Yelkensiz Gemi

FaceBook  Twitter  

Yelkensiz Gemi

"Kal" deseydin, kalırdım. Demedin oysa...
Kuru bir "Bitmesin"den başka hiçbir şey demedin.
Öyle kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki, ondaki anlam!
Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık uçuruma?
Savunmayacak mıydın sevgimizi?
"Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan?

Düşündüğüm bu değildi...
Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden,
Mücadele beklemiştim oysa...
Yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım...
Kıyıya ulaştırırsın sanmıştım...
Oysa, onu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun...
Bu kadar yıpratıcı olamazsın...
Oysa, bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda!
Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı.
Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin,
Geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı.
Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.

Yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi...
Hangi yöne gittiler bilmiyorum,
Geri dönerler mi bilmiyorum.
Dünya boşaldı mı ne!
Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam,
Neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde?
Neden artık rüzgar esmiyor,
Her şey seninle mi kaldı yoksa?
Mantığım... Mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var.
Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var!
Evet! Ben istedim ayrılığı, çıkmaz yollara yönelen bendim,
Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim...
Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum.
Ve senin buna nasıl göz yumduğunu...
Tıpkı balkondaki akasyaları sularken,
Fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi...
Su, onun için hayat olmalıydı oysa...
Ve... Sen de benim tutunacak dalım!

Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun,
Olmaması gereken ama daima varolan.
Farklı uçlardaydık seninle,
Farklı mevsimleri seviyorduk, farklı zamanlarda....
Sen büyük fırtınalara vardın, bense lodostan bile ürküyordum..
Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen,
Daha doğrusu öyle sanıyordum...
Binlerce yıldız arasında,
Ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım...
Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti...
"Bitti" deyişim öylesine bir şeydi, öylesine, sıradan, şakacıktan...
"Hayır" demeliydin!
Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde,
Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye.
Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye...
Beni yolumdan alıkoymalıydın...
"kal" demeliydin... Defalarca "kal" demeliydin...
Oysa, demedin...

Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben
Akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim...
Belki böylesi daha iyi oldu...
"Kal" deseydin kalırdım... Hem de seve seve kalırdım.
Martılarla kalırdım. Yakamozlarla kalırdım.
Demedin oysa!
Bilir misin?
Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken...
Bilir misin?
Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek...
Bilir misin?
Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...
'KAL' desen kalacaktım...
DEMEDİN OYSA!!!

Bir Yerlerde Tıkanıp Kaldıysa Hayat

FaceBook  Twitter  

Bir yerlerde tikanip kaldiysa hayat, soluk almak guclestiginde,
Yuregin susup, mantigin suruklemeye basladiginda ayaklarini,
Daglara donmeli yuzunu insan.
Yeni patikalar, yeni yollar secmeli, yuregini ferahlatacak;
Yeni insanlarla 'tanismali, yeni kesifler yapacak....

Hep isteyip de, bir gun yaparim diye erteledigi ne varsa,
Gerceklestirmeyi denemeli!
Her gecen gece, olume bir gun daha yaklastigini zamanin bir nehir,
Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculugun devam ettigini
anlamali.
Bas dondurucu bir hizla geciyorsa birbirinin ayni gunler,
Her aksam ayni can sikintisiyla eve giriliyorsa,
Degistirmeye calismali bir seyleri;
Kucuk seylerle baslamali belki; ornegin, bir kac durak once inip
Servisten, otobusten; yurumeli eve kadar, yuregine takmali gunes
gozluklerini;
Gordugunu hissedebilmeli!
Sagligini kaybedip, olumle yuz yuze gelmeden once,
Degerli olabilm eli hayat!

İlla buyuk acilar cekmemeli, kucuk mutluluklari fark etmek icin!
Baskasinin yerine koyabilmeli kendini;
Aglayan birine "gul", inleyen birine "sus" dememeli!
Aglayana omuz, inleyene care olabilmeli!
Su adaletsiz, merhametsiz dunyaya ayak uydurmamali;
Sevgisiz, soysuz kalarak!

Dikeni yuzunden hesap sormak yerine gulden,
Derin bir soluk alip, hapsetmeli kokusunu icine...
Gunesin dogusunu seyretmeli arada bir, seher yeli oksamali saclarini...
Karda, yagmurda; sevincine, coskusuna; firtinada boranda;
Ofkesine, isyanina ortak olabilmeli doganin!

Bir cocugun ilk adimlarinda umudu; bir gencin duslerinde gelecegi;
Bir yaslinin hatiralarinda gecmisi gorebilmeli!
Calismadan basarmayi, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu
Olmayi beklememeli!

Ama kucuk, ama buyuk; her hayal kirikligi, her aci;
Bir firsat yasamdan yeni bir seyler ogrenebilmek icin; kacirmamali!
Cunku; hic dusmemissen, el vermezsin kimseye kalkmasi icin, hic
Caresiz kalmamissan, dermani olamazsin dertlerin; aglamayi bilmiyorsan,
Nesesizdir kahkahalarin;
Merhaba dememissen, anlamsizdir elvedalarin...
Ne, herkesi dusunmekten kendini, ne; kendini dusunmekten herkesi
unutmamali!

Bilmeli; cok kisa oldugunu hayatin; hep vermek ya da hep almak icin...
Sadece, anlatacak bir seyleri oldugunda degil,
Soyleyecek bir sey bulamadiginda da dinleyebilmeli!
Akli ve kalbiyle katilabilmeli sohbetlere...
Hafizasi olmali insanin; hic degilse, ayni hatalari, ayni bahanelerle
tekrarlamamasi icin!

Sorulari olmali, yanitlari bulmak icin bir omur harcayacak!
Dostlari olmali, ruhunun ve zihninin sinirlarini zorlayacak!
Herkese yetecek kadar buyuk olmali sevgisi;
Ama, kapasitesi sinirli olmali yureginin ki, hakkini verebilsin
sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin;
Bir tesekkur, bir elveda icin...

Yasam dedikleri bir sinavsa eger;
Asla vazgecmemeli sevmek ve ogrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyecegini de her seyi bilemeyecegini de fark
edebilmeli insan!
Tipki, her seye sahip olamayacagi gibi...
Zamanin ninnisiyle, uykuda gecirmemeli hayati...!

Bir Gün Uyanacaksın Serin Sabaha

FaceBook  Twitter  

Yazan Gassan Satar


Bir gun uyanacaksin serin sabaha

Ise gitmek gelmeyecek icinden
Yalin ayak vuracaksin kendini sokaklara
Ruhun ciplak
Yuregin ciplak
Dusuneceksin zamani
Zaman geciyor
Sen ozlediklerinin icinde kaybolmus
Kaybediyorsun
Kaybolan ozlemlerinde kaybediyorsun kendini
Derin bir ah dusecek ciplak yureginden
Bir ahh dusecek ciplak ayak izlerine
Sokak taslarinin arasina dolacak isyanin

Bir gun uyanacaksin serin sabaha
Herseyi ardinda birakacaksin
Atacaksin kendini bir sahil kenarina
Dalgalarin sesine vereceksin kendini
Yalnizliginda bir sevinc kaplayacak ruhunu
Yalniz olmadigini anlayacaksin
Sana dokunan dalga sesinde sen olacaksin
Bakislarina dolan mavide sen olacaksin
Ardinda kalanlarin kalabalikliginda kalacak yalnizligin
Dalgalar aski fisildayacak
Uzun suredir ilk kez yuregin duyacak bu kadar derinden
Ilk kez ruhuna ulasacak askin sesi
Anlayacaksin ozlemissin yasamayi
Ozlemissin yasamayi yarini dusunmeden
Ozlemissin aski
Bir yasayamadiklarini dusuneceksin
Yasadigini sandigin seyleri dusuneceksin
Bir de yasamak istediklerini
Ozlemlerini dusuneceksin
Dalgalarin sesi bastiramayacak isyanini
Bir derin ahh dokulecek ciplak ruhundan
Bir ahh dokulecek ciplak ayaklarina
Denize karisacak isyanin

Bir gun uyanacaksin serin sabaha
Geceden kalan bir ruyanin kirintilariyla
Teninde emanet urpertilerle
Atacaksin kendini bir ormanin icine
Ormanin sesleri dolacak ruhuna
Sevismeleri anacaksin
Uzak bir ulkenin yitik sehrini anar gibi
Yesil bir yapraga dokunacak parmaklarin
Bir cig damlasi dusecek
Kolundan akacak parmaklarina
Dudaklarina gidecek ellerin
Bir islaklik kalacak dudaklarinda
Aklina yitik geceler gelecek
Dudaklarinin prangaladigi opuslerin islakligini anacaksin
Ruhuna degmeyen dokunuslara dusecek aklin
Sevismeyi ne kadar ozledigini anlayacaksin
Bir ahh dusecek kurumus dudaklarindan
Bir ahh dusecek ciplak ayaklarina
Ormanin yuregine karisacak isyanin

Bir gun uyanacaksin serin sabaha
Yatagindaki sogukluga gidecek aklin
Ayaklarina vuran agirligi tutacaksin
Ozgurlugunu anacaksin
Cok eskilerde kalan bir cocukluk anisi gibi
Ozgurlugunu ozledigini anlayacaksin
Gozlerindeki isiltiyi ozledigini anlayacaksin
Cocuksu kahkahani ozledigini anlayacaksin
Yakmayi ozledigini anlayacaksin
Yanmayi ozledigini anlayacaksin
Baktigin her nesnede
Kendini gormeyi ozledigini anlayacaksin
Dogrulacaksin yavasca
Bakacaksin odandaki esyalara
Yabanci gelecek hersey
Anlamsiz gelecek butun cabalar
Bir ahh dokulecek beyaz carsafina
Ozlemlerin buyutmus isyanini
Bir karanfil acacak ahlarinin dustugu yerde
Isyanlar cicek actirirmis anlayacaksin
Veya erteleyeceksin kendini yasamayi yeniden
Dun erteledigin gibi
Ve daha onceki gun erteledigin gibi
Ya da koparacaksin kendi isyanindan yeseren karanfili
Takacaksin gogsune kirilan prangalarin mujdesi gibi
Yasayacaksin aski
Yasayacaksin ozgurlugu
Yasayacaksin yeniden kendini
Anlayacaksin bilmediklerin bildiklerinin icinde gizli
Ve anlayacaksin cesaretin korkularinin icinde
Ve anlayacaksin ozgurlugun sadece senin elinde….

Ondördüncü Mektup

FaceBook  Twitter  

Yazan Ümit Yaşar Oğuzcan

Ondördüncü Mektup

Er geç beni affedeceksin. Bir şey beklemeden, bir şey istemeden affedeceksin. Sevgin seni oraya götürecek. Düşe kalka ilerleyeceğin yollarda, taşlar kanatacak ayaklarını. Issız, karanlık ormanlardan geçeceksin yapayalnız. Sonra bir bataklık başlayacak gözün alabildiğine. Omuzlarına kadar yapışkan çamurlara saplanacaksın. Durmadan yağmur yağacak üstüne, iliklerine kadar ıslanacaksın, üşüyeceksin. Ahtapot elleri gibi uzun, pis sarmaşıklar dolanacak ayak bileklerine. Dört yanında kara bataklık kuşları dönecek çığlık çığlığa. Geçmiş zamanı düşüneceksin. O bir daha yaşanılmaz günleri, geceleri düşüneceksin. Bataklığın son bulduğu yerde zift gibi koyu bir gece başlayacak geçmiş gecelere benzeyen. Yürüyeceksin, ağır ağır ilerleyeceksin zamanın ve gecenin ortasında. Keskin bir rüzgar çıkacak, merhametsiz kırbaçlar gibi parçalayacak yüzünü.

Sonra bir dağ yamacına varacaksın, bitkin ve perişan.. Uzaklarda cılız bir ışık göreceksin. Sen yaklaştıkça büyüyecek, sıcak kollarıyla saracak seni. Fakat, sen o ışığın olduğu yere hiç bir zaman varamayacaksın ve bu gerçeği anladığın anda yıkılacaksın, korku ve ümitsizlik saracak yüreğini, ağlayacaksın.

İşte o zaman beni düşüneceksin, çektiklerimi, senin için katlandığım şeyleri düşüneceksin. Bulutlar dağılacak. Seni nasıl sevdiğimi, nasıl yüceleştirdiğimi, nasıl erişilmez ışık haline getirdiğimi birer birer anlayacaksın.

Onun için beni affet demeyeceğim sana. Er geç anlayacak ve affedeceksin. Bunu biliyorum. Karşılaşmamız kaderdi belki. Ama çektiğimiz çiledir, bizi birbirimize yaklaştıran, o korkunç ümitsizlik, büyük çaresizliklerdir.

Acılarımızı yitirmeyelim..

Ziyaretçi Sayacı

Bugün157
Dün242
Bu Hafta2031
Bu Ay3781
Tümü266288