Basel II Sürecinin Türk Bankacılık Sistemine Yansımaları (30.01.2007 Tarihli Dünya Gazetesinde Yayımlanmıştır.)

FaceBook  Twitter  

I- BASEL KOMİTESİ VE BASEL II KARARLARI

Basel Bankacılık Gözetim Komitesi, bankacılık gözetim ve denetiminde uluslararası işbirliğini sağlamak amacıyla G-10 ülkeleri Merkez Bankaları Guvernörleri tarafından, 1974 yılının Aralık ayında “Bankacılık Düzenleme ve Denetim Uygulamaları Komitesi” (Committee on Banking Regulations and Supervisory Practices) adıyla oluşturulmuştur. Komite’de ülkeler (Belçika, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Lüksemburg, Hollanda, İsveç, İsviçre, İngiltere, ABD) ulusal bankacılık gözetim ve denetim otoriteleri ve Merkez Bankaları üst düzey yetkilileri tarafından temsil edilmektedir.

 

Komite, iç denetim prensiplerin oluşturulmasında üye ülkelerdeki problemli bankaların durumlarını değerlendirerek yapılan tespitleri dikkate almakla birlikte, gözetim ve denetim otoritelerince bankaların iç denetim sistemleri değerlendirilirken uyguladıkları yöntem ve prosedürlerde bu prensiplerin dikkate alınarak kullanılmasını yaygınlaştırmak üzere kılavuz niteliğindeki bir dokümanı tüm ülkelerin gözetim ve denetim otoritelerine göndermek suretiyle, iç denetimin bankaların ihtiyatlı faaliyetlerinin sürdürülmesi ve bütün olarak finansal sistemde istikrarın sağlanması yönünde etkin bir rol oynamaktadır. BIS(Bank for International Settlements) tarafından 1989’da yayımlanan, ülkemizde ise Şubat/2001’de uygulanmaya başlayan Basel I standartları risk ölçümünde yetersiz kaldığından, Haziran/2004’de Basel II nihai metni ile geliştirilmiş bankacılık risk yönetimi standartları oluşturularak yürürlüğe girmiştir. Basel-II hükümleri kısaca, sermaye yükümlülüğünün hesaplanma şekli ile maruz kalınan risklerin nasıl yönetileceği ve sermaye yeterliliğinin nasıl değerlendirileceği ve nasıl kamuya açıklanacağına ilişkin hususları kapsamaktadır. Basel II kararları ile riske duyarlı sermaye yeterliliğiyle birlikte denetim ve piyasa disiplinin sağlam temellere oturtulması, risk yönetimi ve finansal istikrarın sağlanması amaçlanmaktadır.Basel II’de, Basel I’den farklı olarak operasyonel risk için de sermaye bulundurma yükümlülüğü getirildiğinden operasyonel risk yönetimi Basel II’nin temel felsefesini oluşturmaktadır.Ayrıca Basel II kapsamında Bankaların sermaye yeterliliğine özgü detayları kamuya açıklama zorunluluğu getirilmektedir.BIS’ın iç kontrol ve iç denetim ile ilgili olarak yayınlamış olduğu dokümanlara genel olarak bakıldığında, BDDK tarafından çıkarılan Bankaların İç Sistemleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinin büyük oranda sözkonusu dokümanlarla paralellik gösterdiği görülmektedir. BDDK tarafından 30.05.2005 tarihinde Basel II’ye geçiş sürecine ilişkin yol haritası açıklanmış ve bu yol haritası kapsamında; Mart/2007’de Basel II’nin sermaye yeterliliği düzenlemesi yayınlanacak, Ocak/2008’de ise Basel II kriter hükümleri uygulanmaya başlanacaktır.

II- BASEL II’ SÜRECİNİN TÜRK BANKACILIK SİSTEMİNE YANSIMALARI
Basel II sürecinin Türk Bankacılık Sektörüne muhtemel etkileri aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Basel-II daha etkin ve disipline edilmiş bir Bankacılık sistemini beraberinde getirecektir.
Risk yönetiminin etkin bir şekilde uygulanmasına katkı sağlayarak, çağdaş risk yönetimi tekniklerini geliştirecektir.
Basel II sürecinde ülke risk ağırlığı %20’den %100’e çıkacağından 2004 yıl sonu itibariyle yurtdışından 18.4 mia USD kredi kullanmış olan Türk Bankalarının dışarıdan sağlayacakları sendikasyon kredilerinin faizinde artış, miktarında ise düşüş yaşanacaktır.
Basel II ile birlikte ülke risk ağırlığının %100 olması sebebiyle hazine tarafından ihraç edilen aynı risk ağırlığına sahip tahvil, bono, eurobond ve diğer borçlanma senetlerine yatırım yapan yerli ve yabancı bankalara asgari %8 oranında sermaye yükümlülüğünü de beraberinde getirecektir.
Etkin bir risk yönetimi anlayışı çerçevesinde “Risk Odaklı Denetim” sürecine katkı sağlayarak bankaların sağlıklı büyümesine yardımcı olacaktır. Bu anlamda toplam risk faktörleri içinde %20’lik bir ağırlığa sahip olan iç kontrol sisteminin yeterliliği ve etkinliği de son derece önem kazanacaktır.
Basel II kararları; etkin risk yönetimi ve iç kontrol sisteminin yerleşmesiyle birlikte bankalarımızda “Kurum İçi Risk/Kontrol Kültürü”nün oluşturulmasına da katkı sağlayacaktır.
Basel II hükümleri kapsamında etkin bir risk yönetimi uygulaması ancak güçlü bir özkaynak yapısı ile mümkün olacağından bankaların sermaye gereksinimleri de artacaktır. Basel II’ye uyum sürecinde zorluk yaşayan, adapte olamayan bankaların konsolidesi ya da tasfiyesi yanında finansal yapısını güçlendirmeyi planlayan bankaların bu konuda bir adım önde ve sermaye yapıları çok daha güçlü olan yabancı bankalarla birleşme sürecini de hızlandıracaktır.
Bankaların maruz kaldıkları risklere duyarlı bir sermaye yeterliliği ihtiyacını beraberinde getirecektir.
Bankaların pazarlama, operasyon ve tahsis grupları arasındaki “Kuvvetler Ayrılığı Prensibi” daha etkin şekilde kullanılacaktır.
Bankalardaki organizasyonel yapılar ve örgüt şemaları Basel II’ye uygun hale getirilecektir.
Bankaların aracılık fonksiyonlarının daha etkin bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacaktır.
Kredi ve operasyonel risk yaklaşımlarının gözden geçirilerek özellikle de operasyonel risk ölçümleri ile bankaların oluşturulmasında en fazla zorlandıkları operasyonel risk veri tabanı üzerinde yoğunlaşmalarını beraberinde getirecektir. Ayrıca her bankanın kendi yapısına uygun “Risk Göstergeleri Listesi”nin etkin bir şekilde kullanılmasına katkı sağlayacaktır.
Kredi vade yapısı önem kazanacak, vadeye daha az süresi kalmış krediler için diğerlerine göre daha az sermaye ayrılacaktır.
Aktif-pasif yönetiminin etkin şekilde uygulanması suretiyle piyasa riski yönetimi ile arasındaki bağlantı ve bilgi akışı güçlü hale gelecektir.
Bankaların kamuya açıklanması gereken bilgiler dolayısıyla piyasa disiplinin sağlanmasına katkı sağlayacaktır.
Bankaların kriz yönetimine verdikleri önemi artıracak, çeşitli kriz senaryolarına uygun risk yönetimi anlayışını geliştirmelerine de yardımcı olacaktır.
Basel-II kararları bankalardaki problemlerin etkin şekilde çözümlenmesine yönelik prosedürlerin gözden geçirilmesi ve çözüm odaklı düşünen insan kaynağına ve bilgi işlem alt yapı unsurlarına önemli düzeyde yatırım yapılması sonucunu ortaya çıkaracak, bu da bankalara kısa vadede ek bir yatırım maliyeti yükleyecektir.
Bankaların risk iştahı ve risk algılamalarında önemli değişiklikleri beraberinde getirecektir.
Bankalardaki teknolojik yeniliklerin asgari risk düzeyinde etkin şekilde kullanılması ve bu risklerin kontrol altına alınması daha da önem kazanacaktır.
Bankaların ticari ve kurumsal nitelikteki müşterilerinin kurumsallaşma sürecinde olumlu bir gelişme yaşanmasına yardımcı olarak, bankaların aktif kalitesinin iyileştirilmesine destek olacaktır.
Kurumsal krediler içinde KOBİ’lere ilişkin farklı risklerin gözönünde bulundurularak bu işletmelere kullandırılan kredilerin diğer büyük firma kredilerinden ayrılması ve büyük firmalara göre daha az sermaye ayrılmasını gündeme getirecektir.
KOBİ’lere kullandırılan kredilerin risk ağırlıklarının ortaya çıkardığı etkilerin azaltılmasını teminen sözkonusu krediler Parekende/Ticari Krediler kategorisinde değerlendirilecektir.
Basel II kararlarının uygulanmaya başlamasıyla birlikte bankaların kullandıracağı kredilerin teminat ve risk seviyesi, doğrudan kredi maliyetini etkileyeceğinden sözkonusu süreç, bankacılık sektörünü ve reel sektörü ciddi şekilde etkileyecektir. Bu aşamada kredili firmalara bağımsız denetim kuruluşları ve bankalar tarafından verilen derecelendirme notları önem kazanacak, ilgili firmanın derecelendirme notu düştükçe bankanın risk seviyesi de yükselecek, karşılık olarak daha çok sermaye ayrılması gerektiğinden kaynakların etkin şekilde kullanım sorununu ortaya çıkaracaktır. Dolayısıyla kredi notu düşük olan bir firmaya kullandırılacak kredinin maliyeti de artacaktır.
Bankaların müşteri portföy tercihleri, kredibilitesi yüksek, derecelendirmesi iyi, sağlam firmalar yönünde değişecek, kredi derecelendirmesi iyi olan firmalara ortalama kredi faiz oranından daha düşük oranda kredi kullandırılması sözkonusu olabilecektir.
Kredibilitesi yüksek, risk seviyesi ve maliyeti düşük kredili firmalara bankaların ilgisinin yoğunlaşması da, fiyatlama, itibar riski ve yasal sermaye arbitrajı açısından bankalar arası rekabeti daha da artıracaktır.
Basel II hükümlerinin uygulanması ile birlikte bugüne kadar kredi teminatı olarak kabul edilen müşteri çek-senetleri ile ortak ve grup şirketi kefaletlerinin teminat değerliği kalmayacaktır.
Bankaların skoring, kredi tahsis ve fiyatlama sürecinin gözden geçirilerek daha efektif hale getirilmesine yardımcı olacaktır. Bununla birlikte Basel II sürecinde özellikle KOBİ’lerin mali verilerinin uluslararası muhasebe standartlarına uygun ve sağlıklı bir şekilde kayıt altına alınmasıyla bağlantılı olarak kredi değerlendirme sürecinde kısa vadede sorunlar yaşanabilecektir.

Sonuç olarak önemli bir bölümünde bağımsız teftiş, iç kontrol ve risk yönetimi işlevlerinin yerine getirildiği, çağdaş risk yönetimi ve teknikleri konusunda ciddi yatırımlar yapıldığı gözlenen Türk Bankacılık Sektörü’nün genel olarak Basel II sürecine hazır olduğu gözlenmektedir. Basel II sürecinin kısa vadede bankacılık sektörüne ve ekonomiye ilave bir yük getireceği kanaati yanında, orta ve uzun vadede Basel II’ye uyumlu, reel ekonomiyi destekleyen güçlü bir bankacılık sektörü ile şeffaf ve kayıt altına alınmış, kurumsallaşmış ve uluslararası rekabete hazır işletmelerden oluşan sağlıklı bir reel ekonominin ülke kalkınmasına ivme kazandıracağı görüşündeyim.

KAYNAKLAR

1. Dr.KÜÇÜKÖZMEN,C, “Hubble ve Basel II” Bankacıyızbiz web sitesi, 25.10.2005
2.GEDİK, E, “Kurumsallaşmanın Motoru Basel II olacak”, Bankacıyızbiz web sitesi, 27.12.2005
3.BEŞİNCİ, M, “Bankacılığın Basel II’ye Uyum Süreci”, Bankacıyızbiz web sitesi, 27.08.2005
4. “Bankaların Operasyonel Risk Yönetim Sistemlerinin Önünde Sorunlar Var”, Bankacıyızbiz web sitesi, 31.03.2006
5. BAYDAR, C,”Operasyonel Risk ve Basel Süreci”, ”, Bankacıyızbiz web sitesi, 17.02.2006
6. “10 Soruda Yeni Basel Sermaye Uzlaşısı”, BDDK Araştırma Dairesi, Ocak/2005
7. EKEN, F, “Bankalarda Risk Yönetimi ve Türkiye Uygulaması”, Marmara Üniversitesi Bankacilik Ve Sigortacilik Enstitüsü
8. “Türk Bankacılık Sistemi Basel II 1.Anket Çalışması Sonuçları”, BDDK Araştırma Dairesi, Temmuz/2005
9.AKSEL, K. “Basel Komitesi Kararları ve Yeni Basel Antlaşması’nda Beklenen Gelişmeler”, Activeline Dergisi, Aralık/2002
10.Dr.KÜÇÜKÖZMEN, C-MAZIBAŞ,M-YÜKSEL,A. “Yeni Basel Sermaye Uzlaşısı” BDDK Araştırma Dairesi, Aralık/2004
11.Prof.Dr.PARASIZ,İ. “Basel II Yönünde Çalışmalar:Yalın Nicel Kontrollerden Nitel Kontrollere Yönelim”, Activeline Dergisi, Ağustos/2004
12. “Basel II’ye Geçişe İlişkin Yol Haritası” BDDK Araştırma Dairesi, 30.05.2005
13.BALCI, A. “Basel II’nin Uygulanmasına İlişkin Gözönünde Tutulması Gereken Hususlar(Çeviri)”, BDDK Araştırma Dairesi, Temmuz/2004
14.YAYLA, M.-KAYA,Y. “Basel II, Ekonomik Yansımaları ve Geçiş Süreci”, BDDK Araştırma Dairesi, Mayıs/2005
15. “Denetim Açısından Risk Değerlemesi”, Activeline Dergisi, EYLÜL/2000
16. “Bankacılık Sektörü Basel II Gelişme Raporu”, BDDK Araştırma Dairesi, 19.06.2006
17. SERİM, A. “10 soruda ekonomide kurumlar, derecelendirme ve Basel II”, Radikal Gazetesi, 01.12.2006
18. IŞIN, Y. “Basel II’ye Hazırmıyız”, Bankacıyızbiz web sitesi, 07.07.2006
19.YÜZBAŞIOĞLU, N. “Risk Yönetimi ve Bankaların Denetimi”, BDDK Risk Yönetimi ve Gözetim Teknikleri Dairesi, 16.01.2003
20.İnternet Kaynakları
http://www.bddk.org.tr
http://www.bis.org
http://www.tbb.org.tr
http://www.bankaciyizbiz.com

Not: 30.01.2007 tarihli Dünya gazetesinde yayımlanmıştır.

Linkler

Ziyaretçi Sayacı

Bugün413
Dün1533
Bu Hafta1946
Bu Ay18258
Tümü200487
Ana Sayfa Makalelerim Basel II Sürecinin Türk Bankacılık Sistemine Yansımaları (30.01.2007 Tarihli Dünya Gazetesinde Yayımlanmıştır.)