-gözlemek için bir yöntem ortaya çıkardık. Bu aletler aynı zamanda hafıza tazeliği programımızın ve beyin yaşlanması sürecini yavaşlatan diğer müdahalelerin başarısını değerlendirmeye yardım edebilir.

Beyin Yaşlanmasının Genetiği

Geleneksel olarak 65 yaşından sonra insanları etkileyen Alzheimer hastalığının genel, son biçimlerinin genetik bir etkisi olmadığı, yaşlanmanın normal bir sonucu olduğu düşünülürdü. Artık sebebin çevre, yaşam biçimi ve genetik etkilerin bir kombinasyonunu içerdiğini biliyoruz.

Birçok genin yaşla ilişkili hafıza kaybı ve Alzheimer hastalığıyla ilişkili olduğu keşfedilmiştir. Bazı genlerdeki bir hata aileden gelen Alzheimer hastalığının erken başlangıcına, insanları erkenden, 65 yaşından önce yakalayan hastalığın nadir ve yıkıcı bir biçimine sebep olur ve normal olarak bu ailelerdeki akrabaların yarısını etkiler.

Üniversite mezunları daha yüksek beyin etkinliği göstermektedir

Araştırma Ekibim, gelen sonuçları takip ederek genç yetişkinlerde böyle bir beyin işlevini saptamak için PYT taramalarını kullanmaya çalıştı. Dr. Daniel Silverman’le ben, normal hafıza becerileri olan insanların taramalarına baktık ve onların üniversiteyi bitirip bitirmediklerine göre sonraki kuşakla hafıza merkezindeki beyin işlevlerini karşılaştırdık. Üniversiteyi tamamlamış olanların zihinsel durgunlukta daha yüksek beyin işlevi gösterdiklerini bulduk; ne var ki bu artan beyin etkinliği yaşla birlikte düşüyordu. Çalışmamızdaki 50 yaşındaki üniversite mezunları üniversiteyi bitirmemiş olan 50 yaşındakilerden daha yüksek etkinlik seviyelerine sahipken 80 yaşındaki üniversite mezunları üniversiteyi bitirmemiş 80 yaşındakilerden neredeyse hiç denecek kadar hafif bir artış gösterdiler. Yaş onların beyin işlevi rezervlerini tüketmişti.

Beyin otopsilerinin yakın zamanda yapılan bir çalışması düşük eğitimli insanların üniversite eğitimi almış insanlara kıyasla beyinlerinde daha fazla vasküler hastalık kanıtı gösterdiğini bulmuştur. Eğitimli insanlar sigara içmeye, çok alkol almaya ve yağlı yemekler yemeye daha az eğilimli olabilir, bu da beyinlerini daha sağlıklı tutabilir. Araştırma grubumuzun buluşu “işleyen demir ışıldar” teorisiyle de tutarlıdır-aynı zamanda başlangıçta daha sağlıklı bir beyne sahip olmanın insanı eğitim yörüngesine yerleştirmesi de olasıdır.

Artan unutkanlık ya da hafıza becerisinde ani bir değişiklikten endişelenen herkes bir doktora danışmalıdır ve eğer tavsiye edilirse bir PYT taraması yaptırmalıdır.

MEVCUT HAFIZANIN ÖLÇÜMÜ

Gençken her şeyi hatırlayabilirdim, olanı da olmayanı da. (MARK TWAIN)

Hafıza performansını geliştirmek ve beyinlerimizi genç tutmak, etkin bir şekilde bir programa başlamak için ilk önce şimdiki hafıza yetenek seviyemizi ölçmemiz gerekir.

Öznel Hafıza Kaybı Nesnele Karşı

Nesnel hafıza, bir kağıt-kalem hafıza testinde gerçekten ne kadar iyi yaptığımızdır.

Öznel hafıza, bizim hafıza işlevlerinde ne kadar iyi olduğumuzu düşündüğümüz konusundaki kendi algımızdır.

Her birey yaşamı boyunca meydana gelen hafıza değişikliklerinin az ya da çok farkındadır.

Hafızayla ilgili bilim adamları hepimizin hafıza kaybının farkında olması için bir derece belirlemek üzere standart anketler geliştirmişlerdir.

Nesnel bir hafıza testi şimdiki öğrenme ve hatırlama yeteneklerimizi değerlendirir. Nesnel hafıza değerlendirmelerinin geleneksel, kapsamlı türlerini-nöropsikolojik test etme-tamamlamak çok zaman alabilir ve yönetmek, sonuç çıkarmak ve yorumlamak için çok yüksek eğitimli profesyoneller gerekir.

DEĞERLENDİRME 1

Aşağıdaki kelimelere 1 dakika kadar çalışın

Kalas

Bankacı

Sos

Şemsiye

Karın

Sürüngen

Istakoz

Orkestra

Alın

Jüri

 

Süreniz dolduğunda Hafızanın Kutsal Kitabı’nı kaldırın, kronometrenizi tekrar 20 dakikalık bir süreye kurun ve başka bir şey yapın-gazete okuyun, bir bulmaca çözün, ne isterseniz, sadece başka bir şeyle kendinizi listeden uzaklaştırdığınıza emin olun. 20 dakika sonra yukarıdakilerden hatırlayabildiğiniz kadar çok kelimeyi yazın. Sonucu yorumlamak için 20 dakikalık aradan sonra yazabildiğiniz doğru kelime sayısını toplayın. Eğer nesnel hafıza hatırlama sonucunuz iyiyse (8 ya da üstü) o zaman temel hafıza becerilerini öğrenmek, muhtemelen sizin için kolay olacaktır ve hemen ileri hafıza becerilerine geçebilirsiniz.

Nesnel hafıza puanınızı etkileyebilen birçok faktör vardır, özellikle yaşınız ve eğitimdeki başarı düzeyiniz. Genel olarak genç insanlar yaşlı insanlardan daha iyi puan alırlar, daha eğitimli insanlar da daha iyi puan alır. Sonuçlar şimdiki beyin zindeliğiniz hakkında son söz değil, bir işaret, bir yol göstericidir.

Ailesinde Alzheimer hastalığı olan insanlar her hafıza hatasından endişelenebilirler.

 

BAK, RESMİNİ ÇEK, BAĞLANTI KUR:

ÜÇ TEMEL HAFIZA ANTRENMAN BECERİSİ

Çoğumuz sözde fotografik hafızalı insanlar görmüşüzdür. Karışık bir destedeki kartların sırasını hızlıca öğrenip hatırlayabilirler ya da çaba harcamadan uzun kelime ya da numara listelerini ezberleyebilirler. Ama gerçekten fotografik hafıza diye bir şey yoktur; bizim gördüklerimiz iyi hafıza teknikleri olan insanlardır.

Bir hafıza tekniği, beyin için bir kodlama sistemi, bir dosyalama dolabıdır. Bir insanın önceki bilgi ve ilgileri yeni bilgiyi nasıl öğrenip hatırlayacağını etkiler. Çoğu genç insan tuttuğu takımın maç skorlarını zorluk çekmeden hatırlayabilir, ama geçen baharda tarih dersinde öğrendikleri önemli tek bir tarihi bile hatırlamazlar.

Muhteşem hafızalar doğuştan değildir, sonradan yaratılırlar.

Benim üç temel becerimi-BAK, RESMİNİ ÇEK, BAĞLANTI KUR-öğrenerek sağlam bir hafıza antrenman programı için bir temel edineceksiniz. Eğer sadece bu bölümü okur ve sadece bu üç beceriyi öğrenirseniz hafızanız gelişir. Ben özel olarak hafıza antrenman egzersizlerinize ayrılmış bir defter ya da bloknot tutmanızı öneriyorum.

1. BAK-Öğrenmek istediğiniz şeyi aktif olarak gözlemleyin

Etkin öğrenmenin en yaygın engellerinden biri insanların bilginin sunulduğu durumlara dikkat etmemesidir. Karınızın ya da kocanızın bu sabah işe giderken ne giydiğini düşünün. Hangi kravatı taktığını hatırlayabiliyor musunuz? Hangi bluzu giymişti? Oğlunuzun tişörtü ne renkti? Önemsiz gibi görünse de aktif olarak bakıp bu tip yeni bilgiyi almak için bilinçli bir çaba harcayarak beyninizin ayrıntıları kaydetmesi için eğitmeye başlayabilirsiniz.

Bir şeye ilgimiz az olduğunda hatırlamak genelde zordur, çünkü tam olarak dikkat etmiyoruzdur. Çoğumuz biriyle tanıştırıldıktan saniyeler sonra isimleri unuturuz.

Samuel Johnson kısaca şöyle der: “Gerçek hafıza sanatı dikkat sanatıdır.”

“BAK” ilk temel beceridir, çünkü diğer duyularımıza da çok güvenmemize rağmen hatırlamak istediğimiz şeylere genelde ilk olarak görsel açıdan maruz kalırız.

Üç Temel Beceride kullanıldığı haliyle BAK aslında tüm beş duyu için kısa kullanımdır: BAK, DİNLE, DOKUN, TAT ve KOKLA.

2. RESMİNİ ÇEK-Anılarınızın zihinsel resimlerini yaratın

Arkadaşınızın bu sabah ne giydiğiyle ilgili o görüntüye geri dönün. Kırmızı bluz, siyah pantolon ve ayakkabılar, deri ceket. Görüntüyü canlandırırken zaten ikinci temel beceriyi de geliştiriyorsunuz-RESMİNİ ÇEK. Hatırlamak istediğiniz bilginin zihinsel bir resmini yaratıyorsunuz. Sonra sadece resmi çekiyor ve gördüğünüz şeyi tanımlıyorsunuz. Canlı ve anılmaya değer görüntüler yaratmak, onları uzun süreli hafıza deposuna yerleştirir.

3. BAĞLANTI KUR-Zihinsel resimlerinizi birbirine bağlayın

Zihinsel resimleri birbiriyle bağlamak için teknikler geliştirmek neredeyse tüm hafıza tekniklerinin temel bir unsurudur. BAĞLANTI KUR bağlantıyı sonra hatırlayabilmeniz için iki zihinsel resmi birleştirme sürecidir. Bu temel beceri doğum günlerini, çalışanların eşlerinin isimlerini hatırlamanıza yardım eder ve yüzle bağlanan ismi bir daha asla unutmamanızı sağlar.

İki resmi birbirine bağlamak için sadece iki zihinsel imgeyi de içeren yepyeni bir resim yaratın. Birçok teknik BAĞLANTI KUR’u aşırı derecede etkili bir hafıza aracı yapabilir.

Zihinsel Resimleri Etkili Bir Şekilde Bağlamak İçin Teknikler

* Bir imgeyi diğerinin üstüne koyun

* Bir imgenin diğerinin etrafında dönmesini ya da dans etmesini sağlayın

* Bir imgenin diğerine çarpmasını ya da diğerinin içinden geçmesini sağlayın

* İmgeleri birbiriyle birleştirin ya da eritin

* Bir imgeyi diğerinin etrafına sarın

 

BAĞLANTI KUR hatırlanacak şeyleri birbiriyle birleştirerek parçaları düzenleyen bağlantı yönteminin temelidir, ikinciyle birleşen birinci parçayla başlayarak ve sonra üçüncüyle birleşen ikinci ve devamıyla, fikirler ya da imgeler bir zincirin parçası olurlar.

Bağlantı kurmak özellikle bir liste yazmak uygunsuz ya da mümkün değilse (spor salonunda çalışıyor, bir konferansta oturuyor ya da duşta olabilirsiniz) yapılacak bir dizi alakasız işi hatırlamamız gerektiğinde yardımcı olur.

Burada bir öykü hattında bağlantı kurulabilecek tipik bir liste vardır:

* Yumurta al

* New York’taki kuzenini ara

* Çöpü çıkar

* Komşunun köpeğini besle

* ATM’den para çek

Fikirleri bağlamak için ilk önce her görevi temsil edecek tek bir imge seçeriz:

*Yumurta

*Bir Büyük Elma[3]

*Çöp tenekesi

*Köpek

*Para banknotları

Bu gündelik işlere sadece işten sonra başlayabileceğinizi bildiğinize göre, bağlantı kurulan çağrışımların başlama noktası siz olabilirsiniz. Bilginin yerleşmesini sağlamak için imgelere canlı ya da duygusal ayrıntılar eklemek isteyebilirsiniz:

*İşten eve dönerken yolun ortasında kocaman bir yumurta görüyorsunuz

*Yumurta yol kenarından yuvarlanıyor ve “Büyük Elmaya” çarpıyor

*Çöpleri toplayıp bir çöp tenekesine atıyorsunuz

*Çöp tenekesini kapatırken komşunuzun köpeği onu dikkatlice kokluyor

*Köpek oturuyor ve ağzında para banknotlarıyla tenekeye bakıyor

 

BAK, RESMİNİ ÇEK, BAĞLANTI KUR:

Kısaca Gözden Geçirelim

 

1.                          BAK-Aktif Olarak Öğrenmek İstediğiniz Şeyi Gözlemleyin. Yavaşlayın, dikkatinizi toplayın ve hatırlamak istediğiniz şeye odaklanın. Yeni bir yüz, olay ya da konuşmadaki ayrıntı ve anlamı bilinçli olarak özümseyin.

2.                          RESMİNİ ÇEK-Anıların Zihinsel Resimlerini Yapın. Hatırlamak istediğiniz görsel bilginin zihinsel bir resmini yaratın. Resimlere kişisel anlam vermek için ayrıntılar ekleyin ve sonra hatırlamak ve öğrenmek için onları kolaylaştırın.

3.                          BAĞLANTI KUR-Zihinsel Resimlerinizi Birbiriyle Bağlayın. İkinciyle bağlı olan birinci, üçüncüyle bağlı olan ikinci şeklinde hatırlanacak imgeleri birleştirin. İlk imgenin, zinciri hatırlama nedeninizi hatırlamanıza yardım edeceğinden emin olun.

 

STRESİ EN AZA İNDİRİN

Baskı ve stres ruhun en yaygın soğuk algınlığıdır. (ANDREW DENTON)

Kronik olarak yüksek stres seviyeleri kan basıncı, kolesterol ve diğer fiziksel rahatsızlıkları artırmakla kalmaz ayrıca böyle stres seviyeleri beyin zindeliğini ve genel hafıza performansını da yıpratır.

Stres ve endişe azaltılabilir ve hatta yaşamlarımızdan silinebilir ve bunu başarmamıza yardım edecek birçok yaklaşım da vardır. Yoga, koşu, meditasyon, ibadet ve hatta öfke-kontrolü kursları gibi geniş bir çeşitlilik arasından seçim yapabiliriz.

Strese Ne Sebep Olur?

İç ve dış olaylar bir stres tepkisini tetikleyebilir. Fiziksel çevremizde sürekli olarak gürültü, parlak ışıklar, ısı ya da kapalı alanlar gibi uyarıcılar tarafından bombardımana tutuluruz-eğer yoğunluk ve zamanlama uygunsa bunların tümü strese yol açabilir. İnsanlar ve çeşitli sosyal durumlar stres yaratabilir; bu ister kaba bir garson, eleştirici bir patron ya da kalabalık bir rock konseri ya da isterse eğlence parkı olsun...

Belki de en can sıkıcı ve zararlı stres biçimleri içimizden gelir-sözde iç stres kaynaklarımızdan. Örnekler, yüklendiğimiz aşırı dolu programları, içtiğimiz kafeini ve kendimizi yoksun bıraktığımız uykuyu içerir.

 

Stresin bizi etkileme şekli ve bizim ona verdiğimiz tepkiler

Stres, bedenin ona yöneltilen, bedenin, zihnin ya da her ikisinin uyum sağlamasını gerektiren bir talebe olan tepkisidir. Bu talep bir tehdit, meydan okuma ya da sadece beklenmedik bir değişiklik biçimini alabilir. Stres tepkileri genellikle ani ve otomatiktir. Herkes strese farklı bir şekilde tepki gösterir ve bu tepkiler her zaman olumsuz değildir. Sınavlarıyla ilgili strese giren bir üniversite öğrencisi daha sıkı çalışıp daha iyi yapabilirken başka bir öğrenci kaygıdan boğulup sınavda donakalabilir.

İyi bilinen bir stres hormonu olan adrenalin ya yaklaşan tehlikeyle savaşmak ya da ondan kaçmak için gereken güç ve enerjiyi sağlayarak “savaş-ya da –kaç”la sonuçlanmaya eğilimlidir. Bu fizyolojik tepki belki de mağara adamı atalarımıza dayanarak evrim boyunca genetik olarak programlanmıştır.

Stres hormonu adrenalin kan akışına pompalandığında kalp atışı hızlanır, kan basıncı yükselir ve solunum hızlanır. Kalbe, kaslara ve beyne daha fazla kan ile oksijen gider. Kaslar hareket hazırlığı için gerginleşir, zihinsel tetiklik yükselir, duyu organları daha duyarlı olur ve bu organlara bir kriz sırasında o kadar çok ihtiyaç duyulmayacağı için cilt, sindirim sistemi, böbrekler ve karaciğere daha az kan gider. İlave enerji için kandaki şeker, yağlar ve kolesterol yükselir ve bir yaralanma durumu olursa kanamayı engellemek için pıhtı hücreleri ile kan pıhtılaşması faktörleri yükselir. Tüm bu fiziksel değişiklikler bedenlerimizin yakında olacağına inandıkları şiddetli duruma uyum sağlamamıza yardım eder.

Yaygın Kronik Stres Semptomları

·         Fiziksel: Baş ağrısı, yorgunluk, uykusuzluk, kas ağrıları ya da acıları, hızlı kalp atışı, göğüs ağrısı, mide bulantısı, iştah kaybı, titreme, soğuk eller ve ayaklar, terleme.

·         Duygusal: Depresyon, gerginlik, kaygı, öfke, kızgınlık, mutsuzluk, korku, sinirlilik, sabırsızlık.

·         Zihinsel: Odaklanma eksikliği, hafıza kaybı, kararsızlık, karışıklık, eksik mizah anlayışı.

·         Davranışsal: Huzursuzluk, volta atma, tırnak yeme, ayak vurma, aşırı yeme, sigara içme, alkol alma, uyuşturucu bağımlılığı.

 

California Üniversitesi’nden Dr. James McGaugh şiddetli stres, kaygı ya da bedende fiziksel bir darbe tarafından salgılanan bir hormon olan kortikosteronun uzun süreli hafızada depolanan bilginin geri çağrılmasını engelleyebileceğini göstermiştir. Laboratuar fareleri kullanan araştırma grubu küçük bir elektrik şokunun kortikosteronu yükselterek hayvanların belirlenmiş hedefe tekrar yollarını bulmalarını engellediğini bulmuştur.

Öfke bazen olumlu, yapıcı bir tavırda hareket etmemize imkan sağlayabilir. Yine de dışa vurulsun ya da vurulmasın öfke de yüksek kaygı seviyelerinde, stres hormonlarına, depresyon ve hatta hafıza kaybına bile yol açabilir. Yakın zamanda yapılan bir çalışma öfkenin açıkça dışa vurumlarının her zaman stresin en sağlıklı çözümü olmayabileceği fikrini destekler.

Yaşam üzerinde olumlu bakış açılarını koruyabilen insanlar gerçekten daha uzun yaşayabilir. Rahibe Çalışmasındaki en yakın bulgular daha önceki günlüklerinde neşe, mutluluk, sevgi ve umut duygularını ifade eden rahibelerin daha az olumlu olanlardan on yıl kadar daha uzun yaşadıklarını gösterir.

Çoğumuz hızlı hayatlar yaşarız ve dinlenme zamanı olduğunu gösteren uyarı işaretlerine az dikkat ederiz. İşkolik sendromundan kaçınmaya faydalı bir yaklaşım da periyodik molalar vermektir. Çoğumuz için molalar günlük programlarımızda kuruludur, günlerimizi dört 2 saatlik aralara bölmeye çalışırsak: Sabah ortası molası, öğle yemeği, ikindi molası ve akşam yemeği.

İster her gün yoga, meditasyon yapın, ister duşta şarkı söyleyin, gevşemek için gösterdiğiniz her çaba, hem fiziksel hem zihinsel stresi azaltacaktır. Kumsalda dinlenmek, sevilen bir hamakta uzanmak ya da iyi bir kitapla kucaklaşmak gibi basit etkinlikler bu durumu ortaya çıkarabilir. Ayrıca, işte birkaç dakika sakin, derin nefes alarak vakit geçirirken sadece kumsalda ya da sevdiğiniz hamakta dinlenmeyi hayal etmek de benzer bir stres azaltıcı gevşeme etkisi yapabilir.

Dinlenme Egzersizleri

·                           2 Dakika Ara. Uzanın ya da rahat bir pozisyonda oturun. Yavaşça burnunuzdan düzenli ve derin bir şekilde nefes alın. Karnınızın nefes alırken yükseldiğini hissedin.

·                           5 Dakika Ara. Gözlerinizi kapayın ve kendinizi sakin, yatıştırıcı bir ortamda-kumsalda, bir tarlada, saunada ya da rahatlatıcı bulduğunuz herhangi bir yerde hayal edin. Nefesinize ve rahat ortama odaklanın.

·                           10 Dakika Ara. Rahat bir sandalyeye oturun ya da uzanın. Gözlerinizi kapayın ve derin bir nefes alın; yavaşça verin. Dikkatinizi başınıza ve kafa derinize verin ve sonra oradaki tüm gerginliği saldığınızı hayal edin. Odağınızı yüz kaslarınıza getirin ve oradaki gerginliği salın. Bu rahatlatıcı hissin yanaklarınız ve çeneniz aracılığıyla yayılmasını sağlayın. Derin ve yavaş bir şekilde nefes almaya devam edin.

 

Yeterli Uyuyun

Dünya çapında daha çok sayıda insan kronik bir uyku yoksunluğu durumunda yaşamaktadır. Uyku yoksunu insanlar nadiren her sabah dinç olarak uyanır ve gün boyunca enerjisiz olurlar. Ortalama bir insanın her gece yedi-sekiz saat uykuya ihtiyacı vardır, ancak uykuya olan ihtiyacınız yaşla birlikte azalır. Yeterli uyku almak normal beyin gelişimi için gereklidir. Laboratuar hayvanlarıyla yapılan çalışmalar yeterli uykunun beyin hücreleri arasındaki bağlantıları artırdığını gösterir.

Uykusuzluk ve bitkinlik, odaklanma ve hafızayı bozabilen ana stres kaynaklarıdır. Uyku seyirleri iyileştiğinde ruh hali ve hafıza da iyileşir.

 

Uykusuzluğu Kendi Oyunuyla Yenin:

·        Nelerden kaçınmalı:

*Gündüz uykuları

*Akşam sıvıları

*Yatmadan bir saat önce egzersiz ya da heyecan

·        Her gece aynı saatte yatın.

·        20 dakika sonra uyumadıysanız yataktan çıkın ve başka bir şey yapın: Televizyon izleyin, müzik dinleyin ya da kitap okuyun.

 

İş Ve Boş Zamanı Dengeleyin

Amerikalılar, her hafta yirmi yıl önce yaptıklarından yaklaşık üç saat daha uzun çalışmaktadırlar, bu da her yıl fazladan bir ay eder.

Yaşamınızdaki iş ve boş vakit dengesini kurmak için defterinizi alın ve hafta boyunca uyku hariç her alanda harcadığınız saatlerin rakamlarını yazın. Eğer yüzde 60’tan fazlasını işte ya da işle ilgili etkinliklerde harcıyorsanız sizin dengeyi boş vakte doğru değiştirmeniz gerekebilir. Hepimizin egzersiz, gevşeme, sosyalleşme, eğlence ve hobiler için zamana ihtiyacımız vardır ve bu boş vakitler stresi azaltır.

Stres ve kaygıyı en aza indirmenin basamaklarına bir bakış

* Gerçekçi beklentiler oluşturun.

* Düzenli olarak egzersiz yapın.

* Önceden hazırlanın.

* Gün boyunca aralar verin.

* Nasıl gevşeyeceğinizi ve bunu nasıl düzenli aralarla yapacağınızı öğrenin.

* Kafeini azaltın.

* Yeterli uyuyun.

* İş ve boş zamanı dengeleyin.

* Kahkaha atın.

* Hisler hakkında konuşun.

 

Stres Kronik Olunca

Bazen stresi azaltma çabalarımıza rağmen yaşamlarımızdaki gerginlik ve duygusal acı kaynaklarını silemeyiz. Bazen öfkemizi dış dünyaya yöneltmek yerine onu içe döndürüp kendimiz çıldırabiliriz. Bu zihinsel süreç öfkeden mutsuzluğa ve nihayetinde depresyona dönmeye yatkındır.

Nüfusun tahmini yüzde 15’i yaşamın bazı noktalarında tıbbi müdahale gerektiren bir depresyon dönemi yaşar ve stres bunun tek sebebi değildir.

Zihinsel Aerobik ile Form Tutun

Zihinsel aerobik beyninize egzersiz yaptıran her zihinsel etkinliktir. Mekiklerin karnınızı sıkılaştırması gibi zihinsel aerobikler de zihniniz için sıçrayan toplardır.

Aynı koşucuların aerobik çalışmalarını yükseltmek için zaman içinde yavaşça koştukları mesafeyi artırdıkları gibi bizim de zihinsel aerobik programımızın karmaşıklığını artırmamız gereklidir, ister bulmaca çözmek olsun, ister beyin-soruları çözmek, sessiz sinema oynamak ya da Riziko’yu izlemek olsun!

Mozart Etkisi

Eğitimciler Mozart besteleri ve diğer klasik müziklere maruz kalan emekleme döneminden ergenlik öncesine kadar küçük çocukların akademik olarak, maruz kalmayanlardan daha iyi performans gösterdiğini gözlemlemiştir.

Araştırmacılar, müzik dinlemenin geçici olarak düşünmeyi düzenlemeye yardım ettiğini ve müzik dinlemede kullanılan zihinsel süreçlerin uzamsal akıl yürütme ile paylaşılan bir sinir ağını etkinleştirdiğini sorgulamışlardır. Başka araştırmalar da bazı üniversite öğrencilerinin fonda sessizlik yerine klasik müzik dinlerken test olduklarında bilişsel testlerde daha iyi performans gösterdiklerini bulmuştur.

Birçok uzman Mozart, Beethoven ve diğerlerinin klasik parçalarının mantık, simetri ve estetik organizasyonunun gerçekten her yaşta insana zihinsel bir avantaj sağladığına inanırlar.

Müziğin bir insanın ruh halini yükseltebildiğini biliyoruz ve iyi bir ruh hali kesinlikle zihinsel yeteneği keskinleştirebilir depresif bir insanın genellikle dikkati dağılmıştır ve zihinsel görevlere odaklanamaz.

Case Western Üniversitesi’nden araştırmacılar, Alzheimer hastalığı oluşma riskinin kırk ve ellilerinde zihinsel olarak aktif insanlarda aktif olmayanlara kıyasla üç kat daha düşük olduğunu bulmuştur. Okumaya zaman harcayan ve zihinsel olarak uyarıcı işlere ya da eğitimsel deneyimlere sahip olanlar yaşlandıklarında hafızalarını daha iyi ve daha uzun korumuşlardır. Beyin hücrelerini kullanan insanlar onları formda tutar ve “aşınma”dan korur.

65 yaşın üzerinde zihinsel ve fiziksel olarak aktif olan insanlar, kırk yıllık bir süreçte pasif kalan insanlara kıyasla daha yüksek IQ puanları yapmışlar ve beyinlerinde daha yüksek kan akışı göstermişlerdir.

Zihinsel olarak talepkar işleri-yöneticiler, profesyoneller vb-olan insanlar daha az talepkar işleri olan bezerlerine kıyasla yaşlandıkça daha az hafıza gerilemesi yaşarlar.

Bilimsel kanıt, zihinsel uyarı ve beyin antrenmanına yaşam boyu sağlıklı beyinleri korumak için bir yol olarak işaret eder. Açık kanıt beyinlerimizi yeni bir şekilde egzersiz yapmak için yaptığımız her şeyin Alzheimer hastalığının etkilerine engel olmaya yardım edebilen sinir patikaları geliştirmeye yarayabileceğini gösterir. Bu yaklaşımların çoğu ucuz, zararsız ve kesinlikle denemeye değerdir.

Yaratıcı Düşünmeyle Beyin Jimnastiği: Bilmeceler ve Zeka Soruları

Beyinlerimizdeki bilgi milyarlarca dendrit ya da dışarı doğru uzadıkça küçülen, bir ağacın dallarına benzeyen beyin hücrelerinin uzantıları aracılığıyla iletilir. Kullanılmayınca dendritlerimiz büzülebilir ya da zayıflayabilir; ama onlara yeni ve yaratıcı şekillerde egzersiz yaptırınca yeni bilgiyi geçirirken bağlantıları aktif kalır. Ve önemli bir şekilde yeni dendritler eski bir tane öldükten sonra bile yaratılabilir.

 

Ayakkabı bağcığı bağlamak ya da bulaşıkları yıkamak gibi günlük rutin etkinlikler bile o küçük adamlar için jimnastik salonuna bir yolculuk olabilir. Bağcıklarınızı arkaya doğru bağlamaya ya da dişlerinizi sol elinizle (eğer sağı kullanıyorsanız) fırçalamaya çalışın-her ikisi de bir ya da iki nöronu uyarabilir. Temel olarak beyninizi zorlayacak her bilinçli çaba potansiyel olarak yeni beyin hücresi bağlantıları yaratabilir.

Sağ elini kullanan insanların çoğu için görsel ya da uzamsal görevler beynin sağ yarımküresini çalıştırırken sözel ya da analitik görevler sol yarımküreyi çalıştırır. Solaklar için beynin sol tarafı genel olarak görsel görevleri çalıştırırken sağ taraf sözel becerilerle ilgilenir.

 

SOL BEYİN İŞLEVLERİ                       SAĞ BEYİN İŞLEVLERİ

* Mantıksal analiz                                                     * Uzamsal ilişkiler

(akıl yürütme, çıkarımlarda bulunma)                      (harita okumak, yap boz çözmek)

* Bilgi sıralama                                                         * Sanatsal ve müzikal yetenekler

(liste yapma, düşünceleri düzenleme)

* Dil ve konuşma                                                      * Yüz tanıma

* Okuma ve yazma                                                   * Derinlik algısı

* Hesaplama ve matematik                                       * Hayal kurma

* Sembol tanıma                                                        * Duygusal algı

                                                                                  * Mizah anlayışı

 

HAFIZA BECERİLERİNİZİ TEMELİN ÖTESİNDE GELİŞTİRİN

İster bisiklete binmek, ister daktilo kullanmak ya da bir gömlek ütülemek olsun yaşamımız boyunca becerilerin çoğunu olduğu gibi kabul ederiz. Aslında bu rutin etkinliklerin her birini daha karmaşık bir etkinliği öğrenmek için yavaşça temel beceriler üzerine inşa etmek zorundayızdır. Aynı şey hafıza becerileri için de geçerlidir.

En yüksek hatırlama performansı için bariz kalıplara göre bilgiyi düzenlemek çabuk hafıza depolamasını ve geri çağrımı kolaylaştırır. En etkili düzenleyici hafıza becerilerinden biri büyük parçalara ayırmaktır-temel olarak rasgele parçaları büyük bir gruptan ortak bir özelliği olan ayrı parçalara bölmek. Marketten altı rasgele parçayı hatırlamaya çalışmak, üç tahıl ve üç süt ürününü hatırlamaya çalışmaktan daha zor olacaktır.

Bilgiyi daha küçük gruplara ya da kümelere bölmek başka bir ayırma yöntemidir. Örneğin, iki ya da üç sıralı üç parçalı sayıları hatırlamak bütün bir yedi sıralı telefon numarasını hatırlamaktan daha kolaydır: 8251291 yerine 82-51-291.

Bölgenizin telefon rehberinden bir numaraya bakın. Bir kere okuyun, kapatın ve yüksek sesle söyleyin. Zor mu? Çoğumuz için öyle olacaktır. Şimdi ona tekrar bakın ve daha küçük üç parçaya bölün. Şimdi yüksek sesle söyleyin. Hatırlamayı daha kolay bulabilirsiniz.

Sayı Dizilerini Hatırlamak İçin Mandal Yöntemi

İnsan merak edebilir: “Bu kadar çok elektronik telefon defteri varken kimin numaraları hatırlamaya ihtiyacı olur ki? Benim çantamda bir tane var!” Ama ya çantanız orada değilse ve siz hemen patronunuzun cep telefonunu aramak zorundaysanız? Basit bir Mandal Yöntemi’yle patronunuzun cep telefonu numarasını öğrenip bir daha asla unutmayabilirsiniz.

Mandal Yöntemi telefon numaraları, adresler ya da sayı dizilerini, rakamların kendisini ezbere öğrenmek yerine nesneleri canlandırarak hatırlamak için tasarlanmıştır.

Mandallama, bilgiyi onu orijinal sırasında hatırlamaya bağımlı olduğumuz bağlantı kurmanın tersine parçaları insanın seçtiği herhangi bir sırayla hatırlamayı sağlayarak BAK, RESMİNİ ÇEK, BAĞLANTI KUR’da öğrendiğimiz bağlayan becerilerin üzerinde kurulur.

Çaba gerektirmesine rağmen Mandal Yöntemi telefon numaraları, şifreler, kombinasyonlar ya da kimlik numaraları gibi rakam dizilerini hatırlamaktaki bütün belirsizliği sonsuza dek ortadan kaldıracaktır.

 

Mandal Yöntemi’ni kullanmak için on belirli, basit görsel imgeyi ezberlemeniz gerekecek-on sayısal rakamın her biri için bir tane. Her rakama size o rakamı hatırlatan bir harf atayarak başlayın. Örneğin, ben 1 rakamını temsilen T harfini kullanıyorum, çünkü onun tek bir hareketi var. Sonra bu harfi görsel bir imge ortaya çıkaran bir kelimeye başlamak için kullanıyorum, bu örnekte bir tüy ve bu tüy kelimesi sonra benim bir rakamı için mandalım olarak kullanılacak. Vb.

Yüzleri ve İsimleri Hatırlamak

Bir insanın yüzünü hatırlayabiliriz, ama o kişinin adını hatırlamayabiliriz. Henüz gençken bile çoğumuzun isimleri, bazen tanıştırıldıktan saniyeler sonra unutmasının en büyük nedeni genelde tam olarak dinlemememizdir. Neyse ki isimleri hatırlamak için birçok kolay öğrenme stratejisi vardır.

Bir yüzle  birlikte gelen ismi hatırlama stratejilerinin çoğu öğrendiğimiz üç temel beceriyi kullanır: BAK, RESMİNİ ÇEK, BAĞLANTI KUR. İlk önce ismi bilinçli olarak dinlediğinizden ve gözlemlediğinizden emin olun. (BAK). Sonra ismin ve yüzün RESMİNİ ÇEK’in. Son olarak isim resmi ile yüz resminin BAĞLANTISINI KUR’un.

Bütün isimler iki gruba ayrılabilir: Bir anlamı ya da görsel bir imgesi olanlar ve olmayanlar. “Yıldız”, “Tuğba”, “Can”, “Gönül”, “Önder”, “Mutlu” ya da “Özgür” gibi isimlerin hepsinin bir anlamı vardır ve kolayca zihne bir imge getirebilirler. Tabii ki Yıldız Hanım’la tanıştığımda bir yıldızı düşünüyorum.

Genelde isimlerin hazır anlamları yoktur, ama yine de zihne bir imge getirebilirler. Örneğin “özlem” hasret içinde olan biri tarafından temsil edilebilir. “Tunga” adı ünlü Alper Tunga Destanı’nı anımsatabilir.

Son olarak ismi yüze BAĞLAMAMIZ gerekir. Buradaki yaklaşım insanın yüzüne bakmak ve ayırt edici bir özellik aramaktır, küçük bir burun, büyük kulaklar, alışılmadık bir saç tarzı ya da derin kırışıklar gibi. Fark ettiğiniz ilk göze çarpan özelliği alın ve onu isimle bağlayın. Örneğin Bayan Stockton’ın yuvarlak bir yüzü var, bir ton stoğun üzerine düşen bir balon düşünün.

Bay Eğilmez’in adını hatırlamak için bir imge yaratırken onu aşağıya eğilmiş bir şekilde görebilirsiniz.

Genelde insanlarla ilgili bizim ilgimizi çeken ilk şey görsel değil kişilikleriyle ilgili şeylerdir. Bay Taşıroğlu’nun büyük bir espri anlayışı ve aptal bir gülüşü var, öyleyse valizlerimizi taşıyan, sirk palyaçosu gibi giyinmiş bir taşıyıcı olarak canlandırabiliriz.

 

Romen Oda Yöntemi

Orijinal olarak Romalı hatipler tarafından uzun konuşmalarını hatırlamalarına yardım etmesi için geliştirilen Romen Oda Yöntemi’ni uygulamak için ilk önce gözünüzde tanıdık bir oda canlandırın. Sonra hatırlanacak her parçayı orada belirli bir konuma yerleştirin. Sonra odada zihinsel bir yürüyüş yaparken bu bilgiyi geri getirebilirsiniz.

Bu yöntem konuşmalar, konferanslar ya da listeler için kullanışlı olabilir. Oturma odanızı, yatak odanızı ya da ofisinizi “Romen oda”nız olarak hayal edebilirsiniz. Ben, soldan sağa bilgisayar, telefon, kitaplık ve koltuğu gördüğüm ofisimi canlandırabilirim. İşten sonra şu görevleri hatırlamam gerekiyor: hırdavat dükkanı, araba yıkama, kuru temizleme ve market. Sonra masanın üzerinde bir İngiliz anahtarı, telefonun üzerinde ıslak bir araba, kitaplıkta katlanmış gömlekler ve koltukta bir alışveriş poşeti canlandırıyorum.

 

Hafıza Becerilerini Oluşturmak: Kısa bir Gözden Geçirme

1. Düzenleme. Öğrenme ve hatırlamayı kolaylaştırmak için sistematik kalıplar ve gruplamalar arayın.

2. Sayı Dizilerini Hatırlamak için Mandal Yöntemi. Her on rakam için belirli bir görsel “mandal”ı ezberlemeye çalışın; sonra sayısal sıraları hatırlamak için bağlantı yöntemini kullanarak bir öykü yaratmaya çalışın.

 

3. İsimleri ve Yüzleri Hatırlamak. İsmi bilinçli olarak dinlediğinizden ve gözlemlediğinizden emin olun (BAK), sonra ismin ve yüzün bir resmini çekin ve son olarak isim resmi ile yüz resmi arasında BAĞLANTI KUR’un.

*insanların yüzlerindeki ayırt edici özellikleri gözlemleyin.

*Konuşurken ve hoşça kal derken isimleri tekrarlayın.

*İsimde kişisel anlam arayın.

*Alışılmadık isimlerin hecelenmelerini isteyin.

4. Romen Oda Yöntemi. Tanıdık bir oda ya da rota seçin ve zihninizde hatırlanacak parçaları önemli noktalara yerleştirin.

 

SAĞLIKLI BEYİN DİYETİNİZE HEMEN BAŞLAYIN

Çoğumuz şimdiye kadar yediğimiz besinlerin nitelik ve niceliğinin bedenlerimizi ve fiziksel sağlığımızı etkilediğini fark etmişizdir. Daha az fark ettiğimiz ise beslenme alışkanlıklarımızın beyin sağlığımız üzerindeki-özellikle hafıza performansımız ve Alzheimer hastalığını oluşturma riskimiz üzerindeki-önemli etkisidir.

Bilimsel kanıtlar uzun süreli, sağlıklı diyet alışkanlıklarının gelecekteki beyin yaşlanmasını ve hafıza gerilemesini önleyebildiğini ve beyinlerimizi Alzheimer hastalığının semptomlarına karşı korumaya yardım edebileceğini gösterir.

 

Kalorinize Dikkat Etmek İçin Pratik İpuçları

*Bol miktarda su için, en az günde altı bardak.

*Öğünlerinizi önceden planlayın. Çok acıkıp abur cubur ya da aşırı yemek yiyecek kadar beklemeyin.

*Porsiyonlarınızı az tutun, büyük öğünlerden sakının ve açlık hissini önlemek için öğün aralarında sağlıklı bir şeyler atıştırın.

*Baharatlar, otlar, sarımsak, salça ve diğer sağlıklı tatlandırıcıları kulanın.

*Dışarıda yerken başlangıç yemeğini arkadaşınızla paylaşın.

*Aşırı yemeyi engellemek için ufak porsiyonlarda yemek pişirin ya da sipariş edin.

*Gece atıştırmalarından kaçının. Bir hatırlatma olarak yatma vaktinden bir ya da iki saat önce dişlerinizi fırçalayın.

*Düşük kalorili yemek tercihlerini yüksek kalorili benzerlerinin yerine koymayı düşünün.

 

Yakın bir zamanda kalorileri kısıtlanmış farelerin, yiyecekleri kısıtlanmamış olanlara kıyasla hafızayla ilgili beyin alıcılarının işlevinin yüzde 25 daha iyi olduğu bulunmuştur.

Çoğu diyette gördüğüm en büyük sorunlardan biri de insanların bir yo-yo sendromuna girip vücut ağırlıklarının inip çıkmasıdır. Çarpıcı bir diyete başlarlar, kendilerini aç ve yoksun hissederler ve sonra büyük bir cümbüşle diyeti bırakırlar. Uzmanlar uzun sürede böyle yo-yo diyetlerinin geri tepmeye ve aslında kilo artışına yol açma eğiliminin olduğunu onaylarlar.

Sık sık kilo alıp verme genellikle zaman içinde daha fazla yağ birikimine yol açar.

Sağlıklı bir beyin diyeti sadece kalorileri saymak ya da kilo almak ve vermek ile ilgili değildir. Sağlıklı bir beyin diyeti sağduyu ve neyin seçilip neden uzak durulacağıyla ilgili kolayca öğrenilen bazı ipuçlarını birleştiren basit, istikrarlı besin tercihleri yapmayı öğrenmeyi içerir.

Doktorlar sağlıklı bir diyet seçeneğinin hayvansal yağları sınırlamayı ve faydaları kısmen potasyum ve kalsiyum içeriklerinden kaynaklanan tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve süt ürünlerini artırmayı içerebileceğini kabul eder. Yağın zararlı etkilerinden endişelenen çoğu Amerikalı ve Avrupalı gerçekten yıllardır aldıkları yağ oranlarını azaltmaktadırlar.

 

Epidemiyolojistler sürekli olarak diyetlerimizdeki yağların çoğunu azaltmanın, Alzheimer hastalığı riskimizi azalttığını bulmuşlardır. Beyinlerimizi genç tutmak ve Alzheimer hastalığını önlemek için düşük yağlı bir diyete başlamak için asla çok erken değildir.

Yüksek kan kolesterol seviyeleri kalp rahatsızlığı ve felç riskimizi artırmakla kalmaz aynı zamanda bizi Alzheimer hastalığına daha yanıksız yapar. Yeni bir araştırma statin kolesterol düşürücü ilaçlar kullanan hastaların Alzheimer hastalığı oluşturmak için yüzde 70 daha az risk taşıdığını göstermiştir.

Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan en yaygın kronik hastalıklardan biri olan yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon) da insanların şiddetli hafıza kaybına neden olabilen çoklu felçlere uğrama riskini artırır. Yemeklerde tuzu kısıtlamanın kan basıncını düşürmeye yardım ettiği yaygın olarak bilinir.

Bütün yağlar kötü değildir ve beyin yaşlanmasını hızlandırmaz. Bazı yağlar aslında beyin zindeliğini korur. Yiyeceklerdeki yağlar dört biçimdedir:

·        Kolesterol,

·        Doymuş,

·        Tekli doymamış ve,

·        Çoklu doymamış.

Omega-6 ve omega-3 yağları çoklu doymamış yağlardır. Genelde “iyi yağlar” olarak düşünülen omega-3 yağ asitleri meyve, lifli sebze, ceviz çeşitleri, balık, balık yağı ve zeytinyağı gibi besinlerden gelir. Omega-3’ü kapsül ya da ilave olarak da alabiliriz.

Karşıt şekilde, genelde “kötü yağlar” olarak düşünülen omega-6 yağ asitleri genellikle et ve diğer hayvansal ürünlerden gelir. Bu yağları içeren yaygın besinler arasında kırmızı et, yağlı süt, peynir, margarin, mayonez, çoğu işlenmiş besin, kurutulmuş gıdalar ve sebze yağları vardır.

Omega-6 ya da kötü yağ oranı yüksek gıdalar Alzheimer hastalığının altında yatması olası bir mekanizma olan beyin yangısı ve diğer nörodejeneratif bozukluklara katkıda bulunabilir.

Omega-3 yağ asitleri kardiyovasküler hastalık ve felç riskini azaltabilir.

Bazı beslenme uzmanları yemeklerimizden omega-6 yağlarını tamamen çıkarmaktan ziyade omega-3 yağının omega-6 yağına oranını korumayı önerir.

Tablo omega-3 ya da omega-6 yağlarını içeren yaygın besinlerin bir listesidir. İyi planlanmış bir beyin diyeti omega-3 yağları bakımından yüksek olan besinlere ağırlık verecektir.

 

İYİ YAĞLAR                                                         KÖTÜ YAĞLAR

(OMEGA-3’Ü YÜKSEK)                                      (OMEGA-6’SI YÜKSEK)

Alabalık                                                                     Ayçiçek yağı

Ançüez                                                                                  Biftek

Beyaz balık                                                                Çırpılmış krema

Canola yağı                                                               Çörek

Ceviz                                                                         Dondurma

Hindistan Cevizi                                                        Kuzu pirzola

Keten tohumu yağı                                                    Margarin

Lüfer                                                                          Mayonez

Ringa balığı                                                               Mısırözü yağı

Sardunya                                                                   Pastırma

Somon                                                                       Patates cipsi

Ton balığı                                                                  Patates kızartması

Uskumru                                                                   Peynir

Yağsız etler                                                                Soğan halkaları

Yeşil lifli sebzeler                                                       Tereyağı

Zeytinyağı                                                                  Yağlı süt

 

 

Çiftlik balıkları daha yağlıdır, çünkü çok fazla dolaşmazlar ve onların omega-3, omega-6 yağ oranları arzu edilir değildir, çünkü onlar denizde özgürce yüzen benzerleri gibi su yosunları ve önlerine çıkan diğer balıkları yemezler. Denizden yakalanan balıkların genel yağları daha azdır, ama doğal beslendikleri için omega-3 yağları daha fazladır.

Yaşlandıkça beyin hücrelerimiz serbest radikaller olarak bilinen oksidanlar tarafından çeşitli yıpranmalara maruz kalır. Bu serbest radikallerden kaçınmak imkansızdır-onlar soluduğumuz havada, yediğimiz besinde ve içtiğimiz suda mevcuttur. Vücutta faydalı işler yaparlar, ama üstüne bir de genetik maddemizi yani DNA’mızı yıpratarak normal hücrelere zarar verebilirler. Beyin hücreleri de çevredeki ve bedenlerimizin içindeki kimyasal tepkimelerden gelen sürekli bir bombardıman olan bu oksidatif strese maruz kalabilir. DNA zararı yoluyla bu oksidatif stres yaşlanmayı hızlandırarak kanser ve katarakttan Alzheimer’a kadar neredeyse bütün yaşa bağlı kronik hastalıkları ilerletir.

Bu nedenle çoğu uzman Alzheimer hastalığında görülen şiddetli hafıza kaybı için günde iki kere 1.000 ünite E vitamini almayı tavsiye eder. Çalışmalar E vitamininin yüksek dozlarının, örneğin günde 2.000 ünitenin üzerine eş, bir insanın bağışıklık sistemine baskı yapabileceğini ve bedenin enfeksiyonlara karşı savaşma yeteneğini kısıtlayabileceğini gösterir. Bu nedenle 1.500 ünitenin üzerindeki dozlar tamamen ilerlemiş Alzheimer hastalığı durumları haricinde nadiren tavsiye edilir.

Sağlıklı beyin diyetlerinin bir parçası olarak antioksidan ilaveleri almak isteyen sağlıklı insanlar için E vitaminini günlük 400 üniteden 800 üniteye kadar ve C vitaminini 500’den 100 mg’ye kadar tavsiye ediyorum. Antioksidan besinler ve ilaveler almak beyinlerimizi korumakla kalmaz, ayrıca vücutlarımızı bazı kanser çeşitleri, şeker hastalığı ve Parkinson hastalığına karşı da koruduğu gibi bağışıklık sistemimizi soğuk algınlığı ve virüslere karşı da geliştirir.

 

Antioksidan Beyin Gıdası

Antioksidanlar birçok meyve ve sebzede doğal olarak mevcuttur ve beslenme uzmanları yıllardır onların faydalarını anlatıp dururlar.

Dr. Joseph insanları çilek, yaban mersini, ahududu, brokoli ve ıspanak gibi antioksidan bakımından zengin olan besinleri düzenli olarak tüketmeleri için teşvik eder.

EN ANTİOKSİDAN MEYVELER VE SEBZELER

                                                                      100 gramdaki OREK Birimleri

Kuru erik                                                       5,770

Kuru üzüm                                                    2,830

Yaban mersini                                                           2,400

Böğürtlen                                                      2.040

Kızılcık                                                          1,750

Çilek                                                              1,540

Ispanak                                                          1,260

Ahududu                                                       1,230

Brüksel lahanası                                            980

Erik                                                                950

Brokoli çiçekleri                                            890

Pancar                                                            840

Avokado                                                       780

Portakal                                                         750

Siyah üzüm                                                    740

Kırmızı dolmalık biber                                  710

Kiraz                                                              670

Kivi                                                               600

Soğan                                                            450

Mısır                                                              400

Patlıcan                                                          390

Tufts Üniversitesi uzmanları hepimizin her gün yaklaşık 3.500 OREK ünitesi yememizi önerir-ve sadece bir fincan yaban mersini bu hedefe ulaşır. Domatesin likopen denilen özellikle güçlü bir antioksidandan yüksek oranda içerdiği bulunmuştur.

 

Sağlıklı Beyin Diyeti İpucu

Her gün en az beş porsiyon meyve ve sebze yiyin.

Kuru üzüm ve kuru erik gibi kurutulmuş meyveler mükemmel antioksidan kaynaklarıdır; yine de kalorilerden endişelenen insanlar başka kaynakları düşünebilirler, çünkü kuru meyvelerin yüksek kalori içerikleri vardır. Suyun hemen ardından dünya çapında en çok tüketilen ikinci içecek olan çay kalori içermeyen mükemmel bir antioksidan kaynağıdır.

Bir hasta hafıza sorunundan şikayet edince yaptığımız ilk şeylerden biri kandaki B12 seviyelerini test etmektir. Düşük tiyamin, B12 vitamini ya da folik asit seviyelerinin hafıza bozukluklarına neden olduğu bulunmuştur. Araştırmalar 60 yaş ve üzeri insanların yüzde 20’sinin ve 80 yaş üzeri olanların yüzde 40’ının B12 vitaminini emme yeteneklerinin bir kısmını kaybettiklerini göstermiştir.

Çok fazla kafein, kolesterol seviyelerini yükseltir, kalp krizi riskini artırabilir ve mesane kanseri ve yüksek kan basıncıyla ilişkilidir. Kafein ayrıca osteoporozdan gelen kemik inceliği riskini yükseltir. Kafeinin beyin zindeliği üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri vardır. Olumlu yandan bitkinliği azaltır, uyanıklığı ve dikkati artırır ve ruh halini iyileştirir. Olumsuz yanı ise kafein kullanımı sinirlilik, uykusuzluk ve kaygıya neden olabilir. Kafeinin etkileri kısa sürede etkili olduğu için kafeini aniden bırakmak geri çekilme semptomlarına neden olabilir.

 

Beyindeki Şeker: Ne Kadar Tatlı

Şeker ya da glikoz, beynin ana enerji kaynağıdır ve kan şekeri seviyeleri hem ruh halini hem de hafızayı etkiler. Vücutlarımızdaki diğer hücrelerin aksine beyin hücreleri yağ ve proteinleri glikoza dönüştüremez, bu nedenle en yüksek işleme ve hayatta kalma için günlük diyetsel şekere bağımlıdırlar.

Kan şekeri seviyelerimiz çok düşerse çoğumuz kendimizi uykulu, sinirli hissetmeye yatkınlaşırız ve yeni bir bilgiyi öğrenmekte güçlük yaşayabiliriz.

Kahvaltı-gece uykumuzun açlığını kıran şey-kan şekeri seviyelerimizi yükseltir ve gün boyunca daha fazla zihinsel açıklığa yol açar. İlköğretim öğrencileriyle yapılan çalışmalar kahvaltı ettiklerinde gelişen akademik performans ve davranış gösterir ve kahvaltı eden yetişkinler yüksek kan şekeri seviyelerini korur, daha çabuk hatırlar ve etmeyenlere göre daha iyi genel hafıza performansı gösterir.

Yemekten sonra kan şekerimiz yükselir, bu da şekerin ya da glikozun, enerji için ona ihtiyacı olan hücrelere girmesine yardım eden hormon olan ensülini üretmek için pankreası tetikler.

ABD’de yaklaşık 16 milyon insan şeker hastasıdır ve son on yılda yaklaşık yüzde 40’lık bir artış gözlenmiştir. Şeker hastalığı kalp rahatsızlığı ve felç oranını dörde katlayabilir.

Beyinlerimiz formda kalmak için düzenli bir şeker akışına ihtiyaç duydukları için beyinde uygun glikoz seviyesini korumak ve kan şekeri dalgalanmalarından kaçınmak herkesin hedefi olmalıdır.

Yapılan bir araştırma, karbonhidratlarla ilgili birçok eski miti çürütür.

İlk olarak, ekmek, patates ve bazı pirinç türleri gibi nişastalı besinler yavaştan ziyade çabuk bir şekilde sindirilir ve emilir.

İkinci olarak, şeker ve dondurma gibi çok şekeri olan besinler kan şekerini önemli ölçüde yükseltmez, ama düşük ya da orta seviyede kan şekeri tepkilerine yol açar, ekmekten bile daha az.

 

Kan Şekerinin Yükselmesini Önlemek İçin İpuçları

* Taze meyve ve sebze yiyin.

* Hazır pilavdan kaçının.

* Glikozu yükselten besinler yerken onları yükseltmeyen besinlerle birleştirin.

* İşlenmiş besinlerden kaçının.

* Mümkünse sirke ve limon suyu ekleyin.

* Ufak öğünler yiyin ve düzensiz büyük öğünlerden kaçının.

* Her gün sağlıklı bir kahvaltı yapın.

 

Stres Nedenli Yeme

Çoğu insan aşırı stres altındayken iştahını kaybederken, günümüzün kilosuna dikkat eden birçok baby boomer’ı için tam tersi bir sorun şikayet konusudur. Stres genelde yeme dürtüsünü tetikler ya da sizi ofisten eve giderken çocuğunuzun patates cipsini mideye indirmek gibi eski alışkanlıklara yöneltir.

Hiç telefonu kaldırıp, tatsız bir telefon görüşmesi yapıp, kapattıktan sonra sekiz kurabiyenin ortadan kaybolduğunu fark etmiş miydiniz?

 

Sağlıklı bir beyin diyetinin temel elementleri

*Az yağlı bir yemek yiyin.

*Genel kalori alımının farkında olun.

*Stres yemesinden ve gece atıştırmalarından kaçının.

*Yo-yo diyeti planınızı bir kenara bırakın.

*İşlenmiş besinlerden ve yüksek-glisemik-indeks karbonhidratlarından kaçının.

*Omega-3 yağları bakımından zengin besinler yiyin.

*Seçim şansınız olduğunu unutmayın: Fransız top ekmekleri yerine mayalı ekmek, mısırözü yağı yerine zeytinyağını tercih edin.

*Günlük bir antioksidan canlanması için meyve ve sebze yiyin ve çay için. Atıştırma yemeği olarak dondurulmuş ya da taze yabanmersinini deneyin.

*Çok fazla kafeinden kaçının.

*Gün boyunca su için; günde altı ya da daha fazla bardağı hedefleyin.

*E ve C vitamini ve folik asit desteklerinin yanı sıra multivitamin de alın.

*Sağlıklı ve lezzetli öğünler yaratın-lezzeti artırmak için otlar, sarmısak ve baharatlar kullanmaya çalışın.

 

Beyninizi Koruyan Bir Yaşam Tarzı Seçin

Eğer bu kadar yaşayacağımı bilseydim kendime daha iyi bakardım. ADOLPH ZUKOR, (PARAMOUNT PICTURES KURUCUSU, 100. DOĞUM GÜNÜNDEN ÖNCE)

Batının tıbba yaklaşımı; geleneksel olarak iyi olma durumunu korumaktan ziyade, hastalığı iyileştirme odaklıdır.. Ancak bu akım yavaşça değişmektedir. Bilim adamları araştırmalarını doğru yaşlanma ve ileri yaş sağlığına odaklamaya başlamışlardır.

Doğru yaşlanma sadece uzun değil daha iyi yaşamak-hastalıklardan kaçınmak, faaliyetleri sürdürmek, en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlığı korumak anlamına gelir. Doğru yaşlanmayı belirleyen şeyin, sadece yaklaşık üçte biri halihazırda bireysel genetik kodlarımızda programlanmıştır. Diğer üçte ikisi çevremizden ve büyük ölçüde yaşam tarzımızı oluşturan, yaptığımız tercihlerden kaynaklanır.

ABD’li genel cerrah Dr. David Satcher Amerikalıların sağlıklı yaşamak için orta fiziksel etkinlik-her gün en az 30 dakika, haftada beş gün-, her gün en az beş porsiyon meyve ve sebze yemek; tütünden, yasa dışı uyuşturucudan ve alkol kullanımından kaçınmayı içeren tavsiyeleri kapsayan reçetesini takip etmelerini önerir.

Bana sık sık kötü alışkanlıkları değiştirmek, insanın bedeniyle ilgilenmesi ve böylece insanın beynini korumaya yardım etmek için hangi yaşta çok geç olacağı sorulur. Şunu açık ve yüksek sesle söylememe izin verin: Asla çok geç değildir.

Yaşam tarzınızı iyiye doğru değiştirmeye başladığınız anda dünün hasarını onarmaya başlarsınız. Sadece günde 30 dakika, haftada dört günlük bir yürüme programına başlayan önceden hareketsiz olan 40 yaşında biri, altı ay çalıştıktan sonra on yıllardır özenle egzersiz yapmış 40 yaşında biriyle kalp krizi için aynı risk oranına sahiptir.

·        Çoğu uzman, en güvenli ve en etkili aerobik biçimlerinden biri olarak yürümeyi tavsiye eder. MacArthur Doğru Yaşlanma Çalışması haftada üç-dört kere 45 dakika yürüyen yaşlı yetişkinlerin bir yıl sonra dayanıklılıklarını ikiye katladığını kaydetmiştir.

·        Bilim adamları koşmanın beyin dokularına oksijen ve besin akışını hızlandırabildiğini ya da sinir hücresi büyümesini teşvik eden özel büyüme faktörlerini salabildiğini tartışırlar.

·        Fiziksel egzersiz canlı beyin hücrelerini korumakla kalmaz ayrıca yeni nöronların da gelişmesini sağlar.

·        Araştırmacılar fiziksel egzersizin yaş ne olursa olsun zihinsel performansa fayda sağladığını bulmuşlardır. Aslında, insanlar kendilerini aşırı zorlamadıkça bu faydalar hemen takip eden egzersizler tarafından gözlenebilir.

·        Altmışlarında ve daha yaşlı tenis oyuncuları, koşucular ve diğer atletlerin aynı yaşta egzersiz yapmayanlardan daha hızlı zihinsel tepkileri ve karşılıkları vardır. Ayrıca akıl yürütme, hafıza, dikkat ve zeka testlerinde hareketsiz olan benzerlerini geçerler.

·        Yaşlı insanlarda ağırlık çalışmasını inceleyen geriatrisyenler sadece üç aylık çalışmadan sonra yaşlı insanların ön uyluk kaslarının güçlerini ikiye ve kirişlerinin-arka uyluk kasları-güçlerini üçe katladıklarını bulmuştur. Ağırlık çalışması kaslarını da güçlendirmiştir. Yaşlı yetişkinler sadece güçlerini artırmakla kalmamış dengelerini de sadece birkaç ay içinde hızla geliştirmiştir.

 

Başınıza Dikkat Edin

Beyninizi bilişsel gerilemeden korumak için baş travmasından kaçının-hem hafif hem şiddetli. Emniyet kemeri takın, alkol almayan sürücüleri seçin ve bisiklet sürerken ya da beyni korumanın önemli olduğu sporları yaparken başlık takın.

Çoğu uzman, tekrarlanan hafif baş incinmesi türlerinin beyin yaşlanmasını hızlandırabileceğinden emindir.

Hollanda’daki St Anna Hastanesi’nden Dr. Erik Master ve ekibi yirmilerinin ortalarındaki amatör futbol oyuncularıyla aynı yaştan baş incinmeleri yaşamaları daha az olası olan yüzücüler ve koşucuları karşılaştırmıştır. Futbol oyuncularının yüzde 30’undan fazlası hafıza bozukluklarından mustaripken yüzücü ve koşucuların yüzde 10’dan daha azı benzer rahatsızlıklar yaşamıştır.

 

Sigaraya Hayır Deyin

Herkes sigaranın bizim için kötü olduğunu bilir-akciğer ve diğer kanserlere, kalp rahatsızlığına, felce ve sayısız başka bozukluğa yol açabilir. Ama birçok insan sigara içmenin beyinlerimizin sağlığına verdiği zararın farkında değildir. Araştırmalar sigara içenlerin Alzheimer hastalığına yakalanma risklerinin kesinlikle daha yüksek olduğunu gösterir.

Ancak insanlar sigarayı bırakınca, hangi yaşta olursa olsun, risklerini bir parça düşürebilmektedirler. İnsan sigarayı bırakınca faydalar hemen ortaya çıkar.

·        Vücudun karbonmonoksit seviyeleri önemli ölçüde düşer.

·        Bir hafta içinde kalp krizinden ölme riski düşmeye başlar.

·        Beş yıl sonra o insanın kalp krizi riski hiç sigara içmemiş bir insanınkiyle aynı olur.

 

Tabii ki sigara içen kişi her ne nedenden olursa olsun bırakmak istemezse hiçbir şey gerçekten işe yaramaz. Sigara içenler için iyi haber ise, bırakmak için asla çok geç olmadığı ve bırakmanın faydalarının her yaşta mümkün olmasıdır.

 

Alkol: Ne Kadarı Çok Fazla?

Çoğu insan için alkol almak gerçekten bir yaşam tarzı tercihi değil, sadece günlük sosyal ilişkilerinin rutin parçasıdır.

Alkol insanların kullanmada hem aşırıya kaçtığı, en yaygın maddelerden biridir. Aşırı alkol tüketiminin sağlık açısından zararları, içkili araba kullanmanın tehlikesinden tutun da karaciğer hastalıklarına kadar, iyi bilinir.

Beyin sağlığı açısından bakınca uzun süreli alkol bağımlılığı beyin hücrelerine zarar verir ve ciddi hafıza kaybına yol açar. Yine de, şaşırtıcı bir şekilde, çalışmalar bazı orta derecede alkol alımlarının gerçekten beyinlerimiz için iyi olabileceğini göstermiştir.

Bordeaux, Fransa’dan benzer bir çalışma orta seviyede şarap içicilerinin, Alzheimer hastalığı için daha düşük bir riskleri olduğunu göstermiştir.

Kuzey Amerika’da orta seviyede alkol kullanımı bazen günde erkekler için iki içki ve kadınlar için bir içki olarak tanımlanır. Bu seviyede içmenin bir insanın kalp rahatsızlığı ve felç riskini artırmasına rağmen, alkolün antioksidan etkileri serbest radikal oluşumunu ve yangıya müdahale ederek beyin yaşlanmasını yavaşlatabilir.

 

Seks ve Hafıza

Kanıtlar ayrıca anlamlı bir seks yaşamını korumanın da beyinlerimizi genç tutmak için başka bir yol olduğuna işaret eder. Sağlıklı, aktif bir seks hayatı olan insanlar yaşama daha bağlı, fiziksel ve zihinsel olarak aktif-başarılı beyin yaşlanmasının izleri-kalmaya yatkındır. Sağlıklı bir seks yaşamının fizyolojik ve zihinsel faydaları yaşlandıkça beyin işlevini de ilerletebilir.

Ancak uygun bir partnerin eksikliği çoğu yaşlı yetişkin için genelde aktif bir seks yaşamına engel olur. Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşar ve 85 yaşına gelince, erkeklerin iki katı yaşayan kadın olur.

65 yaşa ya da daha fazlasına kadar yaşayan erkeklerin yaklaşık yüzde 20’sinin düşük testosteron seviyeleri vardır ve boşalma güçlükleri yaşarlar. Ancak erkek iktidarsızlığı için yeni ilaçlar, bu sorun üzerinde belirgin bir etki yapmıştır.

Erkeklerin sağlıklı bir seks hayatını korumasını sağlayarak onların beyin sağlığına da katkıda bulunabilen Viagra, seksen ve doksanlarındaki erkekler için bile ereksel işlevsizliğin çoğu türünde hem güvenli hem etkilidir.

 

İLAÇLAR HAKKINDA BİLGİLENİN

1900’lerin başında çoğu insan ellili-şimdi bizim orta yaş olarak kabul ettiğimiz-yaşlarına kadar yaşamayı umut ediyordu. Bugün ortalama bir Amerikalı erkek 73’üne kadar yaşarken kadınlar 79 yaşını bekleyebiliyor. Bazı uzmanlar 2010 yılına kadar, erkeklerin ortalama 85’ine ve kadınların ortalama 91’ine kadar yaşayacağını tahmin ediyor.

Beyinlerimizi genç tutacak yaşam tarzı stratejileriyle silahlanmış olsak bile, yaşlandıkça zihinsel gerilemeyi önlemek için en güçlü alet yeni ilaç gelişimiyle sağlanabilir.

Bir doktorun hafıza kaybını değerlendirmesi için genellikle bütün bir geçmiş, fiziksel, nörolojik ve zihinsel durum incelemesi ve bir laboratuar değerlendirme yapması gerekir. Zihinsel durum incelemesinde doktor depresyon, hafıza kaybı ve başka bilişsel güçlükleri eler. Genellikle kısa bir zihinsel durum incelemesi 10-15 dakikada tamamlanabilir, ama daha detaylı hafıza değerlendirmeleri ya da nöropsikolojik testler ince hafıza güçlüklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Laboratuar unsurunun tiroyid hastalığı, B12 vitamini eksikliği ve hafıza değişikliklerine neden olabilen başka bozuklukları ortaya çıkarması için kan testleri içermesi gerekir.

Eğer bir hafıza değerlendirmesi için doktorunuza görünmeyi planlıyorsanız doktorların hastalarıyla ilgili bilgileri toplamada ve düzenlemede kullandığı formatı düşünerek kendinizi hazırlamanızı tavsiye ederim.

 

Doktorlar Hastalarıyla İlgili Nasıl Bilgi Toplayıp Düzenler

Veri tanımlama.

Ana şikayet.

Şimdiki hastalığın geçmişi.

Hasta geçmişi.

Hastanın zihinsel geçmişi.

Aile geçmişi.

İlaçlar.

Sosyal/kişisel geçmiş.

Zihinsel durum.

Fiziksel muayene.

Laboratuvar değerlendirmeleri.

İzlenim.

Plan.

Hipertansiyon

Yüksek kan basıncı ya da hipertansiyon, 65 yaş üzerindeki insanların yüzde 60’tan fazlasını etkiler. Hipertansiyon sessiz bir salgın olarak tanımlanmıştır, çünkü çoğumuz kan basıncımız ölçülene kadar onu bilmeyiz. Yüksek kan basıncı kolayca ve etkili bir şekilde bir dizi kanıtlanmış ilaçla tedavi edilebilir, ama hipertansiyon için en etkili müdahale genellikle hem ilaç hem de yaşam tarzı tercihleridir. Sigara içme, aşırı alkol kullanımı ve aşırı kilolu olmak bir insanın hipertansiyon riskine katkıda bulunur. Düzenli egzersiz, az tuzlu bir diyet ile sigara içmek ve diğer yüksek riskli etkinliklerden kaçınmak kan basıncını düşürür.

Kalıtımsal genetik faktörler kadar yaşam tarzı tercihlerinin de yüksek kolesterol riskine katkıda bulunduğu bilinir. Son yıllarda statin olarak bilinen kolesterol düşürücü ilaçlar sınıfının sadece kandaki yağ seviyelerini düşürmediği, ayrıca yaşla ilişkili hafıza gerilemesini de önlemeye yardım ettiği bulunmuştur. Bu kolesterol düşürücü ilaçların kalp rahatsızlığı ile felci önlediği bilinir ve yeni araştırmalar bunları alanların Alzheimer hastalığına yakalanma risklerinin daha düşük olduğuna işaret eder.

New England Tıp Dergisi’nde yeni basılan bir rapor koroner-arter bypass ameliyatı olduktan beş yıl sonra insanlarda hafıza yeteneğinde şaşırtıcı bir gerileme kaydetmiştir. Bypass ameliyatlarından sonra hastaneden taburcu zamanında hastaların yüzde 53’ünde hafıza ve diğer bilişsel gerilemelerin olduğunu bulmuşlardır.

64 yaş üzerindeki insanlarla yapılan yeni bir çalışma onların yüzde 53’ünde ameliyattan üç ay sonra bilişsel gerileme bulmuştur. Birçok çalışma kalça kırılması için ameliyat olan yaşlı insanlarda daha büyük bir bunama yatkınlığı bulmuştur. Anesteziden gelen kan basıncındaki düşüşün, hassas beyin bölgelerinde nöronal ölüme yol açarak beyindeki kan dolaşımını düşürmesi de olasıdır.

Vücudun kandaki şeker seviyelerini uygun bir şekilde kontrol edememesinden kaynaklanan bir hastalık olan şeker hastalığı hafıza ve beyin zindeliğini bozabilen başka bir hastalıktır ve yaşla birlikte sıklaşır. Birleşik Devletler’de yaklaşık 16 milyon insan şeker hastasıdır ve yine de yaklaşık yarısı bunu bilmemektedir.

 

Hafızayı Kötüleştirebilen İlaçlar

Bedenlerimiz yaşlandıkça belirli fiziksel hastalıklara daha duyarlı olurlar ve bir de daha fazla ilaç almaya başlarız. Ortalama bir yaşlı yetişkin bir seferde yarım düzineden fazla reçete ilacı alır. Ne kadar çok ilaç alırsak olumsuz ilaç etkileşimleri olasılığı da o kadar büyük olur.

Ayrıca, vücutlarımız ilaçları metabolize etmede ve vücuttan atmada daha az tekili hale gelir, bundan ötürü zamanla bu ilaçların kandaki seviyesi giderek artabilir.

Çoğu ilacın antikolinerjik yan etkileri vardır, bu da onların hafıza kaybı için yazılan ilaçların etkilerine karşı koymalarına ve böylece de hafıza yeteneğini kötüleştirmelerine neden olur. Bu endişeye yol açan ilaçlar sakinleşmeye yol açabilen ve hafıza yeteneğini de bozabilen-Xanax, Valium ya da Librium gibi-kaygı için yazılanlardır.

 

Antidepresan İlaçlar:

İnsanlar çeşitli nedenlerden depresif olurlar. Genelde kişisel bir kayıp ya da hayal kırıklığı mutsuzluğu tetikleyebilir. Bazen çözümlenmemiş çatışmalar ya da sürekli stres suçludur. Başka seferler beyinde biyokimyasal bir dengesizlik suçlanabilir.

 

Nedeni ne olursa olsun, psikoterapi, antidepresan ilaçlar ya da ikisi birden şiddetli bile olsalar semptomları iyileştirebilirler. Tekrarlanan ve şiddetli depresyon nöbetlerinin stres hormonlarının anormal salgılanmasına yol açabildiği bilinir ve bu da hafıza sorunlarını daha da kötüleştirir. Birçok insan depresyonu hala karakter zayıflığının bir işareti olarak görmektedir. Onlara göre, profesyonel yardım aramak ya da antidepresan almak ne pahasına olursa olsun kaçınılması gereken bir ayıptır. Bu insanların fark etmediği şey ise tedavi edilmeyen depresyonun, insanda ciddi fiziksel hastalık ve hatta ölüm riskinin yanı sıra intihar riskini de yükselttiğidir.

Özellikle yaşlı insanları tedavi ederken antidepresanlara düşük seviyelerden başlayıp yavaşça gitmek en iyisidir.

 

Seks Hormonlarını Kullanarak Hafıza Kaybını Önleme

Epidemiyolojistlerin çalışmaları menopozdan sonra östrojen destekleri almanın bir kadının Alzheimer hastası olma riskini düşürdüğünü bulmuştur. Hormon takviyeleri alan kadınların ortalamada daha iyi eğitimli olduğu ve daha sağlıklı yaşam tarzları yaşadıkları da kayda değerdir.

Östrojenin beynin sinir hücreleri arasındaki bağlantıları geliştirdiği ve serebral kan akışını artırdığı görülmektedir.  Ayrıca, östrojen bir antioksidan gibi çalışarak zaman içinde hücrelere gelen zararı önlemeye yardım eder. Östrojenin gerçek faydaları kadar dezavantajları hakkında da hala çok tartışma vardır. Menopoz semptomlarını hafifletmesinin yanı sıra östrojen cildin canlılığını korumasına yardım edebilir, osteoporozu önleyebilir ve felç riskini azaltır. Ancak progesteronsuz alınan östrojen endometrial kanser olma riskini, özellikle de göğüs kanserine yatkınlığı artırabilir. Progesteronlu ya da progesteronsuz östrojen takviyesi kullanımı safra taşı oluşturmada iki kat artan bir riskle ilişkilidir.

Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’nden Dr. Susan Resnick, östrojen alan kadınların belirli hafıza testlerinde daha iyi sonuç aldığını ve hafıza işleviyle ilişkili bir beyin alanı olan hipokampüste daha iyi kan akışlarının olduğunu bulmuştur.

Erkek seks hormonu testosteronun da ruh hali ve hafıza üzerinde bazı önemli etkileri vardır. Erkekler yaşlandıkça bu seks hormonunda bir düşüş yaşar, ama hızlı bir düşüşten ziyade seviyeler on yıllar boyunca çok yavaşça geriler. 65 ve üstü erkeklerin sadece beşte biri anormal olarak düşük bir testosteron seviyesi gösterir ve başlangıç çalışmaları düşük seviyeleri olan erkeklerin testosteron yönetimini takiben ruh hali ve hafıza üzerinde gelişmeler yaşadığına işaret eder.

 

Nikotinin Dumanını Üflemek:

Çoğumuz sigara içmenin olumsuz sonuçlarını biliriz; özellikle de akciğer kanseri ve kalp rahatsızlığı. Ancak beyin dolaşımına yaptığı hasar yüzünden sigara içme yaşla ilişkili hafıza kaybı riskini de artırabilir.

Kinayeli bir şekilde beyindeki nikotin reseptörleri hafıza performansı için önemlidir, çünkü asetilkolin gibi (hatırlamak istediğimiz bilgiyi taşıyan minik beyin mesajcıları) sinir ileticilerine karşılık verirler. Alzheimer hastalığında bu nikotin reseptörleri azalıp, yok olarak öğrenme ve hatırlamayı daha zor hale getirir.

Yeni çalışmalar eğer nikotin transdermal bantlar ya da diğer yöntemleri kullanarak deri aracılığıyla beyne ulaştırılıp böylece akciğer, ağız ve boğaz teması engellenirse özellikle sadece hafif hafıza kayıpları olan insanlarda kısa süreli hafıza performansı iyileşir.

 

HAFIZA GÜCÜNÜ ARTIRMAK İÇİN DÜZENLİ OLMAK

Aşağıda hafıza yeteneklerinizi zirve performansta tutmanıza yardım edecek bazı düzenleme yaklaşımları var.

*Etkili notlar yazın. İyi yazılmış özet notlar hatırlamak zorunda olduğumuz materyal miktarını kısaltır ve bazen yazma eylemi bile sadece hatırlamayı kolaylaştırmaya yarar. Hatırlanacak şeyin notunu yaratırken ne kadar çok düşünce ve çaba harcarsak o kadar faydalı olacaktır.

 

*Hafıza olanları düzenleyin. En yaygın hafıza şikayetlerinden biri de nesneleri nereye koyduğunu unutmaktır. “Kaybolan anahtarlar olayını” önlemek için etkili bir seçenek en sık unutulan parçaları aynı “hafıza” yerlerine koymaktır-araba anahtarlarınız için mutfak kapısının yanındaki bir askı, ajandanız için aynı evrak çantası gözü ve makas ile kalemler için uygun bir masa çekmecesi.

*Günlük planlama listeleri kullanın. Yapılacak işlerin günlük planlama listelerini kullanmıyorsanız, kullanmanızda ısrar ediyorum. Bir görevi bitirdiğinizde onu çizin. Birkaç gün sonra etken parçaları yeni bir listeye transfer edin.

*Haftalık ya da aylık planlama takvimleri kullanın. Bir duvar ya da masa takvimi düzenli ya da arada sırada olan olaylar ya da toplantıları takip etmek için faydalı bir yoldur.

*Bir randevu defteri alın ya da elektronik ajanda deneyin. Takvim, telefon defteri ve yapılacak işler listesi kadar Internet erişimi gibi birçok programı olduğu için çoğu insan için yeni elektronik cep aletleri randevu defterlerinin yerini almıştır.

*Çarçabuk işler için Post-it’leri kullanın. Çoğu insan dışsal hafıza yardımları olarak Post-it’leri ya da yapışan hatırlatma notlarını tercih eder. Eğer onları denemediyseniz diğer stratejilerinizi zenginleştirmek için onları kullanmayı düşünebilirsiniz.

*Hafıza alışkanlıkları geliştirin. Çocukluğumuzdan beri hafıza alışkanlıkları öğreniriz. Sabah ve akşam dişlerimizi fırçalarız. Kahvaltıdan sonra vitamin alırız. Günlük ilaç kutu düzenleyiciler, çalar saatler, saatler ve diğer araçlar hafıza alışkanlıklarını artırmak için mevcut olan şeylerdir.

*Günlük bir rutin planlayın. Hepimiz yaşamlarımızda belirli bir yapı miktarıyla daha iyi oluruz. Çoğumuz bir otel odasında uyanıp geçici olarak nerede olduğumuzla ilgili bir kaşıklık deneyimi yaşamışızdır. Genelde evde değil de bir otelde olduğumuzu hatırlamamız birkaç saniye alır.

*Hafıza yardımlarını gereğinden fazla kullanmayın. Çok fazla liste, tablonuzun her yerinde Post-it’ler ve kiminle öğle yemeği yiyeceğinizi çıkaramayacağınız kadar tıka basa dolu bir randevu defteri kullanışlı ya da etkili olmayacaktır. Hiç okunmayan rasgele, çok fazla not da enerji kaybı olmaya meyillidir.

Alzheimer Hastalığı Ortaya Çıkarsa Ne Yapmalı?

Yaş, Alzheimer hastalığına yakalanmak için tek en bilinen faktördür. 65 yaş ya da üstü insanların yaklaşık yüzde 52’si Alzheimer hastasıdır, ama 85 yaşına gelince bu sayı yüzde 35 ile 47 oranında artar. İleri beyin yaşlanması ve Alzheimer hastalığı ABD’de 4 milyon ve dünya çapında yaklaşık 25 milyon insanı etkilemiştir. Bu yüksek rakamlara rağmen Alzheimer hastalığı ve diğer bunama türleri az tanınır. Vaktinde tanıma önemlidir, çünkü tedavi mevcuttur. Hem ilaçlı hem de ilaçsız müdahaleler hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir ve çoğu hastada işlevi geliştirebilir.

Alzheimer hastalığının yıkımı hastalarda bitmez, ailelerine ve arkadaşlarına da yayılır. Sevdiğiniz birinin gözünüzün önünde çöküşünü izlemek, değer verdiğiniz birinin kişiliğinin yavaşça yok olduğunu görmek travmatik ve karışık bir deneyimdir, hasta kadar aile üyesi ve hastaya bakan kişide de öfke, mutsuzluk, suçluluk ve depresyona yol açar.

Alzheimer hastalığı yavaş seyreder, hafıza kaybı genelde ortaya çıkan ilk semptomdur, duyusal ve motor işlevler ise hastalığın son aşamalarına kadar esirgenir. İlk başta hastalar yeni bilgiyi öğrenme ve onu birkaç dakikadan daha uzun süre akılda tutma güçlüğü yaşar. Hastalık ilerledikçe öğrenme yeteneğine giderek daha çok gölge düşer ve hastalar daha eski, daha uzak anılara ulaşmakta sorun yaşar. Hastalar kelimeleri bulmakta, tanıdık alet ve nesneleri kullanmakta ve zaman ile mekana bağlı kalmakta zorlanırlar.

Sonunda yaşamları her bakımdan sekteye uğrar: Hastalar öğünlerini planlayamaz, yatırım ya da ilaçlarını düzenleyemez, telefon kullanamaz ve kaybolmadan araba kullanamaz.

Alzheimer Hastalığı Ortaya Çıktığında Ne Yapılır?

*Kesin bir teşhise varmak için profesyonel yardım alın böylece uygun tedavi mümkün olan en kısa zamanda başlar.

*Kolinerjik ilaçlar ve E vitamini gibi ilaç tedavileri hakkında doktora soru sorun. Doktorla başka uygulamalı ve yasal konuları da tartışın.

*Aile üyeleri ve hastayla ilgilenenler için Alzheimer Derneği ya da eğer varsa bölgenizdeki bir topluluk grubunda bir destek grubuna katılın.

*Hastanın davranışlarının zamanla değişeceğini ve daha zorlaşabileceğini unutmayın. Bu değişiklerin kasıtlı değil, fiziksel bir beyin hastalığının bir sonucu olduğunu unutmayın.

*Hastanın sosyal ve aile etkinliklerini olabildiğince uzun ve mümkün olduğu kadar çok koruyun.

*Duyusal girdiyi hastanın ihtiyaçlarına göre bireyselleştirin.

*Hastanın sorunlu bir davranışının nedenini anlamaya ve onu uzaklaştırmaya çalışın.

*Günlük etkinlikleri rutin ve çevreyi tanıdık hale getirin.

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Hafızanın Kutsal Kitabı / The Memory Bible

Dr. Gary SMALL

Omega Yayınları

1. Baskı / İstanbul 2005



[1]Dentrit: Sinir hücresinin dallanma gösteren iki prokoplazmik uzantısından biri.

 

[2]Akson: Elektrik sinyallerini sinir hücresinden bir hedefe taşıyan, ayrıca sinir uçlarındaki maddeleri sinir hücresine geri taşıyan sinir lifi.

[3]İngilizce’de ‘Big Apple’ (Büyük Elma) New York City anlamına gelmektedir.

 

Göz Egzersizleri

FaceBook  Twitter  

2. Göz çalışmaları:

a. Gözkürelerinin yukarı-aşağı hareketi: toplamda 10 kez tekrar edilecektir.

b. Dinlenme: Basit avuçlama

c. Göz kürelerinin sağa ve sola hareketi: toplamda 10 kez tekrar edilecektir.

d. Dinlenme: Basit avuçlama

e. Gözkürelerinin döngüsel hareketi

i. Önce, saat yönünde 10 tur

ii. Dinlenme: Bas-bırak avuçlama

iii. Sonra, saat yönünün aksine 10 tur

iv. Dinlenme: Bas-bırak avuçlama

Göz Egzersizleri ( 26.10.2007 )

Egzersizlere öncelikle kendinizi rahatlatarak başlayın. En iyi yöntem rahat bir pozisyonda oturmak ya da ayakta durmak, sonra gevşeyerek en az beş kez derin nefes almaktır. Bunları yaptıktan sonra omuzlarınızı öne ve arkaya çevirip boynunuzu germelisiniz. Aşağıdaki programı iki hafta süresince günde üç kere tekrarlarsanız farkı hissedersiniz.

1. Bakışlarınızı uzaktan yakına doğru hareket ettirin:

  
Görebileceğiniz en uzak noktaya bakın (bir ağacın tepesi olabilir), sonra parmaqğınızı 20-30 cm mesafede gözlerinizin önünde tutun. Önce ağaca, sonra parmağınıza, sonra tekrar ağaca bakın. Bunu beş kez tekrarlayın. Ardından ellerinizle gözlerinizi kapatın ve gözlerinizi açık tutarak avuçlarınızın içindeki karanlığa beş saniye kadar bakın. Karanlığa bakmak gözlerinizi dinlendirecektir.

2. Gözlerinizi sola yukarıya, sağa aşağıya doğru hareket ettirin.

  
Başınızı sabit turtarak gözlerinizi mümkün olduğu kadar sola ve yukarıya, sonra mümkün olduğu kadar sağa ve aşağıya doğru oynatın. Bu hareketi beş kez tekrarlayın ve yeniden beş saniye süreyle ellerinizle oluşturduğunuz karanlığa bakın. Egzersizi tekrarlayın, ancak bu
kez gözlerinizi yukarıya bakarken sağa, aşağıya bakarken sola doğru hareket ettirin. Egzersizin sonunda, karanlıkta gözlerinizi dinlendirmeyi unutmayın.

3. Görüş açınızın içine ve dışına bakın
  
Parmağınızı yüzünüzün önünde tutun ve parmak ucunuzda küçük bir noktaya bakın. Gözünüzün odaklandığı noktayı kaybedene kadar, parmağınızı yavaş yavaş gözlerinize yaklaştırın. Sonra bir parmağınızdaki noktaya, bir dışarıya bakarak, odak noktanızı değiştirin. Bunu beş kez
tekrarladıktan sonra avucunuzla oluşturduğunuz karanlığa bakarak gözlerinizi dinlendirin.

4. Yüzünüzü güneşe doğrultarak gözlerinizi kapatın.

  
Gözleriniz kapalı olduğu halde yüzünüzü güneşe çevirin. Beş saniye kadar, gözleriniz kapalı güneşe bakın. Daha sonra yüzünüzü döndürün ve beş saniye yine avuçlarınızla gözlerinizi kapatın. Bu egzersizi de beş kez yineleyin.

Ziyaretçi Sayacı

Bugün166
Dün242
Bu Hafta2040
Bu Ay3790
Tümü266297