Bilinçaltını Temizleme Çalışması

FaceBook  Twitter  

Bilinçaltını anlamak için çalışma ilkelerini, bilinçaltı yasalarını ve bunları hazırlayan içsel dinamikleri bilmek gerekir.

Bilinçaltını bir bilgisayarın hard diski olarak düşünebiliriz. Ekranda görülenler sizin gerçeğiniz veya yaşantınızdır. Yani bilinçaltınızdaki olumlu, olumsuz inançlarınızın hayatımıza yansımalarıdır.

Nasıl bir bilgisayar programında direkt emir şeklinde komutlar veriliyor ise bilinçaltımız da komutlarımızı alır ve gerçekliğimize uyarlar.

Başaramayacağımıza inanıyorsak başaramayız. Değişeceğimize inanıyor isek değişiriz. Mali, malı şeklindeki ifadeler bilinçaltımızda mulaklık yaratır. Örneğin sigara içmemeliyim dedikçe sigara içmek isteriz. Çok yememeliyim dedikçe yemek isteriz. Size sakın kırmızı bir mercedes düşünmeyin veya şu an annenizi düşünmemelisiniz diyecek olursam her ikisi de akınıza gelecektir. Korkmayın diyecek olursam o ana kadar böyle bir duygu taşımasanız bile korkmaya başlarsınız. Bilinçaltımıza ne istediğimizden emin olarak, net ve şimdiki zaman üzerinden komutlar vermeliyiz. Geleceğe yönelik ifadeler istediklerimizin bir şekilde ötelenip, gerçekleşmesine engel olur.

“Aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir” der. Napoleon Hill’

Evren yasalarla yönetilir. Bilinçaltlarımız da tıpkı evren gibi yasalarla yönetilir. Bilinçaltımızın yasası inanç yasasıdır. Bilinçli aklınızın kavrayıp, bilinçaltınızın inandığı şeyler gerçekleşir. Böylesine büyük bir güce sahip olduğumuzun çoğu zaman farkında değilizdir.

Bilincimizin gücünü bir fikri kavramak için, bilinçaltımızın gücünü ise sonuca ulaşmak için kullanırız. Birçok kişi bunun tersini yapar. Bilinçlerini neticeye ulaşmak için kullanırlar, bu da genellikle stres ve endişe yaratır. Bu durum bilinç gücümüzle, bilinç altı gücümüzün kullanımındaki farktır. Örneğin bir bayan danışanım içinde bulunduğu gerçekliği kendisinin yarattığına inanmıyordu. Evlenmek istiyordu ancak karşısına uygun kişinin çıkmamasından ve birlikteliklerinin kısa sürede bitmesinden yakınıyordu. Bilinç üstü seviyede bir hayat arkadaşı istiyordu ve kendince uygun standartları belirlemişti. Yaptığım çalışmalarda fark ettik ki ! bilinçaltı seviyede evliliğin özgürlüğünü kısıtlayacağı inancı, çevresinde gördüğü mutsuz evlilikler ve kendisinin de böyle olabileceği korkusu, karşısına daha iyi biri çıktığında evliliğinin bu birlikteliğine engel olacağı endişesi taşımaktaydı. Bu kadar yoğun bilinçaltı dinamikleri ile isteğine ulaşması mümkün değildi. Bir ipi düşünelim iki tarafından aynı anda iki kişi çekiyor. İpin gerilmesi gibi kişide gerginleşir.

Bilinçaltımız mıknatıs gibidir. Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Bilinçaltımızda belli bir inanç varsa, bilinçaltımız bu inanca uygun titreşimler yaratır ve bunu yansıtan veya buna uyan olayları ve insanları kendine çeker. Buna son dönemlerde adı çokça duyulan çekim yasası denmektedir. Yerçekimi yasasının varlığının kesin olması gibi çekim yasasının varlığı da kesindir. Eğer bilinçaltınız yaşamınızın zor geçeceğine inanırsa, gerçekten yaşamınız zor olacaktır. Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatımızı zorlaştıracaktır. Eğer bilinçaltımız paranın zor kazanılacağına inanırsa, para zor kazanılır. Karşınıza çıkan fırsatlar para kazanmak için insan üstü çaba göstermeniz gerekenler olacaktır. Sizin gerçeğinizi yaratan inancın ne olduğuna siz karar veremezsiniz, bilinçaltınız verir.

İstemediğimiz bir durum karşısında bu durumu hazırlayan içsel sebepler ne olabilir ? Bu durum çoğu zaman bilinçaltı korkularımızın bir sonucudur.

Birçok insan kendini sık sık aynı senaryonun içinde bulur. Ne yaparlarsa yapsınlar aynı sorunlarla karşılaşırlar. Böyle bir durumda dışsal şartları değiştirmek yerine içimizdeki bilinçaltımızdaki engelleyici inançlarımızı değiştirmek, korkularımızla uyumlanıp, onların varlığını kabul edip, bu korku dinamiğinin ikincil çıkarlarına saygı duyup, kişiye daha fazla fayda sağlayan, olumsuzluk taşımayan, mutluluk, huzur ve sağlık veren sevgi enerjisine dönüştürmek gerekir. Bu şekilde bilinçaltımız yeniden programlanır. Bilinçaltı virüslerimizin farkına varıp olumlama çalışmaları ile temizlemeliyiz.

Bilinçaltımız sezgilerimiz aracılığıyla bizimle konuşur. Bilinçaltımızdan rehberlik veya yardım istediğimizde, bir dürtü, ilham veya önsezi hissederiz. Bilinçaltımızı programlarsak, rüyalar şeklinde cevaplar da alabiliriz. Sezgisel olarak, bir mesaj olduğunu anlarız.

Hayatınızda bir şeyi gerçekleştirmek istiyorsak önce kavramak yani ne istediğimizi tam olarak tespit etmek, sonra olmuş gibi inanmak ve daha sonra da bunun için şükretmek gerekir. Kendiniz için olmasını istediğiniz şeyi bir yere yazın. Bilgisayarınızdaki ekran koruyucuya, cep telefonunuzun açılış mesajına, veya gün içinde sıkça görebileceğiniz bir yerlere koyun. Her gece, aynı yaratıcı imgelemeyi düşünün, gördüklerinizi görün, duyduklarınızı duyun ve hissettiklerinizi hissedin… istediğiniz yerlerde değişikliklerinizi yapın. İstediğiniz şeyin gerçekleşeceğine güvenin…

BİLİNÇALTI PROGRAMLAMA ARACI (ONAMALAR)

Bilinçaltımızı, yeniden programlamanın en temel yollarından biri onamadır.

Onama; basitçe bilinçaltımıza yerleştirmek istediğimiz hedeflerimizi veya yeni inançlarımızı tekrarlama sürecidir. Bu süreç, söylem bilinçaltına yerleşinceye kadar devam etmelidir. Bazı onama yöntemleri;

• Kendi onamalarınızı yüksek sesle veya zihnen tekrarlamak,

• Onamalarımızı yazmak,

• Kayıt ettiğiniz kendinden telkin bantlarını dinlemek

• Olmak istediğiniz kişi gibi davranmak, (hayran olduğunuz bir kişi yerine kendinizi koymak ve onun gibi davranmak )

• Kitap ve makaleler okumak

Hayattan şikayet ettiğinizde bilinçaltımız şikayet ettiğiniz hayatı size vermek için talimatlarınızı sadakatle yerine getirir. Ne söylediğimize ,özellikle ‘tekrar ,tekrar’ söylediklerimize dikkat edelim.

Bilinçaltı virüs programınızı çalıştırmadığınızda dışarıdan gelen olumsuz telkinlerin etkisi altında kalabilirsiniz. Her gün arkadaşlarınızdan çok gülersek çok ağlayacağımızı, çocuğu olanın derdi olduğunu, paramız olunca düşmanlarımızın çok olacağını, hayatın zor olduğunu vs.. duyuyorsunuzdur. Devamlı dinleyince bilinçaltımız onun doğru olduğuna inanmaya başlar sonra da (çekim yasasından ötürü) gerçekliğinizde onun doğru olduğunu görürsünüz.

Kendimize verebileceğimiz telkin örnekleri ; her gün, her şekilde daha iyi oluyorum, her şey bana kolay ve zahmetsizce geliyor, sevgi ile dolu, neşe saçan bir varlığım, keyif aldığım her şey şimdi burada, hayatımın patronu benim, ihtiyacım olan her şey zaten bende var, hepimiz için bolluk var, sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor, daha çok verdikçe daha çok aldıkça daha mutlu hissediyorum,

Bu onamaları uyurken veya yataktan kalkmadan önce yazabilir, okuyabilir veya kaydedip dinleyebilirsiniz.

Onamada başarının anahtarı tekrardır. Bilinçaltımız kaslarımız gibidir. Onu istediğiniz şeylerle onamanız gerekir. Onamaları her gün yapmakta tembellik ederseniz, onu sizin yerinize başkaları yapacak, sonuçlar da her zaman sizin istediğiniz gibi olmayacaktır

Gandi derki “Söylediklerinize dikkat edin, düşünceleriniz olabilir. Düşüncelerinize dikkat edin, davranışlarınız olabilir. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınız olabilir. Alışkanlıklarınıza dikkat edin kaderiniz olabilir.”

BİLİNÇALTI ONAMA MEDİTASYONLARI:

Belli başlı korkularımız; değersizlik, güvensizlik, parasızlık, yalnızlık, başarısızlık, esir olma, suçlanma, acı çekme, dışlanma, çaresizlik, ayrılık, aşağılanma, güçsüzlük, yokluk, kaybetme, yetersizlik, yok olma, hastalık, incitilme, sevilmeme, reddedilme, acizlik, terk edilme, onaylanmama … korkusu

Korku enerjisini sevgi enerjisine dönüştürmek gerekir.

Bilinçaltı Onama Örnekleri

Benim………..……….korkum var.

Ben…………..………..korkumu kabul ediyorum.

Ben…………..………..korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Ben…………..………..korkumu seviyorum.

Ben…………..………..korkumu sevgiyle gönderiyorum.

Olumlaması

Ben……………………yım.

Ben her halimle…………………olduğumu biliyor ve inanıyorum

Ben her halimle…………………….. olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle ……………………olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle……………………..olduğum için şükrediyorum

DEĞERSİZLİK

Benim………..(değersizlik)……….korkum var.

Ben…………..(değersizlik)………..korkumu kabul ediyorum.

Ben…………..(değersizlik)………..korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Ben…………..(değersizlik)………..korkumu seviyorum.

Ben…………..(değersizlik)………..korkumu sevgiyle gönderiyorum.

Ben yalnız ve tek başıma çok değerliyim.

Ben yalnız ve tek başıma çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum

Ben yalnız ve tek başıma çok degerli olduğumu kabul ediyorum.

Ben yalnız ve tek başım çok degerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben yalnız ve tek başıma çok degerli olduğum için şükrediyorm.

Ben her halimle çok değerliyim.

Ben her halimle çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğum için şükrediyorum.

Ben kendime değer veriyorum.

Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.

Ben herkese değer veriyorum.

Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.

Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum

Ben kendime değer veriyorum.

Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.

Ben herkese değer veriyorum.

Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.

Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum

Ben kendi değerime sahip çıkıyorum.

Ben kendi değerime sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.

Ben kendi değerime sahip çıktığımı kabul ediyorum.

Ben kendi değerime sahip çıktığım için kendi mi takdir ediyorum.

Ben kendi değerime sahip çıktığım için şükrediyorum.

Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.

Ben içimdeki değere ulaşıyorum.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjinse dönüştüğü çok değerli bir an

Bilinçaltımız aynı zamanda duygularımıza ve hislerimize renkler verebilir. Genelde çalışmalarımda insanlar olumsuz hisleri koyu, karanlık renkler ile tarif ederler. Pembe evrende sevgi rengini temsil eder. İnsanlar bu rengin yanında karamsar düşünmezler. Kendi içinde olumlu, iyileştirici bir enerjiye sahiptir. Beş duyumuzla algılarımızın da ötesinde çok farklı titreşimlere sahip pembe renkler vardır. Bilinçaltı onama çalışmalarında da pembe renk kullanılır.

SEVGİ

Ben kendimi seviyorum.

Ben kendimi olduğum gibi seviyorum.

Ben kendimin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.

Ben herkes seviyorum.

Ben herkesi olduğu gibi seviyorum.

Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.

BOLLUK

Evren bolluk içinde.

Evrenin bolluğu bana akıyor.

Para bana çoğalarak geliyor.

İhtiyacım olan her şeyi ihtiyacım olduğu anda evren bana verir.

Ben çok parayı hak ediyorum.

Ben çok paraya layığım.

BEREKET-BOLLUK

Evrenin bana vermek istediği tüm bolluk ve bereketi ayırım yapmaksızın olduğu gibi kabul ediyor ve istiyorum.

Bu bilinç ve sorumlulukla onu paylaşmak için elimden geleni yapacağım.

Çok parayı hak ediyorum.Çok paraya layığım.

Ben MUTLUYUM.

Ben SAĞLIKLIY

Ben HUZURLUYUM.

Ben GÜÇLÜYÜM.

Ben BAŞARILIYIM.

Ben GÜVENDEYİM.

Ben ÖZGÜRÜM.

Ben DEĞERLİYİM

Ben YETERLİYİM

GÜÇSÜZLÜK

Benim güçsüzlük korkum var.

Ben güçsüzlük korkumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğum için kBen güçsüzlük korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Ben güçsüzlük korkumu seviyorum.

Ben güçsüzlük korkumu sevgiyle gönderiyorum.

Kalpten pembe ışık çıkarılır.

GÜÇ

Ben yalnız ve tek başıma çok güçlüyüm.

Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum

Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.

Ben yalnız ve tek başım çok güçlü olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben yalnız ve tek başıma çok güçlü olduğum için şükrediyorum.

Ben her halimle çok güçlüyümendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğum için şükrediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıkıyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığımı kabul ediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığım için kendi mi takdir ediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığım için şükrediyorum.

Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.

Ben içimdeki güce ulaşıyorum.

DEĞİŞİME GÜVEN

Gelecekte her şeyin iyi olduğunu bilerek güven ve huzurla ilerliyorum.

Geçmişi kolayca ve rahatça bırakıyorum.

Yeniyi sevinçle karşılıyor ve kabul ediyorum.

Evren güvende ben güvendeyim.

Ben kendimi tam olduğum halimle seviyor, beğeniyor, onaylıyorum.

Ben herkesi tam olduğu haliyle seviyor, beğeniyor, onaylıyorum.

Ben kendi hayat yolumu kendim açıyorum.

Ben kendi hayat yolumu kendim açtığımı blilyor ve inanıyorum.

Ben kendi hayat yolumu kendim açtığımı kabul ediyorum.

Ben kendi hayat yolumu kendim açtığım için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendi hayat yolumu kendim açtığım için şükrediyorum.

Gerçekleşmesini istediğiniz hayalinizi bu şekilde imgeleyebilirsiniz.

GÜVENSİZLİK

Benim güvensizlik korkum var.

Ben güvensizlik korkumu kabul ediyorum.

Ben güvensizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Ben güvensizlik korkumu seviyorum.

Ben güvensizlik korkumu sevgiyle gönderiyorum.

Kalpten pembe ışık çıkarılır.

GÜVEN

Ben yalnız ve tek başıma güvendeyim.

Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğumu biliyor ve inanıyorum

Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğumu kabul ediyorum.

Ben yalnız ve tek başım güvende olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben yalnız ve tek başıma güvende olduğum için şükrediyorum.

Ben evrende güven içindeyim.

Ben herkese güveniyorum.

Bütün insanlar bana güveniyor.

Ben kendime güveniyorum.

Ben yaşamın akışına güveniyorum.

Ben güvendeyim.

Evren güvenli.

Evren beni seviyor,onaylıyor ve destekliyor.

(başarısızlık,başarı sevilmeme,sevgi,esaret,özgürlük…..)

BAĞIŞLAMA (AFFETME) MEDİTASYONU

Kendimize ve başkalarına karşı duyduğumuz; öfke, kızgınlık, kırgınlık, nefret, suçluluk… duygularımız enerjimizi tüketip, geleceğe umutla bakmamızı ve sağlıklı bir yaşam sürmemizi engeller. Bağışlamak geçmişin günümüz üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırır ve geleceğe umutla bakma özgürlüğünü verir. Ruhsal iyileşme sürecinin doğal bir ürünüdür. Geçmişten gelen olumsuz duygu yükünden özgürleşmektir. Bağışlamak hayatımızın en özgürleştirici ve zenginleştirici yatırımıdır.

BAŞKASINI BAĞIŞLAMA (Afettme): Bağışlamaya karar verdiğiniz ve niyet ettiğiniz kişinin görüntüsünü imgeleyin.Ona bakarak yüksek sesle tekrarlayın.

Ben seni bağışlamaya niyet ettim.

Ben seni kendi iyiliğim için bağışlıyorum.

Ben kendimi sevdiğim için seni bağşlıyorum.

Sana en güzel düşüncelerimi yolluyorum.

Seni serbest bırakıyorum.

Sen özgürsün.

Ben özgürüm.

Seni bağışlıyorum.

Seni seviyorum.

Kalbinizden çıkaracağınız pembe ışığı onun kalbine yolla ve yüzündeki değişimleri gözlemle.

KENDİNİ AFFETME: Kendi görüntünü imgele,gözünün önüne getir.Ona bakarak yüksek sesle

Yaşadığım ve yaptığım her şeyi seviyorum.

Tüm Yaşadıklarımı yaşanması gerektiği için yaşadım.

Yaşadığım ve yaptığım her şey için KENDİMİ ONAYLIYORUM.

Beni bir başkasının onaylaması gerekmiyor.

Ben kendimi onaylıyorum.

Ben kendimi seviyor,beğeniyor ve onaylıyorum.

Yaşadığım her şey benim kendi seçimim.

Verdiğim her karar benim kendi seçimim.

Ben tüm kararlarımı ve yaşadığım her şeyi onaylıyorum.

Ben kendimi onaylıyorum.

Ben kendimi bağışlıyorum.

Ben kendimi tümüyle seviyor ve takdir ediyorum.

Hayatı seviyorum.

Yaşamayı seviyorum.

Kalbinizden çıkaracağınız pembe sevgi ışığını kendi kalbinize yollayın.Işıklar gittikçe yüzünüzdeki değişimleri takip edebilirsiniz.

OLUMSUZ HUYLARI TEMİZLEME MEDİTASYONU:

ÖRNEK-İNATÇI

Ben ……….(inatçıyım.)….

Ben ……….(inatçı)……….olduğumu kabul ediyorum.

Ben………..(inatçılığımı)…sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Ben………..(inatçılığımı)…seviyorum.

Kalpten pembe ışık çıkarılır.

*Meditasyonun gayesi bedenimizdeki korku enerjisini sevgi enerjisine dönüştürmektir.Günde 1 kere sizde var olan korkular için bu meditasyonu yüksek sesle yapabilirsiniz.

*Gün içinde korku duygusunun yükseldiğinin hissedilmesi durumunda önce derin bir nefes alıp verin.Ardından mümkünse yüksek sesle aşağıdaki cümleyi tekrarlayın.

Bu benim…………………..duygum.

Ben kendimi……………….duygum olduğum halimle seviyor ve kabul ediyorum

Odağımı,ruhsal gelişimim için,özgürce,kolayca ve sevgiyle yönlendiriyorum

Yazar: Bradley Thompson

M. Ayurveda

FaceBook  Twitter  

 M. Ayurveda
M. Ayurveda Ne Demektir, Amacı Nedir?
Şu an yeni bir tıp dalı olarak bilinen Ayurveda, aslında binlerce yıl öncesine dayanan Hindistan kökenli en eski tıp sistemlerinden biridir. Ancak başta Amerika'lılar olmak üzere batılılarca tekrar gözden geçirilmiş ve modernize edilmiştir. 1990 yılı Ocak ayında, dünyada birçok ülkenin bir referans merkezi olarak kabul ettiği Amerikan Konseyi'nce, legal, tavsiye edilecek bir tıp dalı olarak kabul edilmiştir.

Günümüzde Ayurveda'nın popülerlik kazanması, Ayurveda adı altında eksik ve hatalı uygulamaların yapılmasına da yol açmaktadır. Örneğin, tuzlu su içirip kusturmak gibi. Benim uygulamakta olduğum Ayurveda ise, Maharishi Mahesh Yogi'nin önderliğinde modernize edilmiş, bilimsel olan ve sadece tıp doktorlarına öğretilen Ayurveda'dır.

Kelime anlamı olarak (Ayur) yaşam ve (Veda) bilgi, yani yaşam bilgisi demektir. Amaçları hayatı uzatmak, mükemmel sağlığı yaratmak ve hastalıkları, bozuklukları vücuttan uzaklaştırmaktır. Ayurveda'nın esas önemli noktalarından biri de insanı, beden ve zihinle bir bütün olarak görmesidir. Ve onun tüm unsurlarını bir arada uyumlu ve dengede tutmaya çalışmasıdır. Nasıl oluyor da zihin ve beden birbiriyle ilgili oluyor? Geçtiğimiz yıllarda fizikte kabul edilen Quantum teorisine göre, moleküller ve atomdan öte, bir de maddenin quantum düzeyi vardır. Bir quanta, bilinen en küçük atomdan 10-100 milyon kez daha küçüktür. Bu düzeyde enerji ve madde birbirine dönüşebilir bir halde durmaktadırlar. Bu quantalar gözle görülmeyecek titreşimlerden oluşurlar ve adeta bir fizik oluşum için şekillenmeyi beklerler. İnsanda da aynı olay geçerlidir. Önce görülmeyen titreşimler quantum dalgalanmalarına, o da enerji uyarılarına ve o da maddeciklere, düşünceye, DNA'ya, ağrıya, dokulara, hücreye, herşeye dönüşür. İşte Ayurveda bu düzeyden, zihin ve beden düzeyinden sağlığa bakar.
Bu sistemin en önemli noktalarından biri de, sağlığı korumanın, tedavi etmekten daha önemli olduğudur. Yapılan patolojik araştırmalar göstermiştir ki, örneğin 40 yaşında bir erkekte oluşan kalp enfarktüsü, koroner damarda tıkanma gibi semptomlarla kendini belli edip, doktora gidince ortaya çıkmaktadır. Oysa daha 20 yaşında bu kişinin damarlarında ileride kalp enfarktüsüne dönüşebilecek ve damar tıkanmasına yol açacak yağ taslakları patolojik olarak saptanmıştır. İşte bu düzeyde olaya müdahale edilirse, herşey çok daha basit ve kolay olur. Çünkü hangi doşha tipindeki kimsede ne tür hastalıklara eğilim olduğu bellidir.
Nedir bu Doşha'lar? Doşha'lar, Ayurveda'da çok önemli bir nokta, bireysel psiko-biyokimyasal özellikler grubu ve kişiye özgü beden tipleridir. Her insanda egemen olan bir, bazen iki, hatta ender olarak üç doşha vardır. Bu doşha'lar kişiye bütün önemli özelliklerini verirler, böylece hiç kimse bir diğerinin aynı olmaz. Eğer bu doşha'lar dengeden çıkar, artar veya azalırsa hastalıkların yolu açılmış olur.

Mükemmel bir sağlık için kişinin kendi beden tipini, yani doşha tipini bilmesi çok önemlidir. Nedeni de bir beden tipi için iyi olabilecek bir yiyecek bazılarımız için bir olay olabilir. İşte bu yüzden bazılarımız yazı sever, bazılarımız kışı; kimimize dondurma zevkli gelir, kimimize ise dokunur. Bazen canımız çorba ister, bazen de tost. Nasıl oluyor bu olay? Bir bardak sütte, kim içerse içsin, 120 cal. vardır. Ama bazılarımız onu içerse yağ depolar, bazılarımızda enerjiye dönüşür. Bazıları ise kemikte Ca++ depolar, bazısı idrarla dışarı atar, bazıları ise böbrek taşına dönüştürür, üstelik aynı kalsiyumu. Doşha tipimizi bilmek, kendimizi anlamak, aynı maddelere neden farklı cevaplar verildiğini kavramak için bu nedenle önemlidir. Ayrıca modern tıpta hastalık oluştuktan sonra çoğu zaman belirtiler ortaya çıkmaktadır. (Tıkanan damar örneğindeki gibi). Ve o zaman kişi sağlığına dikkat etmektedir. Oysa kendi tipimize göre uygun beslenme ve davranışlarda bulunmak, temelden bir korunma ve hastalık semptomları oluşmadan kolay bir tedavi olanağı sağlamaktadır. Oysa tüm semptomlar oluştuktan sonra tedavi olanakları çok kısıtlı kalabilir. Bir diğer nokta da, bir beden tipi her hastalığa yatkın değildir. Bazı hastalıklar ise kolay oluşmaktadır. Bir üçüncü nokta da, tedavide beden tipini bilmenin önemli oluşudur. Çoğumuz biliriz ki aspirin herkesin ağrısını kesmez veya midesi ağrıyan her kişiye antiasit verilirse bir gruba iyi gelirken, diğerine pek yararı olmaz. Başlıca üç grup doşha vardır. Vata, Pitta, Kapha. Bu doşha'lar temel olarak beş elementten boşluk, hava, su ateş ve topraktan oluşurlar.

1. Doşha Vata'dır. (Boşluk ve havadan oluşur) Özellikleri, değişken, kuru, hafif, soğuk, küçük, hareketli, sert ve diğer doşha'lara liderlik etmesidir. Vücutta enerji ve hareketi sağlar, sinir sistemini çalıştırır. Konuşma, duyu organları ve hareket organları, nefes alıp vermek, bağırsak ve idrar yolu hareketleri hep bu doşha'ca yönetilir. Anormal çalıştığında, arttığında, sinirlilik, gerginlik, uykusuzluk, dinlememe, kuruluk, kabızlık, ağrı, endişe, gaz, üşüme, kasların seyirmesi gibi durumlar olur. Örneğin soğuk ve rüzgarlı hava, gaz.

2. Doşha Pitta'dır. (Ateş ve nemlilikten oluşur) Özellikleri, sıcak, keskin, hafif yağlı, hafif sıvı, asidik, acı, ekşi, kokulu, bağırsakları boşaltıcı etkisi vardır. İştah, susuzluk hissi, ısı dengesi, görme, cilt rengi ve yapısı. Bu doşha dengede olmazsa aşırı sıcaklık hissi, cilt problemleri, ülser, görme problemleri, kötü koku, kızgınlık, aşırı acıkma, susama, yüzde kızarıklık, terleme oluşur.

3. Doşha Kapha'dır. (Su ve topraktan oluşur) Özellikleri, yağlı, soğuk, ağır, yumuşak, parlak, sağlam ve tatlılıktır. Vücuda kuvvet ve destek verir, cesaret verir, bağışlama, iyileşme gücü verir. Anormal, fonksiyonlarda ağırlık, şişmanlık, aşırı yavaşlık, donukluk, depresyon, alerji, kaşıntı, aşırı uyku verir.


Vata Doşha'yı Arttıran Faktörler: Aşırı uyanıklık, yetersiz uyku, korku, endişe, heyecan halleri, aşırı beyin faaliyetleri, doğal ihtiyaçların giderilmemesi, yolculuk, açlık, aşırı kuvvetli rejimler, kuru, hafif, acı, buruk tatsız yiyecekler, aşırı kilo kaybı, mevsimlerin değişme dönemleri, sabah erken ve öğleden sonra saatleri, 60 yaş döneminde olmak, kuru, soğuk, rüzgarlı hava.

Pitta Doşha'yı Arttıran Faktörler: Aşırı konuşma, düşünce ve faaliyet, aşırı güneş ışını, sıcak, asitli yiyecek ve içecekler, kızgınlık, kıskançlık, acı, keskin, ekşi ve tuzlu, sıcak yiyecekler, öğlen ve gece yarısı saatleri ve sıcak hava.

Kapha Doşha'yı Arttıran Faktörler: Aşırı dinlenme ve uyku, gündüz uykusu, yetersiz günlük faaliyet, yetersiz fiziksel ve zihinsel çalışma, aşırı yemek, ağır-yağlı, soğuk-ekşi, tatlı-tuzlu yiyecekler, çocukluk çağı, sabah-gece saatleri, soğuk-yağışlı hava. Dengede olmazsa astım, allerji, romatizma, şişmanlık gibi durumlar ortaya çıkabilir.
Kişiler sadece bir doşha tipli olabileceği gibi, iki, hatta üçlü de olabilirler. Böylece çift özellikli dediğimiz bireyler oluşur. Örneğin; Vata-Pitta olan bir kimsede kışın rüzgarlı soğuk bir havada, buruk, soğuk yiyecekleri yediği zaman, seyahatte Vata özelliklerini arttırıp, uykusuzluk, heyecan, kas seğirmesi, sinirlilik olabilir veya aynı kişide yazın öğlen ciltte kızarıklık, sivilceler, mide yanması gibi durumlar olabilir. Veya Kapha bir kimsede ilkbaharda astım-allerji görülebilir.
İşte kişi kendi beden tipini bilirse ve hangi doşha'sı arttığında ne gibi hastalıklara zemin hazırladığını bilirse, doşha'sını dinleyerek, artmış doşha'yı pasifize ederek, daha ilgili hastalıklar ortaya çıkmadan sağlığını koruyabilir veya bir hastalık ortaya çıkmadan onu daha köklü bir şekilde onarabilir.

Yiyecek-içecekler: Ayurveda'da yiyecek ve içecekler ve onların tadı çok önemlidir. Çünkü vücudumuzun dışarıyla alış-verişi en çok yiyecek ve içeceklerle olur. Vücudumuza dışarıdan en çok giren maddeler besinler olduğuna göre, onların etkisi tartışılmaz. Peki bu durum nasıl olmaktadır? Her insanın atomlarının %98'i bir yıl içinde değişiyor. Yani şu an bu yazıları okuyan siz, geçen seneki size göre %98'i tamamen farklı bir sizsiniz. Şu an bile atomlarınızın bir bölümü değişmekte. Bir kişinin atomlarının çoğu değiştiğine göre, sağlığını korumakta veya bozmakta besinler çok önemli. Hatta bu etki bazen ilaçlardan bile daha fazla görülebilir.

GÜNLÜK RUTİN
Düzenli yatak ve uyku. Saat 11.00'de yatmak ideal. Uykunuz yoksa, uyuyamayacağız diye endişelenmeden gözleri kapayıp dinlenmek.
Sabah: Erken kalkmak, bir bardak ılık su içmek. Mesane ve bağırsak boşaltımı. Diş fırçalamak, dili temizlemek. Başa, vücuda, ayak tabanlarına yağ masajı. Duş, banyo. Transandantal meditasyon. Mevsime uygun rahat giyim, hafif kahvaltı, iş veya aktivite.
Öğlen: Öğlen yemeği esas öğün. Bu beden tipine ve mevsime göre olmalı, yemekten sonra hafif oturarak dinlenme. İş, aktivite.
Gece: Akşam yemeği tercihen hafif olmalı 10/15 dakika yürüyüş, mutluluk veren faaliyetler, erken yatmak.
Bazı püf noktaları: Günde bir iki kez temiz havayı derince ciğerlerinize çekmek, yemek araları en az üç saat olmalı. Aç değilse yememelidir. Akşam yemeği geç yenmelidir. Her gün tercihen aynı saatlerde yemek yenmeli. Yemek güzel ortamda ve oturarak yenmelidir.
Vata'lar için egzersiz, hafif (yürüyüş), Pittalar için orta. Egzersiz yaparken kapasitemizin %50'si kadar yapıyoruz. Terlemeye başlayınca durdurmak daha iyi. Tedaviler basamak basamak ama mutlaka doğal yolla yapılmalıdır. Gıda destekleyicileri kullanıyorlar. Bunlar sanki bir bilgisayar disketi gibi belirli hedef sisteme etkiyip bir dizi zincirleme reaksiyonlara yol açıyorlar, doşhaları dengeliyorlar. Allopetik ilaçlarla beraber istenirse kullanılabiliyorlar. Yapılan fare deneyleri ve laboratuar araştırmaları çok olumlu (1050 araştırma) özellikle hamile kusmaları, hamilelik, astım, romatoid artrit, gut, çocuklar için tonik, böbrek taşlarından korunma, kanser, aids, empotans, düşükler, uyku bozuklukları, kısırlık, hazımsızlık, kabızlık, hipertansiyon, baş ağrısı, migren, yorgunluk, şeker hastalığının hafif formlarında başarılı sonuçlar alınıyor. Artık batıda doğallığa dönülüyor. Transandantal meditasyon, zihin-beden bütünlüğünü sağlıyor ve streslerden arıtıyor. Derin dinlenmeyi sağlıyor.

Hastalıkların fizyopatolojisinden bu üç faktör sorumludur:
- Doşha'lar (Vata, Pitta, Kapha)
- Shrota'lar (vücudun kanalları, patikaları)
- Agni (sindirim ateşi)
"Doşha"lar artmış, azalmış veya nitelikleri değişmiş olabilir.
"Shrota"lar genişlemiş, daralmış, düğümsü bir yapı oluşturmuş veya akıntıları ters yöne doğru dönmüş olabilir. "Agni"nin zayıflamasıysa en büyük problemdir. Bu, "ama" (hastalık oluşturabilecek toksin - serbest radikal benzeri bir madde) oluşumuna yol açar.

Beden tipinizi öğrenmeniz için size bir test sunuyoruz. Bu testin sonuçlarına göre beden tipinizi öğrenip, doğru beslenmeyi uygulayabilirsiniz. Ancak her zaman için doğal ve bitkisel tedavilerde mutlaka konunun uzmanı bir doktorun yapması ve klasik hekimlik düzeyinde yapılması gereken uygulamaların da yapıldığını kontrol etmek gerekir.

Beden tipinizi bilmek ister misiniz?
Aşağıdaki sorular, beden tipinizi öğrenmek için yüzde yüz kesinlikle olmasa da büyük ölçüde fikir verir. Bu soruları dikkatle okuyup, hangi maddenin size ne kadar uyduğunu doğru bir şekilde cevaplamaya çalışın. Bütün soruların sonucunda çıkan toplam puanı, her bir doşha tipi için ayrı ayrı yazın. Sorgulama bölümü sonunda, bunların nasıl olduğu detaylı olarak anlatılacaktır.
Bu testi yaparken belirsizlik hissettiyseniz, kendinizi hiçbir kategoriye oturtamıyorsanız, sizde, Vata özellikleri ön plandadır.

Bu testi nasıl değerlendireceksiniz?
Puanlamanın sonucunda tek doşha tipli olanların (Vata, Pitta, Kapha) puanlarının diğer doşha tipi puanlarına göre oldukça yüksek olması söz konusudur. Çift doşha tipli olanlar, iki doşha puanının birbirine yakın veya eşit olduğu durumlardır. Biraz daha diğerine hakim olan doşha önde söylenir.

Vata-Pitta'da, Vata özellikleri daha fazladır, ancak Pitta da belirgindir.
Pitta-Vata'daysa Pitta özellikleri daha fazla ancak Vata da belirgindir.
Dikkat edilmesi gereken, bu testi yapan iki kişinin birinde, örneğin Vata: 85, Pitta: 65, Kapha: 55 bulunmuş olsun, bu kişinin beden tipi Vata olarak nitelendirilir.

İkinci bir kişide ise Vata: 45, Pitta: 60, Kapha: 45 bulunmuşsa bu kişide Pitta özellikleri ön plandadır. Birinci örnekteki kişinin doşha özellikleri Vata olmasına rağmen Pitta'sının kuvveti, ön özelliği Pitta olan, ikinci örneğe göre daha fazladır. Birinci örnekteki kişinin doşha özellikleri genelde çok kuvvetli demektir. İkinci örnekteki kişideyse her üç doşha daha zayıf düzeyde demektir.

Bir Ayurveda hekimi için, doşha'ların keskinlik düzeyi ve kuvveti tedavide büyük önem taşımaktadır. Bir doşha özelliği artarken otomatik olarak diğer doşha özellikleri azalır. Bir kişi, saf olarak tek bir doşha tipi olabileceği gibi, daha önce bahsettiğimiz gibi, çift doşha karakteri de gösterebilir. Böylelikle çift özellikli insan, değişken karakter dediğimiz pek çok kişiyi hatırlatır.

Nasıl Puanlandıracağız?

Bu madde bana çok uyuyor.

5 puan

Bu madde bana uyuyor.

4 puan

Bu madde bana bazen uyuyor.

3 puan

Bu madde bana nadiren uyar.

2 puan

Bu madde bana uymaz.

1 puan

Bu maddenin benimle hiçbir ilgisi yoktur.

0 puan


Vata beden tipi:
Yeni şeyleri her zaman çabuk öğrenirim.
İyi ezberliyemem, ezberlersem bile hafızam kuvvetli değildir, kolay unuturum.
Karar vermekte zorlanırım.
İşimi ve faaliyetlerimi genelde büyük bir hevesle yaparım.

Kolay endişelenir ve sıkıntıya düşerim.
Doğal yapım çok kuvvetli ve hayat doludur.
Hızlı konuşurum ve arkadaşlarım benim konuşkan olduğumu söylerler.
Ruh halim çok kolay değişir ve biraz duygusalımdır.
Zihnim çok aktiftir, hatta bazen hiç durmaz, aynı zamanda çok yaratıcıyımdır.
Kolay öğrenir ve kolay unuturum.
Soğuk havaya dayanıksızım, sevmem.
Cildim özellikle kışın kuruma eğilimindedir.
Genelde ince bir vücut yapım vardır.
Kolay kilo almam.
Yürüdüğüm zamanki karakteristik özelliğim hızlı ve çabuktur.
Gaza eğilimim vardır ve kolay kabız olurum.
Genelde uykuya zor dalarım, gece uykum hafiftir.
Kendi kendime bırakıldığım zaman, yemek ve uyku alışkanlıklarım düzensizdir.
Hareketlerim hızlı ve aktiftir, enerji birdenbire patlak verir.
Kolay heyecanlanırım.
Genelde ellerim ve ayaklarım soğuktur.

Pitta beden tipi:
İradem çok kuvvetlidir, bir dereceye kadar güçlüyümdür.
Bir çok insana göre sıcak hava beni daha çok rahatsız eder veya yorgun düşerim.
Her zaman belli etmesem bile kolay kızar, öfkelenirim.
Faaliyetlerimde aşırı derecede titiz ve düzenliyimdir.
Kolay sabırsızlanırım.
Çok iştahlıyımdır, kendimi engellemezsem çok miktarda yiyebilirim.
Kendimi çok etkili ve yeterli bulurum.
Başkalarının soğuk bulduğu mekanlar bana sıcak gelir.
Kolay öfkelenir ama sonra çabuk sakinleşirim.
Ayrıntılarda çok titizimdir.
Bunlardan biri veya birkaçı benim saç yapıma uyar. Erken beyazlayan veya dökülen, ince, düz, zarif saç. Sarışın, kızıl, kumral saç rengi.
Pek çok insan beni inatçı olarak kabul eder.
Eğer bir öğünü kaçırırsam veya yemek saatini geçirirsem rahatsız olurum.
Dondurma gibi soğuk yiyecek ve içecekleri çok severim.
Meydan okumak hoşuma gider ve bir şey istediğim zaman onu elde etmek için çok azimliyimdir.
Acılı ve baharatlı yiyecekler bana dokunur.
Anlaşmazlıklarda olmam gerektiği kadar hoşgörülü değilimdir.
Hem başkalarını, hem de kendimi eleştiririm.
Bağırsaklarım çok düzenli bir şekilde boşalır, kabızlıktansa yumuşak dışkılama eğilimim vardır.
Kolay terlerim.

Kapha beden tipi:
Önemli bir rahatsızlık olmadan çok rahat öğün atlayabilirim.
Çok derin uyurum.
Soğuk ve nemli hava beni rahatsız eder.
Diğer insanlar kadar hızlı öğrenmem, fakat çok iyi aklımda tutarım ve güçlü bir hafızam vardır.

Saçım kalın, koyu ve dalgalıdır.
Pek çok insana göre daha kolay kilo alırım ve daha zor veririm.
Ertesi gün kendimi iyi hissetmem için en az sekiz saat uyumam gerekir.
Genelde sakinimdir, kolay öfkelenmem.
İri, sağlam bir vücut yapım vardır.
Fazla uyumaya eğilimim vardır, sabah kalkınca hemen ayılamam, kendimi sersemlemiş hissederim, sabahları tutuk ve yavaşımdır.
İş yaparken doğal halim daha relaks ve daha sakindir.
Tombullaşmaya eğilimim vardır, kolay yağlanırım.
Şu sözler beni iyi tanımlar: sakin, tatlı huylu, sevgi dolu, muhabbetli ve bağışlayıcı.
Fiziksel olarak çok güçlü ve dayanıklıyımdır.
Uysal ve sakin huyluyumdur. Kolay sinirlenmem.
Sindirimim yavaş olduğundan yemeklerden sonra kendimi ağır hissederim.
Aşırı müküs, balgam, şişme, astım, ödem veya sinüs problemlerine eğilimim vardır.
Hafif soluk olan yumuşak, pürüzsüz bir cildim vardır.
Yemeklerimi yavaş yerim, faaliyetlerimde yavaş ve düzenliyimdir.
Yavaş ve ölçülü yürürüm.

Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgiyi, Milliyet yayınlarının Ayurveda kitabında bulabilirsiniz. Ayrıca daha sağlıklı bir yaşam ve kişisel görüşme için aşağıdaki telefonlardan bilgi alabilirsiniz.

Dr. Ender Saraç

 

Ziyaretçi Sayacı

Bugün143
Dün242
Bu Hafta2017
Bu Ay3767
Tümü266274